De ki yarın barış tamam, sonra ne olacak?

04.04.2013 23:15:05
A+ A-

 

İki tarafın tavrını izliyoruz bu günlerde. Barışa taraf olanlar bir de olmayanlar. Barışa taraf olanlar diğerlerine göre “vatan haini”, Taraf olmayanlar da ötekilere göre böyle giderse Türkiye Cumhuriyetinin parçalanacağını kavrayamayanlar, diye düşünüyor.
***
Evet, bu olup bitenler tarihe not olarak düşüldüğünde iri puntolarla yazılacak.
***
Daha şimdiden barış ortamını sağlamak için seçilen akıllı insanlar konuşmakta zorluk çekiyor. Gerçi 15 sene öncesine göre daha iyiyiz ama henüz ülkemizde tam anlamıyla düşündüğünü söyleyebilmek hürriyeti yoktur. “NTV yayınına katılarak 'Her iki taraftan da nice şehit anneleri ağladılar' diyen 'akil insanlar' listesindeki Hülya Koçyiğit daha sonra yazılı bir açıklama ile duruma açıklık getirdi.” Aslında ‘duruma’ değil ‘zorunda’ kalmış.
***
Doğrudan ilgisi yok ama; Diyarbakır’da 7 Nisan 2013 tarihinde düzenlenmesi planlan Dünya Medeniyetler Kraliçesi (Miss Civilization Of The World) yarışması, gelen tepkiler üzerine iptal edildi. 
Sebep?

Yarışma, Kutlu Doğum Haftası’na denk geliyor da ondan. Tamam, da bu organizasyon bir saat içinde oluşmadı ki? 21 ülkenin katkı sunduğu bir yarışma lağvedildi.
***
Barışı ararken bu tür bir kazaya uğramak hiçte uzak görülmüyor.
***
İhanet sözcükleri havada uçuşurken ve bütün bu zorluklar aşılsa ve diyelim ki barış ortamı sağlansa. Sonra da üç gün üst üste davullar zurnalar çalınsa, bayram edilse.

Bu durumda bile her şey tamam, işler yoluna girdi diyebilecek miyiz?
***
Financial Times’in tanınmış köşe yazarı David Gardner, süreci “yüksek riskli bir strateji” olarak nitelemekle birlikte, “sonuç vermesi durumunda Türkiye için ödül çok büyük olacak” değerlendirmesinde bulunuyor.
***
David Gardner, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, "Türkiye’nin Kürtler ile 'barış yoluna' yürümeye başladığında" övgü yağmuruna tutulduğunu belirttiği köşe yazısında, “Erdoğan, Irak’ın ve Suriye’nin Kürtlerini bir ‘Türk küresi’ne çekmeyi planlıyor” iddiasında bulunuyor.
***
HEPAR Başkanı Osman Pamukoğlu, Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk'e; 'Akil Adamlar' heyetini değerlendirdi ve heyet için 'çadır tiyatrosu' yorumunu yaptı.
***
Gazeteci Necati Doğru “Cumhuriyet düşmanları akil adam oldu!” diye yazmış. 

‘Akıllı insanları’ eleştirenler onlardan daha akıllı olsa bari…
***
Şivan Perver CNN TÜRK’de yapılan söyleşide diyor ki; İlkokuldaydım, öğretmen dövdü beni, elim yüzüm şişti. Akşam babam görünce durumu anlattım. O da öğretmene giderek; “oğlumu neden dövdün?” diye sordu. Öğretmen de babamı karakola şikayet etti. Bir hafta karakolun bodrumunda yatırılan babam, eve geldiğinde tanınmaz haldeydi.
***
Hürriyet gazetesinin haberine göre, birkaç gün önce: Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Andaç Köyü'nde oturan bazı kişilerin, Kuzey Irak tarafına geçip kaçak mazot getirmeleriyle başlayan gerginlik, dün akşam saatlerinde sona erdi. Bölgede önlem alan güvenlik güçlerinin çekilmesinin ardından kaçakçılar, yaklaşık 120 katır yükleriyle birlikte Andaç Köyü'ne geri döndü.
***
Radikal gazetesinde de ilginç bir haber var. “Alnında ayakkabı numarası çıkardılar.

Diyarbakır'da, okul bahçesinde polisin öğrencileri dövme anını cep telefonuyla görüntülemek isteyen Mesut Eşen, yolda ve karakolda cop, tekme ve beyzbol sopalarıyla dövüldü. Bir polis alnının üzerine çıkarak, ayakkabısının izini çıkardı.”
***
Milliyet gazetesindeki haber ise hepsine tuz biber ekiyor; “Abdullah Öcalan'ın doğum günü sebebiyle Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesine gelen çok sayıda kişi, gruplar halinde Öcalan'ın doğduğu Ömerli köyüne gitti. Burada evin bahçesindeki toprağı pet şişe ve poşetlere dolduran ziyaretçiler, çevredeki otları da yolup hatıra olarak evlerine götürdü.”
***
Çok ilginçtir ki bu son Kürt isyanı devlet tarafından sağlıklı şekilde analiz edilemedi. Eğer tahlil edilmiş olsaydı, Kürtler Apo’yu bir ilah yerine koyarak evinin çevresinden ot ve toprak alır mıydı?
***
Demek ki daha temelde daha ciddi bir eksiklik var.

Başbakan Milliyetçiliği ayakaltına alırken aynı anda okullarda “Türk Milliyetçiliği” kutsal bir öğreti olarak okutulmaya devam ediyordu.
***
Sözü uzatmayayım;

Barış sağlandığında Okullardaki eğitim sistemi aynen devam edecek mi?

Polisin halka karşı olan kötü tavrı değişecek ve ayakkabı deseni insanların alnına kazınmaya devam edilecek mi?

Mesela Başkale’nin, Şırnak’ın köylerinde oluşacak bir adli vaka, ağa tarafından mı yoksa hakim tarafından mı adalete bağlanacak?

Jandarma, keyfe keder insanları bir hafta boyunca hücreye atabilecek mi?

Sınır köylerinde sınır ticaretinden başka hiçbir icraat yapılamıyor, çünkü toprak yetersiz. Bu da hesaba katılarak sınır ticareti ne kadar ama nasıl serbest olacak?

Seçim zamanı ağa köylerinden her partiye oy çıkabilecek mi? Yoksa oylar eskiden olduğu gibi blok olarak satılabilecek mi?

Yahut, mesela Yüksekova’da MHP büro açabilecek mi?

Ağaların ağalığı devam edecek mi?

Diyelim ki topraksız köylü ağadan kurtuldu, onlara toprak verilecek mi?

Barıştan sonra neler değişecek?

YORUMLAR

Düşünme, sus,söyleme ve sadece dinle barış gelecek -

Henüz ülkemizde tam anlamıyla ne düşündüğünü söyleyebilmek hürriyeti yoksa böyle bir yerde barış olmaz.Belki bu sizin barıştan ne anladıgınıza baglıdır da diyebilirsiniz....benim, barışın sadece silah bırakılması ile olacagına ve yürüyecegine inananlardan biri olmadıgımı söylemek isterim...

1 4
Barisin cercevesi -

Sozu uzatmayalim kisminda sordugunuz sorularin hepsi onemli ama baris projesini, demokratiklesme projesi ile karsilastirmamak lazim. Baris, demokratiklesme icin sarttir ama baris projesi her anlamda demokratiklesmeyi getirmez. Baris surecinin suruyor olmasi sizin sordugunuz sorularin cok, daha cok sorulmasina ve yanitlarinin aranmasina ortam yaratmaktadir. Alternatifi, bu gune kadar gelen durum, savas/catisma ortami hem hem bu sorularin yanitini aramak, hem de demokratik mucadeleyi yurutmek icin tam bir felakettir. Baris projesini ve surecinin amaclarini, hedefini ve cercevesini iyi anlamak gerekir, hem bu projeye destek verenler hem de vermeyenler tarafindan. Selamlar.

2 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.