Bu yol çiçekli bir yol

16.04.2013 00:46:19
A+ A-

 

"Bu hayat tırtılı bile uçurabiliyorsa kim tutabilir ki sizi" demişti  Cüneyt Özdemir. Tırtılın o mucizevi anını izlerken hayatın ne kadar akıcı olduğuna dikkat etmemiştim hiç. Yavaş yavaş gerçekleşiyordu ve hiç kımıldamadan, nefesimi tutup izledim ki, vereceğim nefesin fırtına misali estiğini gören kelebek henüz geldiği  Dünya'nın korkunç bir yer olduğunu düşünmesin. Ama ilerde anlayacaktı zaten deyip yaklaşık yarım dakikadır içimde tuttuğum nefesi verdim. O yeşillerin arasından önce sürünerek yaşayan tırtılın, havaya ve doğaya meydan okuyarak uçması bana cesaret vermişti. Ama ne var ki beni tutan eller hiç de uzakta değildi. Yakamda, kolumda ve boğazımdaydı. Yürürken arkamı kontrol etmekten önüme bakamaz oldum, ama bunları konuşmanın  bir önemi yok değil mi?

Tenekelerden yaptığımız davulları, darbukaları, yoksulluğun yüzümüze vurduğu o garip ama anlam yüklü tebessümü görenler  "Aaa ne kadar güzel!" derlerdi.  Ben merak hep merak ediyordum; güzel olan bizim tebessümümüz müydü yoksa bütün bunlara rağmen gülümseyebilmemiz miydi? Artık çok geç, bunları sormam bir şeyi değiştirmiyor. Herkesi, her şeyi duyanlar bile artık bizi duymuyor. Kimse tutamaz bizi evet, o yüzden düşüyoruz sanırım.

Unutuyor değil mi insan? Yaşadığı vicdan azaplarını, pişmanlıklarını, yaşattığı acıları ve kendi acılarını unutuyor. Benim de tesellim bu yönde işte. Bu düşüşümü unuturum belki.  Barışa yönelik her yazıyı okurken içimde kopan fırtınaların biraz dindiğini hissediyorum ama sonrada herkes susunca  ne kadar yalnız olduğumuzu bir kez daha anlıyorum. Herkes gibi benimde hayallerim var; Hep özlemini çektiğim ve bir gün ulaşmanın özlemiyle yanıp tutuştuğum. Tek bir yolla gerçek olacak biliyorum ve o yola giriyoruz. Dünyanın bütün çiçeklerinin açtığı o yola.

Şimdi barışa yürüyoruz işte, omzumuzda tarihin ağır yükü ve aynada vicdanına hesap vereceklerin yüzü... Kaçı görecek kendi yüzünü ve taşıyabilecek o karanlık yükü? Belki de miladı olacaktır gül kokulu cümlelerin ve belki de sonu gelmiştir kan gölüne dur demenin. Bilemiyorum sadece bekliyorum. Umumdum en az başı dumanlı dağlarım kadar yüce. Ve milyonlara yetecek kadar da sevgi büyütüyorum içimde, olurda onlar sevemezse ben onların yerine de severim diye. Atalarımızdan öğrendik beş kişilik evde, olur da tanrı misafiri gelir diye sekiz kişilik yemek yapmayı, aşa hoşgörü katmayı, birkaç yüreklik sevmeyi ve yüreğe gül serpmeyi. Dilerim becerebiliriz barışa milyonlarla yürümeyi. Yolumuz açık  ve aydın olsun.

Berivan Çetin



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.