Bu ülke kimlerin ülkesi?

23.09.2013 16:10:11
A+ A-

Savaş yaşayan insanlar, kendi yaşam alanlarını terk ederken, başkaları için görüntü kirliliğine sebebiyet verdiğini düşünenlerin ülkesi.

Boğaza nazır bir yerde mayhoş bir şarapla demlenmek yerine, İstanbul'a "sen mi büyüksün ben mi" diye soran kibirli insanların ülkesi.

Ben yönetenler için ölmek ve öldürmek istemiyorum diyenlerin devlet tarafından yaka-paça tutuklanıp senelerce hapis yatanların ülkesi.

Halkın çocuğunu halkın gözü önünde katledip katili yargılanırken duruşmayı halktan saklayanların

Depremzedelere yardım kolisi adı altında Türk bayrağı, seksi iç çamaşırları ve taş gönderenlerin ülkesi.

Trafik ışıklarını 'bölücü renkler' diye değiştirenlerin ülkesi.

Milyarlarca para döküp beş yıldızlı otellerde tatil yapayım derken kahvaltıyı kaçırmamak için sabah dokuzda uyanmak zorunda olanların ülkesi

Sevdiği insanın düğününe gidip, o insanın ömrü boyunca rahat nefes alamayışını halaylarla davullarla zurnalarla kutlayanların ülkesi.

Ailesine okuldayım deyip simit satan çocuğun yalanıyla, parayı harcayıp elektrik faturasını yatırdım diyen çocuğun yalanını bir tutanların ülkesi.

Bir insanın bir daha yaşayamayacak olmasını acıyla düşünmek ve hissetmek yerine 'neden öldüğünü' merak edenlerin ülkesi.

Ailesini tatmin etmek adına yalan söyleyip; "Çocuğunuz zeki" diyerek beklenti yükseltip, o çocuğun hayatıyla oynayan 'öğretmenlerin' ülkesi.

13 yaşında 13 kurşun yiyenlerin ülkesi.

Bir gece ansızın evden alınıp bir daha geri dönemeyenlerin ülkesi.

Tecavüze maruz kalan erkeğe/kadına/transa "e o da ... yapmasaymış" diyerek maktülü değil, katili savunanların ülkesi.

"Param yok abi" demekten utanıp ve bu yüzden "param yok" dememek için hesap ödeme zamanı kendini dakikalarca lavaboya hapsedenlerin ülkesi.

Bir insanı tanımak için yediğiyle, giydiğiyle ve yaptığıyla yetinenlerin ülkesi

Kapalı alanda sigara içmeyi yasaklayıp, kapalı alanda milyonların ölümüne sebebiyet verecek anlaşmaları yapanların ülkesi.

Sigara molası.

Dünya üzerindeki sanal sınırlara biat edip, o aslında hiç olmayan ve olmayacak sınırlar uğruna can verenlerin ülkesi.

Dünyayı yapay sınırlarla ikiye ayırıp; "bura batı, bura doğu" diyenlerin ve "kime göre doğu, kime göre batı diye" sormayanların ülkesi.

Merhaba demeden nerelisin diyenlerin, beklediği(istediği) yanıtı alamayınca yoktan bahane yaratıp ortamdan g..üm g..üm tüyenlerin ülkesi.

Kürtçe müzik dinlemeyi ölüm, konuşmayı otobüsten atılma sebebi görenlerin ülkesi.

Komşunun çocuğuyla kendi çocuğunu her branşta mukayese edenlerin, utanmadan bir de bu rezilliği çocukların yanında yapanların ülkesi.

Annesi ölen bir insana "üzülme dost demek kaderde böyle yazılmış" diyen ve teselli ettiğini düşünen densizlerin ülkesi.

Gözleri yaşlı, suratı buruş buruş bir çocuğa "gel bakalım kim bizi üzdü" demek yerine cebine para sıkıştıranların ülkesi.

Bir çocuğun gözlerindeki açlığı (herhangi bir şeyin açlığı) anlamak yerine "ağlamayan çocuğa meme vermezler" diyen zalimlerin ülkesi.

Gencecik çocuklarını davullarla zurnalarla ölmeye ve öldürmeye gönderenlerin ülkesi.

Karşıdaki insanı tehdit ve şantajla kendine bağlayacağını ve bu umutla türlü çirkinlikler yapanların ülkesi.

Hak ettiği ilgiyi görmeyince, bunun sebebini düşünmek yerine "amaaan o(nlar) ne anlar be" diyenlerin ülkesi.

Üzgün veya hasta eşinin/dostunun sırtını sıvazlarken canı sıkılanların ülkesi.

Arkadaşıyla bir sırrını paylaşırken, gözlerinin içine baka baka dinleyip iki gün sonra başka bir kişiye aynı edayla anlatanların ülkesi.

"Bak bu kez gerçeği söylüyorum!" derken aslında başka bi yalan söyleyen ve karşıdaki inanınca da bundan muazzam keyif alanların ülkesi.

Çocuklarına "sevmek" eylemini öğretmeden, "para ve okul" kelimelerini öğretenlerin ülkesi.

Bir insanın kıymetini kaybedince anladıktan hemen sonra, başka bir insana kıymet vermeyenlerin ve sonradan yine pişmanlık hissedenlerin ülkesi.

Taziyeye gittiğinde yakınını kaybeden dosta sarılmadan önce, bir bilene "kimi ölmüş" diye sorup ve ona göre üzüleceğine şartlananların ülkesi.

Aldatmayı "e ama o da bana ihanet etmişti" cümlesiyle üzerini örtenlerin ülkesi.

"Gün gelir iyi şeyler olur" diyen fakat bu iyi şeyler olsun diye zalime bir parmak fiskesi vurmaya üşenenlerin ülkesi.

Komşusundan bir kaşık yağ istemeye çekinip bu görevi annenin oğula, oğulun anneye pasladığı bir ülke.

Zaten kendi içerisinde zilyon çeşide ayrılan insan evladını, özenle ve itina ile bir kez daha kategorize edenlerin ülkesi.

Filmi bittiğinde beklediği son gerçekleşmedi diye kameramanın, ışıkçının, senaristin emeğini hiçe sayanların ülkesi.

Kitabı satın alırken, yazarı da satın aldığını sanıp, "okuyucuya bir mesaj vermiyor lan bu" diye çıkıntılık yapan züppelerin ülkesi.

Tanımadığı biri hapşırınca iyi yaşa demeyenlerin ülkesi.

Çocuğu kucaklamak yerine sattığı mendili alarak ona iyilik yaptığını düşünenlerin ve içten içe mutluluk yaşayanların ülkesi.

Tanımadığı insana günaydın/iyi akşamlar deyince, tacizci ve tehditkar bakışlara maruz kalanların ülkesi.

Doğru söylemenin toplum nezdinde alkışa layık görülmesine şaşırmayanların ülkesi.

Şiir kitabının kapağını kapattıktan sonra yoldan geçen kadını gözleriyle taciz edenlerin ülkesi.

"Dar gününde hep yanındayım" dedikten sonra dostunun dar gününde telefonu başkasına açtırtıp "uyuyor de uyuyor de" dedirtenlerin ülkesi.

"Uzun süredir görüşemiyoruz, çok özlemişim, ee anlat" derken aralıklarla saatine bakanların ülkesi.

Sürekli 'neden hiç aramıyorsun' (yalandan) serzenişini, vefasızlığına koz olarak kullananların ülkesi.

Minicik bir çocuğun başını okşadıktan 2 dakika sonra yüzüne bile bakmayanların ülkesi.

Ağız alışkanlığından, 'nasılsın?' sorusuna; vaziyet-i ahvalini anlatanın enayi muamelesi gördüğü ülke!

Nasıl olduğunu merak etmediği kişilerle karşılaşmamak için ve yalandan 'nasılsın' diye sormamak için yolunu değiştirenlerin ülkesi.

Tekrar soruyorum cevap vermeye yüzün var mı?

 

Bawer



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.