Cezayir'in bağımsızlık ricası...

28.08.2015 03:20:39
A+ A-

Her gün yaptığım rutin aramalarımdan birini yapıyorum arama motorundan. "27 Ağustos tarihte bugün" yazıyorum. Karşıma onlarca sonuç çıkıyor. Ama içlerinden biri var ki insanın yüreğine oturuyor. Öyle bir sonuçla karşı karşıya geliyorum ki, bir anda kendimi tarihin kanlı ve utanç dolu sayfalarında buluyorum...
 
27 Ağutos 1947 - Cezayir, Fransa'dan bağımsızlık talep ediyor. Bağımsızlık dediğin ilan edilir, talep etmek de ne demek? diye önce bir atarlanıyorum. Öyle ya savaşırsın, kazanırsın, özgür olursun. Peki ya direnecek gücü kalmayanlar? Peki ya kaybedecek vatandaşı kalmayan milleter ne yapacak ? Bir millet düşünün ki nüfusunun dörtte biri katledilmiş. Ne savaşacak adamı kalmış, ne de halkın daha fazla istismara gücü. Acı bir çığlık niyeti taşıyor bu talep. Düş yakamızdan Fransa diyor. Ama 132 yılın sindirilmişliği ve bezginliğiyle olsa gerek ricacı ve yorgun kalıyor bağımsızlık arzusu...
 
"Ele verir talkını kendi yutar salkımı" sözü atalarımız tarafından Fransızlara söylenmiş olsa gerek. Bilmem kaç sene sonra bi yerlerden birilerine siz soykırım yaptınız deme gafletine düşen bu ırk; acaba kendini nasıl aklayacak. Katliam, soykırım ne soğuk tabirler. Peki neydi soykırım dedikleri? Birinin soyunu kırmak için ne olması gerekiyordu ki? 
 
Günümüzde kabul gören Uluslararası Ceza Mahkemeleri -  Roma Statüsü ne göre soykırım denilen tabir 6 maddeye sıkıştırılmış. Soykırım; bir milletin etnik,dini bir grubun tamamını yada bir bölümünü yok etme amacı taşıyarak
 
grup üyelerini öldürmek,
grup üyelerine fiziki veya zihinsel zarar vermek,
grup üyelerini tamamen yada kısmen fiziksel yok oluşa götüren yaşam şartlarına tabii tutmak,
gruptaki doğumları kasıtlı olarak engellemek,
grup üyelerini zorla başka bir gruba transfer etmek,
belirli bir ırkı veya dini tamamen yada bir bölümünü yok etme niyeti taşımak.  Durum böyle özetlenmiş...
 
Peki Cezayir halkına bir soykırım söz konusu mu???
 
Fransa ilk olarak 1827 yılında 37 bin askerle Cezayir'e giriyor. Üç yıl içinde  tamamen işgal ediliyor. Bu işgal sebepleri arasında Cezayir'in stratejik konumu ve yeraltı zenginlikleri başlıca sebep olarak gösterilebilir. 132 yıllık sömürü böyle başlıyor. Ardından kültürel asimilsyon, Arapça eğitimin yasaklanması ve Fransızcanın resmi dil ilan edilmesi, ekonomi ve siyasi yapının ele geçirilmesiyle kanlı süreç devam ediyor...
 
Cezayirlilerden ilk çığlık 1832 yılında yani işgalden 5 sene sonra, Maskara Emiri Abdülkadir önderliğinde yükseliyor. Sivil halk bu isyandan sonra türlü işkencelere maruz kalıyor, bir bakıma sindiriliyor...
 
Cezayir halkının sınanması Fransızlarla kalmıyor sadece. 2.Dünya Savaşı esnasında Naziler de bölgeye saldırıyor ve binlerce insan katlediliyor...
 
2. Dünya Savaşının sonlarında, kaynaklara Setif Katliamı olarak geçen 1945 olaylarında savaşın bitişini kutlama amacıyla açılan Cezayir bayrağı halkın felaketi oluyor. 45 bin masum sivil ateşli silahlarla taranıyor ...
 
Sonraki on yıllık süreç halk arasında milli bilincin uyanması için etkili bir süreç oluyor. 1958 Eylül ayında Kahire de Geçici Cezayir Hükümeti kuruluyor. 27 Ağustos 1947 de bağımsızlık talebinde bulunan Cezayir, onbeş yıl sonra çağrısına cevap alıyor ve 1962 de Evran Antlaşması ile bağımsız oluyor...
 
Resmi olarak 132 yıl Fransız sömürgesi olan Cezayir; yeni ama yenik bir bağımsızlık elde ediyor. Nüfusunun dörtte biri katliama maruz kalıp yok oluyor. Bir buçuk milyon insan can veriyor. Sekiz bin köyü yağmalanıyor ve yüzbinlerce insan yaralanıyor. Kadınları, masum çocukları ve erkekleriyle türlü işkenceye uğramış bu halk geç gelmiş bir adaletle güya özgür kalıyor...
 
1997 ve 1998 yıllarında da ardı ardına saldırıya uğruyor. İki sene içinde sekizyüze yakın kişi camilerde, ibadet halinde iken bombalanıyor. Ve günümüzde bile hala Cezayir hapishanelerinde bir milyona yakın kişi siyasi görüşleri sebebiyle tutuklu yargılanıyor...
 
Fransa'yı ne aklar bilmiyorum. Ya da aklanma gibi bir talepleri var mı tüm bu yaptıkları sebebiyle utanç duyuyor mu? onu da bilmiyorum. Emin olduğum tek şey; soykırım konusunda elinden geldiğince başarılı olduğu. Soykırım tanımına ait altı maddenin tamamını da bir halk üzerinden kalleşçe uygulayan Fransa ya bu yazı aracılığı ile kinimi, nefretimi kusuyor ve tez elden kendi işine gücüne bakmasını öneriyorum...
 
Zulmeden bin zalim, kanı dökülen her mazlumun bir damla kanında er yada geç boğulacaktır...
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.