Dünyayı döndüren- Sevgi her yerde

16.01.2013 17:34:02
A+ A-

 

Hangi vakit bu fotoğrafa baksam, W. Shakespeare'nin şu betimlemesi zihnime düşer: 


"Yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun. Rüzgârı sevdiğini söylüyorsun, rüzgâr çıkınca pencereni örtüyorsun. İşte bundan korkuyorum, çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun."

Her zamanki gibi bugün de resme baktım. Andığım betimleme yine bana merhaba dedi. Her sözcüğü, her cümleyi tane tene tekrarlayarak ve usul usul zihnimden geçirerek düşündüm. Daha önceki deneyimlerimde tereddüt etmeden usta W. Shakespeare'e hak verirken; kaçırdığım bir şeylerin ayrımına vardım. Hem kendime kızdım, daha önce nasıl olur da görmedim diye. Hem de sevindim. Ne de olsa artık fark etmiştim. Başlangıçta, yani fotoğrafa bakıp, ustanın cümlelerini aklımdan geçirirken yakaladığım bir şey değildi bu. 

Sevgide korkaklığın dışa vurumu ve korkaklığın sevgiyle bağdaşmayacağına kuşku bırakmayan betimleme bittikten sonra, bir kez daha fotoğrafa baktığımda eksik olan şeyi yakaladım. Bana hak verir misiniz bilmem, kanımca dünyayı döndüren en önemli şey; yürekleri barışık iki canlının her yerde, her koşulda ve her şeye karşı yaşadıkları, gösterdikleri ve sürdürebildikleri sevgileridir.

Daha önce ne demiştik bir anımsarsak: dünyanın konuştuğu tek evrensel dildir sevgi, doğayı taklit ederek. çünkü mayasında dostluk vardır.

W. Shakespeare usta, bunları ifadelendirirken esin kaynağı elbette ki insanlardı, çevresindeki insana dair sevgi gösterileriydi. Bu cümleler neredeyse beş yüz yıl öncesine ait, işin acı vereni günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu anlamda ustayı saygıyla anıyorum. Çünkü yüzyıllar öncesindeki sevgi öngörüsü, günümüzde geçerliliğini koruyan bir gerçeklik ve w. Shakespeare bugünü de görmüş denilebilir.

Ancak bir farkla, oda sanırım o dönemde kutuplar henüz keşfedilmemişti. Öyleyse ustanın fotoğraftaki manzarayı, penguenleri görmesi olası değildir. Fotoğraftaki sevgi parıltısının kahramanları, bedenlerinin bir bölümü kutup karlarına gömülü penguenler.

Doğrudur, benim penguenlerimin yaşam alanı soğuk kutup bölgeleridir. Böyle düşünenlere hak veriyorum. Lakin benim asıl dikkat çekmek istediğim, sevgideki adanmaya baksanıza. Sonra ikisinin yüreği bir defa öyle barışık ki, sevgileri sonsuza dek sürecek bir sadelik, doğallık, adına ne derseniz deyin bir kendine özgülük kazanmış. Yapmacıktan ve gösterişten uzak.

Biz insanlar öyle miyiz halbuki. Modern zamanların bütün imkanlarına ve nimetlerine sahip olmamıza rağmen, sevgimizi içtenlikle karşımızdakine sunmaktan çok, onu kıvrandırıcı bir gösterişe kapılmaktan kendimizi alamıyoruz. Zehirli dikenlerimizi sadist bir istekle ona batırmaktan zevk alıyoruz. Tuhaf bir yaklaşım tarzı. En azından doğayı bir parça gözlemlesek, bizden farklı diğer canlıların hareketlerinin doğallığını görür, insan olma noktasında kendimizi bir parça sorgular ve insanı sevgi adına insan yapan duygunun, içtenliğin ucundan yakalarız. 

Öte taraftan insan, penguenlerime baktığı zaman kötülük adına bir şey düşünebiliyor mu? Elbette hayır. Öyleyse şu masmavi gökyüzü altında ve şu bereketli topraklar üstünde paylaşamadığımız ne ki? Savaşlar, barut kokusu, silahlar neden? Masum çocukların ölmesi niçin?

Anlayın artık, dünyayı döndüren barış: bir parça et ve kan olan kalp olmaktan kurtulmuş, yürek olmuş, binlerce canlının sevgisidir. 

Bağışlayın beni ama bu canlıların içinde insanın yeri çok az. Bunu başarabilmiş olan dostlara yürek dolusu selam. Dünyayı sizin sevginiz döndürüyor. Döndürecek.

Bir farklılık yaratmak adına... Hayat için...

Abbas Karakuş www.abbaskarakus.com



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.