CHP, Müzakereler ve Toplumsal Uzlaşı

09.01.2013 10:15:51
A+ A-

 

Geçtiğimiz aylarda ICG(Uluslararası Kriz Grubu) tarafından Kürt Sorunu ile ilgili açıklanan rapora göre, raporu yazıldığı tarihten itibaren son 14 ay içerisinde, geçen 13 yılın en fazla ölümlerin yaşadığı dönemden geçildi. Sadece bu bilgi dahi meselenin çözülmesinin önemini açıklar niteliktedir. Bu noktada, CHP'nin müzakerelere karşı aldığı tutum tam bir soysal-demokrat partinin yapması gereken ve devlet ciddiyetine yakışan bir tavırdır. İhtiyatı elden bırakmadan, konunun partiler üstü mesele olmasının bilinciyle iktidar partisine destek verilmiştir.  Burada bir kaç konu üzerinde CHP'nin önemine değinmekte yarar var.

Bunlardan ilki, AKP'nin 2009 yılında başlattığı açılım süreci ve ardından kamuoyuna Oslo görüşmeleri olarak yansıyan süreçte, müzakerelerin toplumdan saklanarak yapılmasına göstermiş olduğu tepkinin işe yaradığı görülmektedir. AKP bu yeni süreci, en başında ve bizzat Başbakan Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurmuştur. Ayrıca geçen yazımda bahsettiğim silahlı örgütlerle müzakerelerde bizzat örgüt ile değil, örgüte yakın, ideolojik olarak aynı tabana hitap eden siyasi partilerin sürecin en kilit aktörleri olması gerektiğinden (Sinn Fein- IRA örneği) yola çıkarsak, BDP'nin sürece girmesiyle birlikte Mecliste bulunan üç partinin desteği sağlanmış oldu. Bu da ikinci önemli meseledir. Kabaca halkın oy verdiği partilerin %75'i bu sürece destek vermektedir. Sürecin nihai bir sonuca ulaşabilmesi için en önemli mesele olan toplumsal uzlaşının sağlanabilmesi için belki de en önemli görev sosyal demokrat bir parti olarak CHP'ye düşmektedir. MHP'nin sürece göstermiş olduğu tepki ideolojik olarak çok normaldir. Fakat CHP içerisindeki ayrışmaların parti içi demokrasinin işlemesi olarak değerlendirmekle birlikte, bunların toplumsal uzlaşıyı sağlama konusunda yararının olmayacağı aşikârdır. CHP'nin sosyal demokrat bir parti ve ana muhalefet partisi olmasından dolayı denge unsuru olacağı bir dönemden geçmekteyiz. Yoksa MHP ya da İşçi Partisi çizgisine inmiş bir CHP sürecin denge unsuru olamayacaktır. Bu da toplumun müzakerelere karşı kuşku ile bakan kısmının bakış açısı konusunda bir faydası olmayacaktır. Başbakanın CHP'nin desteğine verdiği tepkiye de bakacak olursak dengeye bu kadar ihtiyacımız olduğu bir başka dönem olmayabilir çünkü süreç çok kırılgan bir düzlemde ilerlemekte ve müzakere yöntemi olarak da hatalar yapılmaktadır.

Tam da bu nedenle süreç CHP tarafında çok dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Toplum artık yeni ölümler istemiyor. 2009 ile karşılaştırdığında bu yeni süreç toplumsal uzlaşı anlamında daha olumlu olabilecektir. Burada da CHP halkla ilişkiler sorumlusu Gülseren Onanç'ın da dikkat çektiği nokta "Devlet eşittir Hükümet değildir. Muhalefette bu süreç içinde aktif olmalıdır"  söylemi önemlidir. AKP de toplumsal uzlaşı sağlamak istiyorsa bir sorumluluk örneği göstermelidir ve CHP'yi sürece dahi etmelidir. Anayasa komisyonundaki veya Uluderede'ki AKP tavrıyla bu süreç ne yazık ki yeni bir hüsranı barındırmaktadır.

Çatışma çözümü gibi çok hassas konuların müzakere edildiği dönemlerde en zoru toplumlar arasındaki kopmanın önüne geçilmesi ve dengenin uzlaşıyla sağlanabilmesidir. CHP önceden denediği ve başarısız olduğu çizgiden vazgeçerek çok önemli bir adım atmıştır. Artık sıra AKP'nin her şeyi ben bilir ve yaparım tavrından vazgeçerek, meseleyi devlet ciddiyetiyle tüm aktörleri kapsayıcı şekilde ele almasının sırasının zamanıdır. 



YORUMLAR

CHP başarabilecek mi? -

CHP acaba bu kez ulusasalcı çizgiden kurtularak barışın savunusunu yapabilecek mi? Ölüm, kan, savaş tacirliğinden uzak durabilecek mi? Eğer yine barıştan yana kararlı bir duruş gösteremezse MHP den farkı olmadığını kabul etmiş olacaktır.

1 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.