Bir mübadele köyü İsmetiye

23.11.2013 04:00:17
A+ A-

Mahallelerdeyiz…

Muhtarlarla çay deminde yaşam alanlarının içindeki öykülerde bazen kayboluyoruz…

İşte bir tane mahalle var ki, aslında köy orası da, mahalle olarak geçiyor resmiyette…

Muhabir arkadaşım Serhat Halaç, hiçbir   anı kaçırmadan belgeliyor objektifini  zumlayarak … Böylece yazı ve fotoğrafın emeğinde sohbetler derinleşiyor; her   mahallenin öksüz olmayan suratlarda,  bir masal gibi anlatılan  nice hikayeler  doğuyor.

Kimse kusura bakmasın, ben  İsmetiye Köyü’ diyorum… Tıpkı köylülerin söylediği gibi ‘burası köydür ‘ sözleriyle buluşmak gibi…

93 Harbinden gelenler ile mübadelenin ‘değiş-tokuş’ ettiği  Yunanistan, Bulgaristan’dan zorunlu göç edenlerin adresi  bu eski Rum köyü..

 Kök saldıkları topraklarından kopartılan Rumlardan  kalan topraklarda Balkanların hikayeleri yaşıyor…

Tam köyün merkezinde yeşilliğin içinde Muhtarın binasının kocaman bahçesinde köyün orta yaşlıları, yaşlılar ve birkaç genç ile muhtar Bekir Yazıcılar ile sohbet başlıyor, çaylar geliyor…

Tarihçesi çok eskilere doğru uzanıyor… özetle, ‘ Rumeli’den göç edenlerin yeri’ diyorlar..

Burada bir zamanlar Rumlar yaşarmış…

İşte hikaye ondan sonra başlamış  İsmetiye’nin… Yunanistan’a değiş-tokuş denilen sistemle gönderilen Anadolulu Rumlar’ın   derin izlerinin bıraktığı köylerine Rumeli’den  göç edenler de toprak hasretinde kendi kimliklerini yaratmaya çalışmışlar… Yüzyılla dayanan bir tarihi köy burası..

BİR SOYKIRIM ÖYKÜSÜ…

Pala bıyıklı, renkli gözlü , başında kasketi, dudaklarında tüten sigarası ile 82 yaşındaki Celil Kayır ile çay sohbetimizde, herkes ‘kendi soykırımının’ acısını dile getiriliyor....

 Zira bu köyün  gerçek sahiplerinin köklerini bıraktıkları o evleri, toprakları nice  acılara   dökülen tezekli evlerin ve ahşap çerçevelerin sessizliğinde yaşıyor!..

Öte yandan da Cemil Kayır gibi eski Yugoslavya’dan faşist Sırp katliamından-soykırımından- kaçanların sığındığı evlerin  balkan-tapusunda soluk alanlar  var...Artık onlar kök salmışlar, terk ettikleri toprakların masallarında, yemeklerinde dinleniyorlar...

 Köy dışında yaşamasının mümkün olmadığını söylüyor.. 5 çocuk ve 11 torun sahibi olan Celil Amcamız , Kosova’nın Repa köyünden gelen komşusu Hayri Aydın (57) ile o köyün öyküsünü dillendiriyorlar…

Burada öyküler çok derin…

Kosova’da Sırp katliamında  17 kişiden oluşan büyük dedelerinin  öyküsünü dinliyoruz… Aydın ise o katliam da samanlıklar altında kalan iki çocuktan biriymiş…

Celil Kayır ise, babasının bebek iken Sırp katliamından kaçmak için ormanlarda kar altında yaşadıkları o dört günü anlatıyor. Zira Celil Kayır’ın ailesi bu katliamdan Orman’a kaçarak kurtulmuşlar… İşte bu iki komşu o köyden yaşayan iki kişi olarak yaşamda…(*)

Osman Sevinç’de Bulgaristan’daki soykırımdan kaçan bir ailenin çocuğu… çok yakınlarını kaybetmiş…

Celil  Amca, “ Eskiden Marmara’nın en güzel ipekböceğinin üretildiği köydü burası…  O bitti. Tütünde bitti…Tütün çok zor işti, emeğimizin karşılığını da alamıyorduk.  Şimdi meyvecilik ve zeytin var” diyor.

Selanik göçmeni Ramazan Tez ise 73 yaşında, çiftçi iki tane çocuğu var,  devlet yardımı ile yaşıyor..

Bulgaristan göçmeni 79 yaşındaki Mehmet Yavuz, bu köyde doğmuş.. 6 çocuğu ve 15 torunu var. Mutlu…

2400’ün üzerinde seçmenin olduğu  taa Terzioğlu çiftliğindeki konutlarda yaşayanlar ile  5 bin nüfuslu köy-mahallesindeyiz.

Buradaki köyler eskilerden şahısların adlarını taşıdığından, zamanla o şahısın harflerinde değişimlerle köyler adlarını da değiştirmeye doğru gidivermişler..

KELHASAN’DAN KELES’E VE İSMETİYE’YE DÖNÜŞ…

İşte Muhtar Bekir Yazıcılar,  bu köy - mahallenin çok eskiden Kelhasan  diye tanınan  zengin bir şahsın adını taşıdığını söylerken, bu isim Keles’e dönüveriyor… Şimdi ise İsmetiye deniyor adına…

Sonraaa ilk cümlelerimizde dile getirdiğimiz gibi, eski Rum köyüne  80-100 hanelilik  bir göç oluyor, Yunanistan ve Bulgaristan ve Arnavutlardan… Elbette ki, boşaltılan Rum evlerine yerleşiyor Balkanlardan gelen halk/lar…

  Yeşilliklerin gölgesinde bir meydan kahvesinde masamız kalabalıklaşıyor anbean…

 Bu renkli halkın komşuluk ilişkileri ve kültür alışverişi ile   tarım renkliliği yaşanmış, zeytinliklerin ve tütün köyüne…İpekböceğinin de adresiymiş bu köy bir zamanlar…

Şimdiler de ne tütün var, ne de ipekböceğine dair bir iz…Dutlar  bile kalmamış sanki… Meyveciliğin köyü olarak yaşıyor sakinleri, keyifleri yerinde…

DÜĞÜNLER..

Köy düğünlerinde arzu eden geleneksel balkan düğünlerini yapabiliyorlar… Özellikle Arnavutlar Arnavut düğünü yapıyorlar bu düğün en az 4 gün sürüyormuş..

GÖÇ ALIYOR

Eskiden gençler  Bursa’ya  göç ederlermiş… Sonra köy kızları Bursa’dan  evlendirilince,   göç akımı başlamış… Sonra ne  olmuş?

İşte  o kızlar eşleri ve çocuklarıyla köye dönüş yaparak, nüfusun artmasına neden oluveriyorlar..

Kızları verdik Bursa’ya damatlarla geliyorlar, taşı toprağı altın diyerek’ sözleri her şeyi anlatıyor aslında..

 

ÇEVRE YOLU VE HIZLI TREN BURDA…

Çevre yolu ile daha da hareketlenecek bir köy İsmetiye…

Üstelik hızlı trenin bu güzergahtan geçmesi ile tarım köyü olarak tertemiz havası ile çok kişinin cazibesini  çekecektir…

Öyle ki;

Yeni İstanbul-İzmir Otobanı buradan geçiyor..   

PARSELLERLE ALDATILIYORLAR

Parselleşmede çok kişinin de canı yanmış, yanıyordu .. Tarım alanlarının bazı emlakçiler tarafından hisseli parsele dönüştürmesi ile kaçak inşaatlar başlamış… Muhtar bu konuda   sıkıntılı… “Hem vatandaş dolandırılıyor hem de tarla niyetine alınıyor, kimi az para alıyor kimi çok… “ diyor.

Her gün bu köye dinlenmeye gelen ve tarlası olan Bursalı Muharrem Kurtuluş, parselleşme konusundaki haksızlıkları dile getiriyor…

Şöyle ki;

-Kamulaştırmalarda dengesizlik yapıyorlar… İstimlâkte kimi az kimi bol para alıyor… Tarım alanlarına az para vermek gibi anlayış var… Köylüler mağdur oluyor … Bilirkişi heyeti  açıklama yapmıyor, saklıyor kimin malı ne kadara satıldığını.. Açık olunmalı… 1 dönüm yer 50 milyon iken  20  milyon dönümüne veriyorlar… Yazık değil mi köylülere? Dedelerden kalma , yerler gidiyor… Bu pazarlamada sanki gizlilik var!  Birine sattıklarını diğerinden saklıyorlar…  

KÖYLERİN  DELİLERİ!..

Köy olurda delisi olmaz mı? Lafı kimse yanlış anlamasın…

Köylerde çok masum, zeka düzeyi düşük olan  bir ya da iki kişi olur… Sokaklarında dolaşır,  etrafındakilerle sohbet eder ya da bir şeyler söyler..

İşte bu köyde de Ömer var… 40 yaşında zeka özürlü olan Ömer bir kez köyde kayboluyor, tüm köylü ağlıyor …. Ailesinin çok iyi baktığı Ömer de kahvenin bir kenarında oturuyor arada dolaşıp, bağırarak bir şeyler söylüyor… Onu susturmak ise bir kolayla başarılıyor… Öyle mutlu oluyor ki, kolasını içerken…Hatta objektifimize de poz veriyor..

 

İşte İsmetiye Köyü’nde renkli halkların içinde keyfimize diyecek yoktu… Pırıl pırıl havasında iğde ve hanımelilerin kokularında demlendik…

 

(*)Vicdan Kayır’ın Babaannesi Emine Kayır’ın (Cemil Kayır) Sırp soykırımdan kaçan öyküsü çıkıyor  karşısına..

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.