Bütün Giritliler Yalan Söyler

21.02.2013 19:15:59
A+ A-

 

Zamanın birinde, çokta öyle uzun olmayan bir zaman diliminde, yanımda Ermenilere küfür eden birine Ermeni olduğumu söylediğimde çok şaşırmış, "ama sen Kürt değimliydin" diye sormuştu. Şimdi Ermeni oldum dediğimde diyecek bir söz bulamamıştı.

Ömrüm boyunca bir ırka ya da bir halka ait olmayı hiç sevemedim. Her daim sadece insan olmanın güzelliğinden anladım ancak nedense hep bir şeylere ait olma isteği duyan insanoğlu tarafından, hep bir yerlere adapte edilmeye çalışıldım. Gerçi bana özgü bir durum olmadı bu. Ne yaparsa yapsın insan hep bir yerlere adapte edilmeye çalışmıştır. Bu adapte çalışmaları ile de bir insanın ne kadar iyi, ne kadar kötü olabileceği hep tartışılmış, hep ona göre tavır alınmıştır.

Önyargı, insanoğlunun hep kötülediği ama her daim sarıldığı bir durum olmuştur. Ne kadar kötülese de, ne kadar kötü olduğunu bilse de hiçbir zaman bırakmaz, bırakmaya da çalışmaz.

Kürtler kötü konuşurlar,

Çingeneler pis kokarlar,

Ermeniler dolandırıcıdır,

Kadınların hep o....dur,

Çorumdan adam çıkmaz,

Diyarbakırlılar hırsız olur,

İstanbullular yalancıdır. vs.

İnsan bilmediği için önyargılıdır. Bilmediği durumlardan kurtulmak ya da korkularıyla yüzleşmemek için önyargıya sarılır. Önyargı bir insan için kaçıştır. Başına gelen bir durumu izah etmek için önyargılara sarılmayı hep bilmiştir. Önyargı insan için kaçışın ifadesidir.

Dün Karadeniz de yaşanan da bundan öte bir şey değildir. Kürtler hakkında hiçbir şey bilmeyen, hep kulaktan dolma bilgilere sahip olan ya da iktidarın barış istemeyen dilinden etkilenen insanlar, bütün önyargılarını toplayıp, yaşadıkları her şeyin sorumlusu olarak gördükleri insanlara patladılar. Sorun oradaki insanların, dağa çıkıp savaşmış olup olmamaları değil, onlara saldıran kitleler tarafından aynı tarafta görülmeleridir.

Ne güzel demiş Einstein; "önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur" diye.

Barış dediğimiz olgu da işte bu önyargıları parçalamakla olabilecek bir durumdur. Yoksa sadece birbirleriyle görüşmelerde olabilecek hiçbir şey yoktur. Herkesi kendi gibi insan olarak gören bir insanoğlu barışa layık olabilir. Kimseyi hiçbir şekilde ötelemeyen bir insanoğlu barışın tadına varabilir. Yoksa, küçük bile olsa bir farklılık arayan, bulmaya çalışan bir insanın barışı sadece savaş öncesi dinlenme olacaktır.

Önyargıların en çok yaratıldığı toplumlar, genel olarak baskı rejimlerin olduğu toplumlardır. Kimseyi anlamamak, ya da popüler deyim ile empati kuramamanın en büyük nedeni ise işte bu önyargılardır. Berfo ananın oğlunun mezarını aramasını anlamamanın en büyük nedeni de işte budur.

İnsan denilen varlık, kapitalist sistem ilk nüveleri gösterdiği andan itibaren önyargıların esiri olmuştur. Ana-erkil sürecin tarih sahnesinden silinmesinden itibaren başlamıştır önyargılar. İnsan kendini var etme ve her koşulda güçlü tarafta tutmak için dönemine göre önyargılar bulmuş ve bunlara sığınmıştır.

Önyargı, insanoğlunun kişiliksizleşme sürecinin en önemli duygu-durumlarından biridir. Ciddi bir geçmişi olduğundan dolayı da sökülmesi, yenilmesi çok zor bir süreçtir. Sözün kısası; empati denilen olgu sade önyargıları yıkmakla ilgilidir ki ondan dolayıdır da çok zor olmaktadır. Önyargıları yık, empatiye gerek kalmaz.

İnsan doğarken ne sınıfı, ne ırkı, ne dini olur. Doğan sadece bir canlıdır, her şey doğumdan sonra ortaya çıkar. Kişi kendisini sadece insan olarak görmeye başladığı andan itibaren bütün savaşların bir nedeni olmayacaktır. Barış, insanın insan olma çabasıdır ve ancak insan olduğunu anladığında sağlanabilecektir.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.