Dersimli Yusuf?tan Tuncelili Kemal?e?

17.05.2013 07:56:48
A+ A-

İşkencede katledilişinin 40. yılında, Dersim için özel ve önemli bir anlamı olan İbrahim Kaypakkaya'nın anısına...


Vaktiyle Alparslan Türkeş, Türkiye'nin bir mozaik olduğu görüşüne öfkelenerek "Ne mozaiği ulan, mermer, mermer!" diye haykırmıştı.


Kemal Kılıçdaroğlu adıyla müsemma CHP Genel Başkanı da 2008 yılında buyurmuş ki, "Dersim olayı özür dilenecek türden bir olay değildir!"

Fakat bu cümleyi kurarken şöyle "Ne özrü ulan! Tunceli olayı özür dilenecek bir olay değildir!" diye kursaymış tadından yenmezmiş. Katliamın. hiii, pardon ? olayın tamamen konjonktürel olduğunu, tarihin bunu böyle gerektirdiğini ifade eden Başbuğ Kemal, gazını alamayıp, "gerekirse yine gideriz. Konjonktür gerektirirse yine başlarına bomba yağdırır, mağaralara tıkıp zehirler, çoluk çocuk kurşuna dizip, süngüden geçirir, süngü artıklarını sürgüne gönderir, Munzur'u cesetle doldururuz" da deseymiş iyi olurmuş. Zira tarih tekerrürden ibarettir. Belli mi olur. Şartlar gerektirdi mi gözünü budaktan, elini tetikten esirgemeyeceksin.

Hem devlet vergi bile almamış bu şakilerden. Geçen bir arkadaşımın söylediği gibi "neyin vergisini alacaktıysa?" Ama olsun, devlet alacak bir vergi kalemi illa ki bulur; çalı çırpı vergisi, oksijen vergisi, Munzur suyu vergisi, dağın başı vergisi, ziyaretlere giriş vergisi falan filan.

Devlet bu yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında asli unsur için bir sürü, bir sürü de okul yaptırmış. Okusunlar adam olsunlar diye. Ama şaki işte bunlar. Allahın dağlıları, okuldan, eğitimden, medeniyetten ne anlar? Medeniyet gördü mü, tek dişi kalmış canavar gördüklerini sanır bunlar. Oysa medeni medeni okullarına gitseler, medeniyet dili olmayan o kaba ana dillerini unutsalar (ki zaten öyle bir dilleri de yok aslında. Anaları evde, tarlada çalışırken pek çok dili karıştırarak uydurmuştur kesin), medeniyet dili olan Türkçe'yi sökseler fena mı olur? Bak 90 yıl geçmiş, Türk milliyetçileri bile hala kendi dillerini sökememişler, bir yerden başlamanız lazım gelir.

Sonra neymiş köprü yapılacakmış, köprü istememişler, isyan çıkmış. (Başbuğ Kemal dile getirmemiş ama biraz çıtlatmış) Dersim katliamının öyle derin ve karanlık bir yönü yok-muşş sevgili vatandaşlarım. Hepsi o adı batasıca köprü yüzünden. Bahane tabii. Bu şakilere bahane mi yok? Neymiş efendim o köprüler, demiryolları "Şark Islahat Planı"nın en önemli aşamasıymış. Asker sevkiyatı bu şekilde sağlanacak ve inkâr-imha politikası, olası isyanları bastırma, tedip ve tenkil harekâtları bu şekilde yapılacakmış. Bak sen. Bu şakilerin de hayal dünyası pek genişmiş. Mübarekler, sanırsın o dönem Dersim'de bol bol Hollywood yapımı aksiyon filmleri izleniyor.

Hadi diyelim ki "Şark Islahat Planı" diye bir plan olsun (ki bakmayın siz Mehmet Bayrak'ın ele geçirip kitabını bastırdığı Şark Islahat Planı'na, ne malum patates baskısıyla onu Mehmet Bayrak'ın yapmadığı?), yahu adı üstünde Islahat Planı. "Islahat"tan güzel şey mi var şu dünyada? Baktım Google'dan kelime anlamına, "iyileştirme, düzenleme" demekmiş. Bundan daha iyisi "ileri demokrasi"dir. Daha da iyisi AmArikan'ın dünyaya yaydığı özgürlüklerdir. Yani bu şakiler de az nankör değillermiş.

Neyse geçen süre içinde devletimiz (Allah onu başımızdan ? yani tepemizden ? eksik etmesin, gerek insansız hava araçları, gerek mobese kameraları, gerekse de teknik takibi, biz çok memnunuz yakın ilgi ve alakasından) ıslahat amacına ulaşmıştır. Bunu nerden mi anlıyoruz?

İlahi; bakınız Tunceli Mebusumuz Kamer Genç. Bakınız Tunceli'nin parlayan yıldızı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Ve tabii Kemal'in askerlerini Birgül Ayman Güler'i, Muharrem İnce'yi (Muharrem'in adından huylanıyorum, sanki ailesi hala ıslah edilememiş gibi, hani sanki özellikle bir kesimin koymayı sevdiği bir isme benziyor. İnsanım işte huylanıyorum. Osman koy, Bekir koy, Ramazan koy, Şaban koy; Muharrem koyman şart mı? Mesajın kime? Neyi amaçlıyorsun? Bu ülkeyi böldürtmeyiz. Tek ibadet alanımız camilerdir. Bak nerden nereye geldim. Belki de adamcağızın günahını alıyorum. Töbe töbe) Nur Serter'i, Süheyl Batum'u v.b. unutmamak lazım gelir.

Hâsılı, Dersim mersim deyip de aklımızı fikrimizi fıttırtmayınız. Olmuş bitmiş. Özür mözür yok. Adam koskoca parti genel başkanı ve Tuncelili olarak diyor ki, "ben özür mözür istemiyorum. Gerek yok. Allah devletimizden razı olsun" diyor. Daha bu sözün üstüne bir bardak Munzur suyu verelim, için soğuk soğuk.

Gelelim sadede:

Kemal Kılıçdaroğlu'na iletilmek üzere şu Keko anekdotunu salık verelim. Zira Kemal de, Keko da sesteş olarak çok yakındır; ama dilerim huyları benzemez (hala bir umudum var inanabiliyor musunuz?)

Seydali isimli bir Dersim katliamı tanığı anlatıyor:

"Abdullah (Alpdoğan) Paşa çok zalimdi, çok acımasızdı. Köy meydanında toplananların gözü önünde asker kasaturayı defalarca Yusuf'un göğsüne, karnına vurup çıkarıyordu. Hiç kimse bakamıyordu ama ibret olsun diye insanlara seyrettiriyorlardı. Süngüyü vurdukça Yusuf'tan su sesi gibi kan sesi geliyordu. Yusuf sesini çıkarmıyordu. Sadece akrabalarından, Keko'dan su istedi; Keko cesaret edemedi. Hiçbirimiz cesaret edemedik, kimse Yusuf'a su veremedi. Ve Yusuf son kez konuştu: "Ah Keko, bunların yaptığı değil; sizin bu haliniz bana daha çok acı veriyor." Yusuf'tan duyduğumuz son sözler bunlardı. Yusuf ölmüştü. Ölüsünü gömmemize izin vermediler. Ölüsünü Kemere Goskar dedikleri yerden aşağıya attılar." ("dersim. dersim." ? Cafer Solgun sy. 11)


 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.