Dîwarê Şermê (Utanç Duvarı)

05.11.2013 03:44:29
A+ A-

Mardin’in Nusaybin ilçesi ile Rojava’nın Qamişlo kenti arasında inşaatı devam eden ve “güvenlik duvarı“ olarak nitelendirilen duvarın inşaatını protesto etmek için seçilmiş Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan mayınlı arazide 6 gündür ölüm orucunda. Bu durumun birçoklarının gündemini işgal etmediğinin farkındayım, öyle ya Kürtler zaten bedenlerini ölüme yatırmak için bahane arıyorlar! Ana akım medyanın ve bu medya içinde köşe kapmaca oynayan bir kısım yarı entelektüel, yarı demokrat yazar çizerin de yaşanan olayı dillendirmemeleri sanırım sayın Gökkan’ın henüz ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olmamasındandır. Duvara karşı tepkisiz kalmalarının da sebebi mutlaka “memleketin güvenlik kaygısı” olsa gerek. Zaten iktidar da duvarı, “Güvenlik Duvarı, Anti-terör Duvar” gibi pek yaratıcı(!) olmayan isimlerle adlandırıyor.

2002 senesinde, iktidarın özellikle bazı kurmaylarının ismini duyduklarında göz yaşlarına hakim olamadıkları, hatta sayın Başbakanın uğurlarında neredeyse memleketi savaşa sürükleyecek düzeyde gereksiz ve popülist çıkışlar yaptığı Filistin’e karşı aynı gerekçelerle 760 km olarak ön görülen ve yüksekliği 8 m olan bir duvar örülmeye başlandı. AKP, Batı Şeria ile Filistin topraklarını ayıran bu duvar için Berlin Duvarı’ndan sonra ikinci Utanç Duvarı olarak nitelendirdi.

Bugün aynı utanca Rojava ile Türkiye sınırında tanıklık ediyoruz. Ceylanpınar-Serekanîye, Nusaybin-Qamişlo, Kilis-Arfin arasına örülen duvarlar tarihteki üçüncü utanç duvarı olarak yerini alacaktır. Türkiye Kürdistan’ındaki Kürtlerle barış arifesinde olduğunu iddia eden bir iktidarın bu eylemi tabiatıyla bazı soru işaretlerinin akıllarda belirmesine sebep oluyor.

Akıllara gelen birkaç soru:

1) 900 km’lik Suriye sınırı boyunca “güvenlik duvarı” neden Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Rojava kentlerinin Türkiye ile olan sınırlarına yapılmaktadır?

Cevap: Çünkü Kuzey Suriye’yi kapsayan Rojava hattı neredeyse tamamen Kürtlerin kontrolüne geçmiş durumdadır. AKP’nin bin bir emek verip kolladığı radikal İslamcı çetelerin bölgeden temizlenmesi AKP’ce tasarlanan Kürt-Arap savaşı planının boşa çıktığını göstermektedir. Rojava’ya fiili bir müdahalede bulunamayan AKP, Rojava’daki devrimin Türkiye Kürtleriyle buluşmasını ve Kürtler arasında muhtemel bölgesel bir birliğin önüne bu duvarla geçme düşüncesindedir.

2) PKK ile en yoğun çarpışmaların yaşandığı dönemlerde bile duvar örmeyen devlet bugün neden duvar örme gereksinimi duymuştur?

Cevap: PKK ile orta yoğunlukta savaşın yaşandığı dönemlerde Kuzey Suriye’yi nedeyse tamamen kontrol altına almış bir PYD söz konusu değildi. Buradaki temel endişe PKK çizgisinde politik ve pratik faaliyet yürüten PYD ile Türkiye Kürdistan’ında geniş bir meşruiyeti olan PKK’nin ortak hareket etmesinden duyulan kaygı.

3) Güney Kürdistan Yönetimiyle dostane! ilişkiler kuran AKP’nin Rojava’daki Kürtlerin önüne duvar, elektrikli teller çekmesinin nedeni Kürtleri iyi ve kötü olarak ikiye ayırmasından mı ileri geliyor?

Cevap: Evet, AKP her ne kadar Türkiye Kürdistan’ında Kürtlerle (PKK ve Öcalan’la) sembolik de olsa müzakere sürdürse de onun için makul olan anlayış Güney Kürdistan’daki yönetimsel ve kültürel anlayıştır. Bu bağlamda PKK ve PYD’dense Barzani kontrolündeki Kürtlere yakın durması kaçınılmaz bir sonuçtur. Ayrıca Rojava’daki PYD kontrolünden rahatsız olduğunu saklamayan Güney Kürdistan yönetimi tabiatıyla AKP için kötünün iyisi konumundadır.

4) Her ne kadar ayakları yere basmayan bir müzakere süreci de olsa mevcut durumda çatışmasızlık halinin korunması bile bir kazanımdır, AKP’nin Rojava’ya yönelik bu geleneksel devlet tutumu yürümeyen çözüm sürecinin patlamasına sebep olur mu?

Cevap: APK’nin çözüm sürecine kalıcı bir sözümün inşa edilmesi saikıyla çıkmadığı tüm pratikleriyle ortadadır. Fakat Suriye politikası iflas etmiş, Güney sınırında PYD’nin kontrolü ele geçirdiği, mahalli seçimlerin yaklaştığı ve Türkiye içinde Gezi Direnişi’yle başlayan bir rahatsızlığın ve beraberinde uyanışın olduğu bir fotoğrafta AKP’nin bir süre daha sözüm ve müzakere söylemlerini terk etmesi beklenemez. Fakat bu pragmatik denge politikasının uzun vadede işe yaramayacağı aşikar.

Tüm bu soru ve cevaplar bağlamında düşündüğümüzde AKP’nin Rojava hattına bir utanç duvarı inşa etmesini geleneksel-ceberut-böl-yönet devlet aklı çerçevesinde normal karşılıyoruz.

Özetle Batı Şeria’daki kötü bizimki iyi diyen AKP birçok alanda olduğu gibi politikada bir rasyonalite kriziyle karşı karşıyadır.21.yüzyılın 2.utanç duvarını inşa ederek yine dünya demokrasi sıralamalarında yerini alan AKP, bu duvar da, bu utanç da size aittir. Duvarınızı da, utancınızı da üzerinize yıkacak olanlar da bu ülkenin onurlu insanları olacaktır.

 

Tuncay Şur

surtuncay@gmail.com

https://twitter.com/surtuncay

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.