Devlet öldürür ve yalan söyler!

10.12.2013 02:32:52
A+ A-

Hakikat bize insanları varlıklarına, dinlerine, dillerine göre

ayırmamızı değil, birleştirmemizi buyurur. (Şeyh Bedreddin)

Türk Devleti bazı konularda oldukça başarılıdır. Mesela halkını aç, yoksul ve sadakaya muhtaç bırakmak gibi. Bunun yanı sıra kendi vatandaşından nefret etmek, onu küçümsemek, ona ayırımcılık ve haksızlık yapmak gibi sağlam bir geçmişe de sahiptir. Ayrıca yalan söylemek konusunda kendisini öyle gelişmiştir ki, herhangi bir konu hakkında doğru birşey söylemesi artık ihtimal dışıdır.

Peki, Türk Devleti sadece bu konular da mı başarılıdır? 

Elbette ki hayır!

Örneğin Türk Devleti insan öldürmesini de çok iyi bilir. Bu konuda çok hassastır. Yeter ki ortalıkta ölmek için dolaşanlar olsun. Kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Çeker vurur. Mesela işçileri öldürür. Devrimcileri öldürür. Ermenileri öldürür. Alevileri öldürür. LGBT'leri öldürür. Bir de hiç vazgeçemediği Kürtleri öldürür. En çok da Kürtleri öldürür. Kürt denildi mi durmaz, duramaz, kana doymaz, doyamaz. Öldürür. Sonra, tekrar tekrar öldürür. Hep öldürür. 

Ne de olsa Başbakan uyarmıştı herkesi, özellikle de devletten hak, hukuk, adalet ve eşitlik isteyenleri; "kadın da olsa, çocuk da olsa güvenlik görevlilerimiz görevini yapacaktır." Gerçi bizler biliriz bu görevin nasıl yapıldığını. Yeri gelir Ethem gibi vurularak, yeri gelir Ali İsmail gibi dövülerek öldürülürüz. Yeri gelir ekmek almaya giderken, Berkin gibi kafamızdan gaz kapsülü ile vuruluruz da günlerce uyanamayız. Daha 'Gezi'de dökülen kanlar kurumadan  bu sefer de Gever'den geldi kurşun sesleri, özel harekat polislerinin silahlarının namlularından. Bu sefer Mehmet Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir adlı iki emekçi Kürt öldürüldü. Anlaşılır ki, polis nişan alıp ateş etmiştir. Hedef gözetmiştir.

Anlaşılan Devlet yine Kürt kanı dökmek istemişti. Ne de olsa mevcut süreç 'barış'a adanmıştı, 'çözüm'e adanmıştı. Çoğu insan bu sürece zarar vermemek için çok daha dikkatli davranacaktı. Bay İktidar, büyük bir ihtimalle şöyle düşünüyor olmalıydı; "seçimlere kadar yerim sağlam, bana birşey olmaz!"

Öyleyse sizlere bir sorum olacak, Bay İktidar ve Sayın Türk Devleti. Sizler ki, şiddete, silaha, kana karşısınız ve hep barıştan, dostluktan ve sevgiden yanasınız, o halde neden bu gözü dönmüş güvenlik görevlileri sizi böyle zor bir durumda bırakarak, etrafa rahatça ateş açabiliyor ve namlularını halkın üzerine doğrultabiliyor? Onlara hiç mi devlet terbiyesi vermediniz? Nedir onların bu başına buyruk halleri?

Cevap vermek istemiyor musunuz? Niçin?

Bay İktidar farkında mısınız, sahip çıktığınız bu güvenlik görevlileri 'insan' öldürüyor! Ailesi, sevdikleri, çocukları olan, düşleri ve gelecekten beklentileri olan insanları öldürüyor. Bu insanlar hem devlet tarafından öldürülüyorlar, hem de öldükleri için devlet tarafından suçlanıyorlar. Eğer farkında değilseniz Bay İktidar, hatırlatalım, bu şiddetin sebebi sizsiniz. Bunun neden böyle olduğunu elbette sizler daha iyi bilirisiniz. Ama Bay İktidar sizin gibi Allah'ı ve Kuran-ı olanlara böyle bir şiddeti onaylamak ve buna sahip çıkmak hiç mi hiç yakışmıyor? Sizlerin ki tüm derdi İslam, iman, ahiret, cennet ve de demokrasi, özgürlük, adalet, kalkınma gibi hedefler değil miydi? Ne oldu da bu fani dünyanın malı, mülkü böyle değere bindi de, bu doların yeşili sizleri cezbetti? Bundan olmasın insan haklarını merkeze almak yerine, daha başka başka çıkarları merkeze almanızın sebebi?

Bay İktidar hani hep derdiniz ya, "teröristler bu ülkeye acı getirdi, yıkım getirdi, güzel olan ne varsa hep yok etti, bu halka hep zarar verdi" diye. Size hala bu tarz açıklamalarınıza inandığımızı mı sanıyorsunuz? 

Öyleyse ne gereği var ki, şu sözleri söylemeye; "Yüksekova'da maalesef evvelsi gün 10 ayrı noktadan uzun menzilli silahlarla polisimize hedef gözetmeksizin ateş edildi. Bu çok enteresan bir konudur. Mezarlıkların tahrip edildiği şeklinde halk içerisinde dolaştırılan bir söylentilerle insanlar tahrik edildi. Hiçbir mezarda öyle bir tahrip söz konusu değil." 

Ya da ne gereği vardı;"Zaten bunlar sürece zarar vermek isteyenlerin yaptığı eylemler. Hakkari eylemleri yine aynı şekilde sürece zarar vermek isteyenlerin attığı adımlar, yaptığı eylemler." Bu mum fazla yanmaz, ayrıca yatsıya da çok kalmadı. Yakındır. Benden söylemesi.

Bakın Bay İktidar bizler bu toprakların halkları yani kadim 'Anadolu'nun ve 'Mezopotamya'nın insanları olarak biliriz ki, Türk Devleti öldürdüklerinin hesabını vermez, vermek istemez. Fakat siz de biliyorsunuz ki, bunun hesabı er ya da geç sorulacaktır. Bununla birlikte yine biliriz ki, sizlerin kibri ve kendinizi dev aynasında görmenizin sonu yoktur. Ama Bay İktidar unutmayın ki, beklenen uzak değil. Gün gelir Hakk'ın/halkın adaleti tecelli eder. O zaman sizlerden yozlaşmış, çürümüş, kirlenmiş olan iktidarınız ile iktidar olmanızın tek amacı olan elde ettiğiniz zenginliğinizin hesabı açlarca, yoksullarca, sadakaya muhtaç bırakılanlarca, işçilerce, emekçilerce ve bu devletin katlettiği o güzel insanların geride bıraktıkları acı dolu insanlarca sorulur.

Artık şunu anlamalısınız Bay İktidar ve Sayın Türk Devleti; bu topraklarda yaşayan insanları öldürerek ve onlara yalanlar söyleyerek hiçbir yere varamazsınız. Çünkü insanlar artık korkmuyor sizden ve şunu da çok iyi biliyor; "bozuk düzende sağlam çark olmaz!"



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.