Cim, başı çığalı, ?ha? da ona benzer, ?hı? da ona benzer?

04.04.2013 23:52:12
A+ A-

 

Rahmetli halam, henüz daha okula başlamadığım 1960'ların başlarında bana Kuran harfleri öğretmeye çalışırdı, hem de bugün anlamlı bulduğum bir tekerlemeyle.

'Elif', çubuk gibi, 'be' çanak gibi, 'te' de ona benzer, 'se' de ona benzer, 'cin' başı çığalı, 'ha' da ona benzer, 'hı' da ona benzer. O söyler ben tekrarlardım, namaz sürelerini de bu yöntemle halam öğretmiştir bana.

Bugünlerde kurumsal ve de toplumsal bölünmüşlüğümüzü görünce, o günler geldi aklıma ve de o gün öğrendiklerimin bugünkü zihnimdeki anlamları. Her birimiz kendimizi 'cim' gibi görüyoruz, başımız da çığalı, ama ya öteki gördüklerimiz; onlar da 'ha' ya da 'hı' oluyor bir bakıma.

Birer 'cim" olarak başımız çığalı ve aynı zamanda ortasında da bir "benlik" noktamız var. Ama dışarıdaki 'ha' ve 'hı' ile de ayrıştırmışız kendimizi, bu nedenle kendimizi ötekilerden dışlayan bir kavisli hat da çizmişiz.

Ötekilerin bir kısmını, içi noktasız 'ha' görürken, bir kısmını da başı noktalı 'hı' görmekteyiz. Evet, hepimiz 'cim' oluyoruz, ama ötekilerin gözünde de 'ha' ya da 'hı' olabiliyoruz.

Geçtiğimiz günlerde yazdığım "Lamı cimi yok!" başlıklı yazıma benzedi, bu yazım da, ne var ki somut yanlışlarımızı düşünsel arkeoloji yazılarıyla ne derece anlatabiliyorum, doğrusu ben de bilemiyorum.

Bilsek ki, 'cim', 'ha', 'hı' olmaktan, "Lam" ve onun üreteceği toplumsal değişimimizle kurtulacağız; acaba 'cim', 'ha', 'hı' olmaktan çıkıp, toplumsal 'lam' haline gelir miyiz?

Yoksa başı çığalı 'cim', içi noktasız 'ha' ve başı noktalı 'hı', biz olmaktan çıkan bizlerin, tek gerçeği mi olacak?

Buna, biz olmaktan çıkan bizler karar vereceğiz.

Sorunlarımızı 'cim', 'ha', 'hı' ile çözemeyiz, sorunlarımızı ancak 'elif' çözer, o da çubuk gibi olanı, diğer bir ifadeyle 'irfan' üreten ilim çözer, araştırma sonucunun ne olduğu belli olmayan 'bilim' değil!

Demek ki, ülkemizde dert bir değil, bilim; bilim olmaktan çıkmış, insan da insan olmaktan. İnsanlar birer 'cim', 'ha', 'hı' olurken, bilim de eğri büğrü olmuştur. Dolayısıyla hakikat kaybolmuş, insanlar da rehbersiz kalmıştır.

Daha doğrusu rehber, 'elif' olmaktan çıkmıştır. Bu gerçek 'lam' gerçeğimizi hatırlatıyor, çünkü 'lam'ın düz çizgisi bitmiş durumda, bugün yaşadıklarımız 'lam'ın kavisli kısmında olduğumuzu göstermektedir.

Sadece biz mi?

Hayır, tüm insanlık!  

Bir an önce yeni toplumsal 'lam'ımıza kavuşmak dileğiyle.

Bu vesileyle halamı rahmetle anıyorum, o benim ilk öğretmenimdi; sadece öğretenim değil, aynı zamanda, zaman zaman da sınayanımdı!

.

Rıza Üsküdar

29 Temmuz 2011/Eskişehir



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.