Çatal Fırlatmacılığından Barış Havariliğine

13.02.2013 22:30:49
A+ A-

 

Tam da on beş yıl önce bugündü, Ahmet KAYA’yı linç ettiğimiz Magazin Gazeteciler Derneği’nin ödül töreni. Aradan geçen bu zaman zarfında ne çok şey değişti. O gün eli yetişip de çatal-kaşık fırlatmayan sanat ve basın kalantorları sıcak ve konforlu yerlerini biraz daha sağlamlaştırmak için, laf atma yarışına girişmişlerdi. Hafızalarımızı (olmayan) yoklayıp o günlere baktığımızda kimler neler söylemiyordu ki?

Ahmet KAYA’ya saymak vatanperverliğin ispatı idi adeta. Serdar ORTAÇ’ın başlatmış olduğu tahrik karşısında herkesin milli ruhu şaha kalkmış, zat-ı muhterem adeta milli kahraman ilan edilmişti. Genç kızlarımız bu çağdaş KARAMURAT’ın(!) haremine katılmak için ölesiye bir mücadeleye girişmiş, Köşe Yazarları ve Sanatçı güruhu Serdar Bey’e(!) Methiye dizme yarışına girmişlerdi, Peki kimlerdi onlar? Kimler değildi ki?

Oysa Ahmet KAYA  bugün onlarca kanal da bas-bas çalan Kürtçe kliplerden bir tanesini yapıp yayımlatmak istediğini söylemişti sadece.

Vatan hayinliğinden tutun bölücülüğe kadar yaftalamadığımız şey kalmadı. Acaba sayın Serdar bey kadar da mı? Sevmiyordu bu vatanı. Yoksa Serdar’lar kadar sanatçı mı değildi? Aklı,vijdanı olan ve az çok müzik ilgisi olan herkes te bilirki o gün kaşık-çatal atma yarışına girenlerin hepsinden daha adam, daha insan ve daha sanatçı idi. Ama o sıralar bu ülkede vatanperverliğin yegane ölçütü Kürt’lere ve içinde Kürt ve Kürtçe geçen her şeye küfüretmekti.

Bugün düz ovaya çıkılmış; Kürt’ün ve Kürtçe’nin anayasada yer almasına ramak kaldığı bir ortamda herkes bir özgürlük ve barış havarisi kesilmiş. Çünkü iyi biliyorlar ki gelinen aşamada artık geriye dönüş yok. Kürt ve Kürtçe artık lincin değil alkışın vesilesi. Herkes birazda Türkiye insanının hafızasına(!) güvenerek, yüzseksen derece dönüş yaparak yeni süreçte mevzi kapma ve yıllarca değerlerine küfür ettiği Kürt halkının kardeşliğinden ve haklarından söz etmektedir.

İddia ediyorum eğer o gün Ahmet KAYA’yı taşlayanlar; Ahmet haklı deselerdi belki bu gün konuştuklarımızı on yıl önce konuşacaktık. Bu güne kadar ölen gençlerin çoğu belki hayatta olacaktı. Ve Ahmet’ler, Mehmet’ler (uzun) vatan hasreti ile sürgünde ölmeyeceklerdi.

Bugüne kadar rahatlarından, mevkilerinden, şöhretlerinden kaygı duyup susanlar, bu günkü süreci bu konumlarını sürdürmek hesabı ile destekliyorlar.

Ama Ahmet KAYA’dan, Mehmet UZUN’dan, Mahmut BAKSİ’den Yılmaz GÜNEY’den ve daha yüzlerce sürgünde hayatını yitirmiş gerçek aydın ve sanatçıdan, bu gün söylenenleri on yıl önce söylediği için dağa çıkma ya da yurtdışına kaçmak zorunda bırakılıp hayatını kaybedenlerden, vatan elden gidiyor, iş sana düştü denilerek genç yaşta eline silah tutuşturulup terörist(!) avına çıkarılıp ölen binlerce yoksul aile çocuğundan özür dilenmeden kimse kendisini temize çıkaracağını sanmasın. Elbet bir gün bu travma bittiğinde herkes eline başının arasına alıp kim ne söylemişti diye düşünecektir. İnanın o zaman film şeridi gibi canlanacak bütün söylenenler. Nasıl ki bu gün darbeciler yargılansın diyorsak. Gün gelecek eski defterler açılacak darbeciler gibi  savaş şakşakçılığı yapıp binlerce sürgün ve ölüme sebep olanların da yargılanması istenecektir.

Şimdi başını kaldırsa da barış ve kardeşlik sevdalısı!! Sanatçı ve aydınlarımızı! Görse idi sevgili Ahmet asil o zaman bu ikiyüzlülüğe Kafama Sıkar Giderim derdi.

Hoşçakal İki Gözüm Hoşça kal. Eğer bugün bu kirli savaş bir on yıl daha uzamıyorsa inan bunda senin payın günümüz şakşakçılarının hepsinden daha çoktur. Ve senin türkülerin halen milyonların dilinde ama inan sana çatal fırlatanların çoğunun ismini bile bilmiyor çocuklarımız.

YORUMLAR

UTANMALIYIZ? -

acaba bu gün kürtçe klip yapanlar,dinleyenler,yayınlayanlar Ahmet Kaya'dan utanıyorlar mı?

0 1
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.