Çözüm süreci "çözülür" mü?

22.10.2013 10:18:04
A+ A-

Başladığı ilk günlerde toplumun büyük kesiminin umut ve sevinçle karşıladığı çözüm süreci, uzun zamandır toplumda bir rahatlama yaratı. Toplum bu sorunun çözümü yönünde pozitif bir düşünceye sahip konun geldi. Artık kimse görünmeyen bir düşmana sahip olmak istemiyor. Bu terimi ilk kez ben kullanıyor olabilirim, görünmeyen düşmanlık olabilir mi? diyenler olabilir.

Görünmeyen düşmanlık olabilir. Birbirini hiç tanımayan insanların, birbirilerine duyduğu düşmanlığın adıdır görünmeyen düşmanlık. Birbirini öldürmek zorunda kalan ama, birbirinin varlığından haberi olmayan bir düşmanlıktır gizli düşmanlık. Hiç tanımadığı bir insanı öldürmenin adıdır gizli düşmanlık.

Esrar ve sır perdelerinin örttüğü gelişmelerin adıdır gizli düşmanlık, at izi ve it izinin iç içe girdiği atmosferin adıdır gizli düşmanlık, karanlık güçlerin istediği gibi at oynatabildikleri biz atmosferin adıdır gizli düşmanlık, insanların birbirilerini tanımadan nefret duygusunun geliştiği bir zeminin adıdır gizli düşmanlık.

İşte tüm bu yukarıda saydığım olumsuz ortamların ülkemizde ortadan kalkması, insanlarda yeniden birbirilerine karşı sevgi ortamının oluşması çözüm sürecinin hayat bulması gerektiğine inanan kişilerdenim. Fakat benim ve bir başkasının bu işe inanması sorunun çözümü için yeterli değildir.

Sorunun çözümü birbirileri ile sorunu olanlar arasında çözülebilir. Yani iki kişi kavga ediyorsa, üçüncü kişi kavgayı ayırabilir, karşılıklı arabuluculuk yapabilir. Ama kavgayı bitirecek olan kavga eden taraflardır. Kısacası benimsesek de, benimsemesek de çözüm sürecinin taraflarının karşılıklı olarak mutabık oldukları bir zeminin oluşması ile hayat bulabilir.

Son günlerde BDP ve KCK, hükümet kanadının sürecin önünün tıkanılmak istendiği yönünde şikayetlerini gündeme getirdiler. Buna karşı hükümet tarafı ise PKK, KCK ve Öcalan'ı birbirilerinden ayrıştırmayı çağrıştıran ifadeler kullandı. Son olarak da eğer bu davranışlar devam ederse İmralı ile olan görüşmeler son bulabilir ifadelerine yer verildi.

Hükümet kanadı her ne kadar çözüm sürecini seçime endekslemek istemiyorum dese de bu son süreçlerdeki gelişmeler, seçime yönelik gelişmeler olarak değerlendirilebilir. BDP'yi etkisizleştirme politikaları uygulanmaya çalışılıyor. BDP de bunun farkında olmalı ki, başbakana bu blöfünü yutmuyoruz böyle bir girişim sürecin bitirilmesi anlamına gelir diyerek karşılık veriyor.

Öcalan, barış umutlarını yitirmemekle birlikte, yeni adres gösteriyor hükümet ve PKK' ye siz karşılıklı olarak görüşüp sorunları çözün demek istiyor. Hatırlarsak Öcalan sürecin başlangıcında arabuluculuk rolünü üstlenmişti, fakat gün geçtikçe sürecin etkin aktörü konumuna gelmesinin gerektiğini ifade etti.

Ve önceki görüşmelerde bu süreç yürüyecekse kendi koşullarının düzelmesi gerektiği taleplerini dile getirmişti. Diyalog aşamasının bittiğini, müzakere sürecinin başlaması gerektiğini vurgulamıştı. Artık araçsallıktan çıkıp, stratejikleşmek istiyorum demişti.

Öcalan PKK ve BDP bir bütün olarak düşünülmediği sürece çözüm sürecinde doğru adres bulunmuş sayılmaz. Fakat hükümet bu aktörleri ısrarla farklı, farklı olarak lanse etmeye çalışıyor. Bu yaklaşım tehlikeli bir yaklaşımdır. Karşı taraf bunu idrak etmiş durumda ve bundan dolayı hükümetin oyalama taktiği izlediği konusunda endişelenmektedir.

Öcalan'ın 15 Ekimde yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini ifade ediyor. Fakat görünen kadarıyla şu anda hükümet kanadının beklenen yönde bir adım atacağı görülmüyor. Peki silahlar yeniden patlarsa ne olur. Kim ben haklıyım derse desin her şey alt üst olur. Ekonomi bir günde beklenmedik bir şekilde etkilenmek zorunda kalır.

Toplumdaki ölüm psikolojisi yeniden oluşmaya başlar. İktidar bu gün olduğu kadar rahat olamaz. Ve en önemlisi AKP iktidarının gitmesi hızlanmaz mı? Her ne kadar karşı görünse bile, son seçimlere kadar PKK, AKP'nin seçimlerden başarılı çıkmasına memnun olmuştur. Memnuniyetinin asıl nedeni ise acaba çözüm süreci hayat bulabilir mi düşüncesinden kaynaklanmaktadır diye düşünüyorum.

Evet gözler devlet ve Öcalan arasında yapılacak görüşmelere çevrili, kim kimi ne kadar ikna edecek bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Sürecin gidişatından hükümet memnun, fakat PKK ve Kürtler gün geçtikçe umutları azalıyor desek haksızlık yapmış olur muyuz bilmem ama bu sürecin bu şekilde yürüyemeyeceği aşikar görünüyor. 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.