Demokratikleşme paketi?

26.09.2013 23:53:57
A+ A-

Civciv çıkacak kuş çıkacak çocuk oyununa çevrilen demokratikleşme süreci gizemini koruyor. İçeriğinde ne olduğunu bilmeyen ama hemen hemen her kesimin arzusunun dile getirildiği son şamaya gelmiş bulunuyoruz.

Başbakanımız sır tutar gibi yapıyor. Her seferinde olduğu gibi toplumu büyük beklentilere maruz bırakıyor, heyecan yaşanmasını ve ilgi duyulmasını bekliyor.

Tarih te verdi. Bekleyin!

Eee neyi beklesin herkes?

Neden milleti büyük beklentilere sokuyorsunuz?

Eğer bunun adı  demokratikleşme ise bu, halkla birlikte yapılır. Sizin iki dudağınıza bakılarak değil. Tüm partiler ve tüm STK’lar ve kanaat önderleri ortak olarak çalışır ve darbe anayasasını demokratikleştirir.

Paket içerisinden tavşan mı çıkar yoksa yumurta mı bilinmez. Ama bir ülkenin yasaları böyle oluşturulmaz. Darbe yasalarından mustarip olan ülkemizde her ne hikmetse iktidara gelen her hükümet İKTİDAR tadını ve lezzetini elinden düşürmek istemiyor. Ve militarist, tekçi, darbeci yasaları İKTİDARINI sürdürme uğruna savunuyor.

Ne YÖK yasası. Ne HUKUK. Ne SEÇİM sistemi, ne de DÜŞÜNCE hürriyeti!

Darbe mağduru olan AKP bile 11 yıldır mevcut anayasaya sığınmış durumda. Paketten çıkacak olan ve her kesimi ümitlendiren en büyük şeker ise sanırım HER KESİME BİR PARMAK BAL TAKDİM ETMEK OLACAK.

Çünkü 11 yılın samimiyeti ve meşruiyeti tartışma konusu. Öncelikle Kürt meselesi ülkemizin devasa bir problemi. Çünkü sadece silahların susması değil mesele. 30 yılın açtığı ve yüzyıl gibi zamanın yaraları çözüm bekliyor. Toplumsal yapının, ekonomik yaşamın ve psikolojik duvarların tuzla buz edildiği bir hayat var önümüzde.

1- ANA dilde eğitim ve yerleşim birimlerinin isimlerinin İADESİ.

2-TMK’nın özgürlükler ve düşünce açıklama yönünde tamamen değişmesi veya kaldırılması.

Kürtlerin en yakıcı talepleri. Peki diğer kesimler? Mesela başörtüsü sorunu, Alevi meselesi, azınlıklar, yerel yönetimler…

CEM EVLERİ ibadethane olacak mı yoksa sadece dedelere maaş bağlanarak yüzyılın yaraları geçiştirilecek mi? Alevilerin toplumsal belleğindeki YAVUZ Sultan Selim ismi doğru değerlendirilecek mi?

Kamuda iş yapamaz hale gelen ve kıyafetle uğraşmaktan bilim üretemez duruma sokulan kadınlar rahatça kamuda yer alacaklar mı? 11 yıldır oyaladığınız  ve yeri geldikçe koz olarak devreye soktuğunuz türban meselesi çözülecek mi?

Cezaevlerine ayrılan ödenekler eğitime ve kütüphanelere ayrılacak mı?

Cezaevindeki yüzlerce çocuğun asıl yeri olan okul ve parkların sayısı arttırılacak mı?

GEZİ adı altında gözaltı ve tutuklamalara maruz bıraktığınız ve sadece BARIŞÇIL gösteri amacı taşıyarak gösteri yapan göstericilere nasıl tutum takınacaksınız?

Toplumu geren ve kutuplaşmasına hizmet eden açıklamalarınız nasıl yumuşayacak? Açıkçası merak ediyorum. 6 genç fidanın öldürülmesi ve onlarca gencin yaralanmasıyla sonuçlanan gösterilerde İTİDAL çağrıcı ve ailelere BAŞSAĞLIĞI gibi bir yaklaşımınız olacak mı?

Savaş çığırtkanlığı anlamına gelen Suriye’ye müdahale etme fikriniz değişecek mi? AKP’li vatandaşlara iyi niyetli olduğunuz hissi ve Suriyelilere kucak açıyoruz gibi şirin yaklaşımlarınızın yanında Suriye’ye müdahale yapılsın fikri nasıl bağdaşıyor. ABD’nin barış götürüyoruz lafına benziyor. Çünkü El-kaide/ El Nusra’ya destek olunduğu sır değil ve her türlü yardımın Türkiye’den ulaştırıldığı gün gibi ortada. Üstelik  bu örgütler, adam öldürüyor, kesiyor, linç ediyor. En acısı da bunları Allah adına işliyor. Alevi olanlar katlediliyor.

Demokratikleşme paketi SIR gibi. Umarım söylemde ve uygulamada gerçek manada DEMOKRAT olunur. Kendisi için değil de herkes için ADALET VE EŞİTLİK en temel iki sihirli sözcük.

Temsilde adalet deniyor ama seçim barajı gibi engel var ve engelli koşudan daha zor bir baraj. Tek parti iktidarı söylemine kurban edilmezse iyi. Ama görünen o ki AKP İKTİDARINI korumak uğruna her şeyi yapacak gibi.

12 Eylül faşizmi çok can yaktı. 33 yıldır yasakçı anayasa ile yönetiliyoruz. Hemen hemen her şeyin YASAK olduğu toplumsal hayatımızın zapturap altına alındığı 33 yıl geçti.

OLAĞAN ÜSTÜ HAL uygulamaları yaşandı. Binlerce faili meçhul ölümlere tanık olduk.

Binlerce Kürt köylüsü doğduğu, yaşadığı topraklarını TERK etti, ettirildi.

40 bin dolayında insanımızı toprağa verdik.

Hala da 10 bin dolayında DÜŞÜNCE tutuklusu insanımız cezaevlerinde tutuluyor.

Tarihe SİVAS KATLİAMI olarak geçen yüzyılın en acı AYDIN katliamına tanık olduk.

12 EYLÜL darbe yasaları bir fiil 33 yıldır zaten sürüyor. Ama her ne hikmetse AKP toplumsal uzlaşı içinde çözmesi gereken sorunları TEK elden ve NİMET havasında 30 EYLÜL de açıklayacak.

Başbakana gönül vermiş inanmış, biat etmiş her insan topluma DEMOKRATİKLEŞME vaadi (şerbedi) hayrı yapıyor sanki.

33 yılın umarım sonuna gelinir.

Barışın tamamen sağlanması ve düşüncenin SUÇ sayılmaktan çıkarılması ÜMİDİ ile 30 Eylül’ü ben de sabırla bekliyorum.

Demokratik anayasa ve eşit yurttaşlık temelindeki bir yeni Türkiye’nin inşası için tüm farklılıklara fırsat eşitliği tanınmalı. CUMHURİYETİN kaybettirdikleri bir yana, kazandırdıklarını demokratikleştirmek gerekir.

Yani demokratik bir cumhuriyet her inanca ve her etnisiteye yeteceği gibi tüm halkın, kendi yurduna da ülkesine de Türkiye’sine de gönül bağı ile bağlanmaması içten bile değil. Umarım 21 Mart adımına  benzer bir adım da 30 Eylül’de hayat bulur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.