Dünyadaki tüm katliamları yapmanın yanı sıra Mars?ta yaşamı sona erdiren de Türklermiş

25.04.2013 10:08:02
A+ A-

 

En sonunda Mars’ta yaşam nasıl sona ermiş öğrendim. Rüyama giren aksakallı bir azize anlattı olup biteni.

Bir zamanlar Mars uygarlığın beşiğiymiş. Tüm kavimler barış içinde mutlu mesut yaşayıp gidiyorlarmış. Bu refah ve barış gezegeninde tek mutsuz olan kavim Türklermiş. Bu barbar Türkler çalışmayı sevmezmiş. Başkalarının servetinde gözü olan bir kavimmiş. Uygar kavimler Türklerden kendilerini korumak için “Mars seddi” kurmuşlar. Ancak bu Mars uygarlığının zayıf bir tarafı varmış:

Mars’taki sular tek bir kaynaktan çıkıyormuş. İşte bu kaynağı ele geçiren Türkler kimseye su vermemek için kaynağı koca koca taşlarla tıkamışlar. Bir tek kendilerine yetecek kadar suyun akmasına izin vermişler. Bir yıl kadar süren bu susuzluk döneminde uygar ulusların, adı Nuh olanları uzay gemilerini yapmışlar. Bu gemilere her tür canlı ve kendi kavimlerini dolduran Nuh’lar Dünya’nın yolunu tutmuşlar.

Dünya’da aynı Mars’ta olduğu gibi bir cennet yaratmışlar. Barış ve bolluk içinde yaşamaya başlamışlar. Tek damla kan akmamış. Hiçbir kavim öteki kavmin topraklarına girmemiş. Ordusu bile yokmuş bu kavimlerin. Bütün kararları halkın katılımıyla alıyorlarmış. Yani doğuştan demokrat, genetiklerinden sanat akıyormuş. Krallara, kral olmaları için yalvarıyorlarmış. Köleler ise köle olmak için yanıp tutuşuyormuş.

Mars’ta yalnız kalan barbar Türklere çalışmak ve üretmek zor geldiği için, onlar da uzay gemisi yapmaya başlamışlar. Amaçları öteki kavimleri gittikleri yerlerde bulmakmış.

Ancak bu arada tıkadıkları kaynakta su o kadar birikmiş ki, en sonunda patlamış. Kendi vatanları da sular altında kalmış. Kendi Nuh’larının gemisine binerek son anda canlarını kurtarmışlar. Onlar yola çıktıktan kısa süre sonra, Mars’ın tek bölgesinde biriken sular, gezegenin dengesini bozmuş. Sular da uzaya dökülüp kaybolmuş.

Yolculuk sonunda Türkler de Dünya’ya ulaşmış. Onlar da kendilerine bir yurt aramaya başlamışlar. Türklerin Dünya’ya ayak basmasıyla birlikte insan, insanlıktan çıkmış. Savaşlar, katliamlar, soykırımlar ve işkence almış başını gitmiş. İşte o gündür bu gündür Dünya’ya asla bir daha barış gelmemiş. Tüm savaşlardan, katliamlardan, soykırım ve cinayetlerden Türkler sorumlu tutulmuşlar.

İşte bu aksakallı azizenin anlattıklarından sonra anladım ki; Türkler Dünya’daki ve evrendeki her kötülükten sorumludurlar. Türkler dışındaki her kavim tertemizdir. Her inanç, her sistem barışçıl ve insancıldır. Türkler ise neye dokunsalar kirlenmektedir.

Kim bu aksakallı azize diye çok düşündüm? Bence ruhu başka kavimlerin ruhuydu. Ya da öteki kavimlere hayran bir Türk’tü. Çünkü yabancı olsa Türkleri bu kadar iyi tanıyamazdı. Beni de öyle bildiği için rüyama girdi. Gerçi bunda televizyon programları ve köşe yazıları da etkili oldu ama şimdi bırakalım işin o tarafını.

Şimdi kendimden nasıl kurtulacağım onu düşünüyorum. Bu kadar yükü nasıl taşıyacağım onu düşünüyorum.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.