Bir Kürt çocuğun Türkçeyle imtihanı

23.06.2013 15:55:05
A+ A-

Türkiye'de çocukluğum, altı yaşında başladı gibi gelir hep bana. Bugün düşününce altı yaşımdan önceki hayatımı pek hatırlayamadığımı ya da o hayatı başka bir ülkede yaşamışım ve Türkiye'ye gelince konuşma-hatırlama ihtiyacı duymamışım, bir nevi vebalı gibi geçirdiğim altı yaş öncesi hayatımı saklamam gerekmiş ve bu nedenle beynimden silmişim gibisinden bir his eşliğinde hatırladığımı fark ettim. Hatırladığım ilk şey; babamın benimle alışverişe gideceği ve bu nedenle beni aradığıydı. Alışverişe hep annesiyle ve nadiren giden benim için, babamın elinden tutarak arkadaşlarımın yanından geçerken yaşayacağım forsu düşündüm bir an ve en sevdiğim oyun olan, "fotbol" maçımı keserek, arkadaşlarıma özür dilemeden, koştura koştura babamın yanına, dedemlerin avlusuna gittim. Ki daha babaannem yaşıyordu ve o avlu hep bana babaannemin, tüm yanağımızı ağzına alarak öptüğü ıslak öpücükleri hatırlatıyordu, bu öpücüklere biraz da canım sıkılıyordu sanki çocuk halimle. Babam, amcalarım, dedem, babaannem herkes toplanmıştı ve bu tabloyla karşılaşır karşılaşmaz ben bir tutukluk yaşadım. Beni beklemeleri için çok resmi bir topluluktu ve beni hemen düşünmeye sevk etmeye yetti-ki hala düşünebiliyordum o zamanlar...
Babaannem öptü, dedem enseme bir şaplak indirdi, amcalarım ''sen de koşabiliyor musun ki futbol oynuyorsun'' diyerek dalgaya aldılar ve babam elimden tuttu ve doğruca çarşıya gittik. Hikâyenin geri kalanını bilirsiniz; önlük alınır(siyahtır daha),okula gideceğiniz söylenir, hı hı der büyükleri atlatacağınızı düşünürsünüz ve eve döner tekrar arkadaşlarınızı ararsınız, oynamak için...
Sabah erkenden annem uyandırdı, önlüğümü giydirdi, cebime temiz bir mendil koydu, ha bir de önlük yakası diye bir şey vardı, hiç sevmemiştim doğrusu, ondan sonraki okul hayatımda tüm kötülüklerin anası bellediğim yakayı boynuma bağladı ve babamla doğruca dedemlerin avlusuna gittik. Dedem bir yere gidecek gibi hazırlanmıştı. Babam ağabeyimle bana harçlık para verdiği anda dedemin sesiyle irkildim. Babama, ne para veriyorsun, bunlar alışır paraya sonra okumazlar, diye çıkıştı ve elimizdeki parayı alarak babama geri verdi. Sonra dedemle ''okul'' denen o mistik mekana gittik, birkaç odayı gezip birkaç çirkin adam gördükten sonra bir odaya girdik. Bir sürü çocuk oturmuştu, karşılarında da babam yaşında bir adam, büyük bir masada oturuyordu. Dedem ''hoce, okul-çocuk-sınıf'' gibisinden bir şeyler söyledi adama, adam da bir sesler çıkardı, ama ben hiç bir şey anlamadım ondan. Kuzenimle ağabeyim bir yere oturtuldu, beni de onların önündeki masaya oturttular. Adam ha bire sesler çıkarmaya devam etti ve ben onların hiçbirini anlamadım. Neyse ki zil diye bir şey çaldı da adam sustu bize kapıyı gösterdi ve biz çıktık. Dışarıda ağabeyimle kuzenime bu adam ne diyor, ben hiç bir şey anlamıyorum, dedim. Bu Türkçe'dir dediler, zamanla alışırsın, dediler; ama ben çok kaygılıydım. Nerede ne yapacağımı bilmediğimi söyledim, adam benimle konuşursa ne yapacaktım. Ağabeyim, zaten seninle konuşmaz, sen kimsin ki seninle konuşsun, dedi, kuzenim de merak etme yardımcı olurum, dedi. Tekrar bir zil ve tekrar aynı işkence odasına giriş. Bu sefer adamın konuşmasını anlar gibi oluyordum. İsimler söylüyordu, çocuklar ayağa kalkıp ''burada'' deyip oturuyordu. Ağabeyim enseme vurarak ''senin adını söyleyince sen de kalk -burada- de otur'' dedi. Adam durmadan sayıyor; "Fatma" dedi, bir kız kalktı, iyi bunu anladım diye düşündüm, ama adam anlamama izin vermiyordu ki, hemen başka bir ses, bu ne işkenceydi ya. Ben gelmesem olmaz mıydı, diye düşündüm. Bir süre sonra adam durdu, aynı şeyi tekrar tekrar söyledi ama kimse kalkmadı. Kuzenimle ağabeyim beni dürtüklüyor bir yandan, ben kulak kabartıyorum ama kendi ismimi duyamadığım için kalkmıyorum... Çok sonraları öğrendim ki benim ismim Türkçe'de farklı söyleniyormuş, âdeta çift kişi gibi yaşamaya başladım bir süreliğine. Okulda Vahhac oluyordum, evde wahaçko. Vahhac Türkiye'ye ilk adımımdır o yüzden...
Vahhac altı yaşında doğdu, doğduğu gün okula başladı, annesi ev hanımı, babası serbest meslek oldu... Wahaçko altı yaşında öldü, annesi ''yade''ydi, babası ''yabo'' kendi ''zarok''tu.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.