Devletin Barış Planı Eksik İşliyor

09.03.2013 21:05:22
A+ A-

Yaklaşık 15 sene oluyor ki; "Barışın kötüsü, savaşın iyisi olmaz" diyerek pek çok yazıma not düşerim.
Çünkü aşağıdaki videoda dinleyeceğiniz şiir ile büyüdü birkaç nesil, ülkemin delikanlıları genç kızları.
"Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.
Fidan gibi genç kızlardık; hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden.
Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik." vd.
Öyle günler yaşadık ki bu memlekette; Hükümetler bile ülke halkını temsil etmiyordu.

Ve sonra, bütün o acıların ardından iktidara gelen bir adam "Her ne pahasına olursa olsun barışı tesis etmek istiyor."
Bu gayretlerinden dolayı da Başbakanı ve ekibini küçümsemek hiç kimsenin haddine değildir.

Ancak; bütün bu olup bitenlerin bir gerçekçi plan üzere yürütülmesini görmek istiyoruz.
Daha önceden hesabı yapılmamış, ön görülmemiş olaylar karşısında geri adım atmak, daha vahim sonuçları birlikte getirecektir.

Bu örneği "Habur" başarısızlığında gördük ve yaşadık.
Kötü de olsa devletin bir "B" planı yoktu.
Konu ile ilgilenen ve süreçten sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay yine aynı işi icra edecek.
Umalım ki bir parça tecrübe edinmiş oldun.

Ne var ki dördüncü yılına giren o başarısızlıktan hiçbir şekilde ders alınmadığını görüyoruz.
Oysa konu ile ilgili, ama mutlaka başarıya yönelik onlarca plan üretebilecek yüzlerce sosyolog vardır bu memlekette.

Geçen hafta, Volkan Konak ile yapılmış bir mülakatın videosu yayınlandı internet sosyal medya sitelerinde.
O da barışı alkışlıyor ve Kürt vekillerin rahatlıkla Karadeniz bölgesine gidebilmeleri gerektiğinden söz ediyordu.
İnanılır gibi değil ama hemşerilerinin tepkileri, daha doğrusu küfürleri yeni bir savaşın işaretiydi sanki.

Yapılması düşünülen barış ve getirileri; halka anlatılmadan, ahali ikna edilmeden sonuç almak zordur. Öyle olunca da başarısızlığa uğramak kaçınılmazdır.

Ders kitapları ve okullardaki uygulamaların pek çoğu fanatik bir milliyetçilik üzerine bina edilmişken, Başbakanın barış ile ilgili pek çok sözü havada kalmıyor mu?

Zaten temel sıkıntı okullardaki yanlı ve yanlış eğitimden, medyanın yol göstermesinden kaynaklanmıyor mu? 

Defalarca yazdım, Öğretmen okullarında verilen tüm bilgiler Türk milliyetçiliği ve Sünni öğreti üzerinedir.

Oysa bu eğitim şekli Türkiye'nin gerçeğine uygun değil!
Bu ülkede Sünniliğin dışında da İslam inançları vardır, Hıristiyanlık vardır. Farklı diller vardır.

Öğretmen yetiştiren müesseseler bu durumu görmezden gelirse sonuç bundan daha iyi olabilir mi?

Benim zamanımda Öğretmen okulundaki Alevi arkadaşlarım kendilerini gizlemek gereği duyardı.
Toplumu inşa edecek toplum mühendisleri böyle mi yetiştirilmeliydi?

Öyle olunca da, daha sonraki yıllarda Maraş, Çorum ve Sivasta yapılan Alevi katliamları bu sözünü ettiğim öğretilerin eseri olmuyor mu?

Bugünlerde Başbakanımız iyi niyetli olduğuna inandığım bir barış ortamı hazırlamaya gayret ediyor.

Başbakan, barış ortamını hazırlayadursun, yapılan iş; okullarımızda öğretilenlerle, halkın şimdiye kadar "doğru" bildikleriyle, günümüzdeki televizyon yayınlarıyla örtüşmüyor.
Milliyetçilikler birbirini tetikliyor.
Bu da demek oluyor ki devletin barış planı yanlış işliyor.
Başbakanın tek başına mücadele veriyor olması yetmez.

Endişem o ki; bu barış planı da suya düşecek olursa işimiz zor, yolumuz uzun ve yokuş olacak.
________________________

 

 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.