Cunta ve ONUR

15.09.2013 14:13:21
A+ A-

Dün 12 Eylül 1980'de Türkiye'de yönetime el koyan Evren Cuntasının yıl dönümüydü. Bugün yönetimde bir askeri cunta yok Ve Kenan Evren yargılanıyor.

Ancak Onun oluşturduğu anayasa ve yasal mevzuat hala yürürlükte. Onun oluşturduğu devlet kurumları hala iş başında.

Bugün cuntanın felsefesi, politikası ve zihniyeti iş başındadır.

Bu cuntaya onun zihniyetine, politikasına ve felsefesine cesur birçok Vicdani Redçi gibi Onur Erden karşı durdu.

Onur Erden Kimdir?

Onur Erden, Enver cuntasından 5 yıl sonra yani 1985'te Hatay Reyhanlı'da doğdu.

Onur askere gidişini şöyle anlatıyor: "2 Ocak 2006 tarihinde aile ve toplumsal baskıdan dolayı askere gitmek zorunda kaldım. Fakat askerde elime silah almak istemedim. Bunun eğitimini görmeyi reddettim. Fakat zoraki bir biçimde bunu uygulamaya çalıştılar."

Askeri kışla Onur'a göre değildi. Orada "Onur"'unu yani kendini yitirmek istemedi. Eğer kışlada kalırsa kendini yani özgürlüğünü yitireceğini biliyordu. Özgürlüğünü yani kendisi olan "ONUR"unu korumak adına üç aylık askerlik sonrası kışlayı terk etti.

7 Temmuz 2006 tarihinde yakalanıp cezaevine atılıyor. 10 ay ceza alıyor. Almış olduğu ceza için Askeri Yargıtay'a itiraz etmek istiyor ama cezaevi idaresi, pardon komutanlığı müsaade etmiyor.

Diyeceksiniz böyle bir şey nasıl olur, hukuken mümkün mü?

Değil elbet, ama işte burası Türkiye olunca her şey olur. Bir de askeri kışlalar içinde her türlü hukuksuzluk, hatta cinayetler işleniyor. Bir pırpırlı çıkıp 'itiraz etmene izin vermem' der yazdığınız dilekçeyi de çöpe atar. Onur 6 ay 20 gün hapiste kalıyor. 33 Ocak 2007'de tahliye olunca 1 gün yol süresi verilerek birliğine teslim olması söyleniyor. Onur askerlik yapmak istemediği için teslim olmuyor.

11 Mart 2009 tarihinde tekrar yakalanıyor. Tutukluluğu 16 Haziran 2009'a kadar devam ediyor. Tahliye sonrası tekrar 1 gün yol izni verilerek birliğine teslim olması isteniyor, Onur yine teslim olmuyor. Yıllar sonra neden firar ettiğini şöyle açıklamıştı: "İnsani değerlerimden dolayı askerlik yapmaya karşıyım. Benim vatanseverlik anlayışım sadece silahla ya da kuru sözlerle değildir. Çünkü bu söylemleri TSK uzun yıllardan beri Kürtlere karşı kullanıyor. Bu nedenden dolayı firar ettim."

Onur kırk yıldır TSK'nın Kürtlere yönelik sürdürdüğü savaşa  "DUR" diyerek ortak olmadı. 

 

Onur 2011 yılında vicdani retçilerle tanışıyor ve vicdani reddini açıklıyor.

Bir daha askeri cezaevine ve askeri kışlaya götürülmemek için "yasadışı" yollardan Güney Kıbrıs'a gidiyor. Orada iltica başvurusunda bulunuyor. Güney Kıbrıs yönetimi iltica başvurusunu reddedince Türkiye'ye iade ediliyor. 11 Temmuzda uçaktan indiği gibi tutuklanıyor. Önce Kasımpaşa Askeri Cezaevi'ne oradan da Gelibolu Askeri Cezaevi'ne gönderiliyor.

 

Onur, neden cezaevine konulduğunu şu cümlelerle ifade etmiş: "Sebep; zulümden, zorbalıktan, savaştan ve savaş sanatından, silahtan ve adaletsizlikten firar etmek. İnsanlık tarihine kan, ölüm, tecavüz ve yağmadan başka bir şey vermemiş olan bu sistemin içinde bulunmak istememem suç oluyormuş. Görünen o ki, barışı "suç", savaşı "hak" ilan etmişler."

 

Onur Erden 6 Eylül 2013 tarihinde çıkarıldığı askeri mahkemede "Vicdani Red Derneği"nin kamuoyu oluşturması ve çabasıyla tahliye edildi.

 

Militarizme ve onun zihniyetine karşı bir "ONUR"olarak mücadele ancak demokrasi ve özgürlüklerle sonuçlanabilir.

"İnsanlığın savaş değil barış eğitimine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle sahip olduğum aklımı ve yeteneğimi insanlığın barışı ve özgürlüğü için kullanmak istiyorum."

 

Cunta ile hesaplaşma militarist yapılanmayı ve zihniyetini aşan ve özgürleşen ONUR ile olabilir.
 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.