Düşleri tellere takılan çocuklar

10.09.2013 16:05:28
A+ A-

Düşleri tellere takılı kalmış çocukların hayatı hep mücadele ile geçer ve hep saklı bir bohçaları vardır, her an sürgüne gidecekmiş gibi bekler, geçmişine uzak ve geleceğinden oldukça kaygılı... Hani düş ağacı vardır, çaputlarla süslü rengârenk, düşün ki öyle bir düş bahçesi bu, uçurtması tellere takılı kalmış; durmadan kanayan, çırpınan...

Rengin, dilin, ırkın ne olursa olsun ey çocuk, bayramın kutlu olsun! Oysaki bayramları yaşayamayacak kadar acı dolu olan şu yüreğin, şekerden çok acıya doyan çocukluğun ve meçhul bir geleceğin korkulu rüyalarını gören savunmasız benliğinle sen ey çocuk, bayramın kutlu olsun!

Çocuk, masum gülüşlerini savurdu dumanı tüten acılarına. Öyle ya doğar doğmaz ağlamıştı, çoraklaşmış acılarına. Sanki doğarken yalnızlığına doğmuştu.
"Hangi bayram bu? Kaç zamandır bayram görmedik biz, annem hep ağlıyor, annem artık ağlamasın olur mu? Şeker vermeseniz de olur, ne olur annem artık ağlamasın."

"Dünya çocuklarının bayramıdır bu. Rengin, dilin ne olursa olsun. Kendi dilinde şarkılar söyleyip eğleneceğin bir bayram bu bayram, senin ve nice çocukların. Bırak elindeki şu taşı. Gel şarkılar söyle!" dediler

Çocuk, yüreğini burkarak kırık bir sesle konuştu, yavaşça ağlamaklı...
"Kendi dilimde öyle mi? Yok, o zaman bölücü diyip öğretmenim tokat atıyor. Hep susuyorum ben de gitmiyorum okula, sevmiyorum. Öğretmen hep bize kızıyor. Biz ne yaptık ki? Geçen gün öğretmenim Türkçe kitabınızın 123. Sayfasını açıp okuyun, dedi. Baran, sen oku bakalım, dedi. Heyecanlandım, kekeleyerek okudum, herkes güldü, "kağıdı" düzgün okuyamadım, kalın okudum, diye alay ettiler. "Ez nizanim" (bilmiyorum) dedim, birden ağzımdan çıktı. Öğretmenim 'ne dedin sen öyle diyerek', yanıma geldi ve daha ağzımı açamadan yanağımda bir alevlenme hissettim, yanağım çok acıdı. Geçti, şimdi ağrımıyor bile, herkes güldü, Ayşe de güldü. En çok onun gülmesine üzüldüm. Sanırım onu seviyordum. O gün eve çok geç gittim. Annem sofrayı çoktan kurmuş beni bekliyordu, yemek yiyemedim.
'Lawo, çi bu, ti jibo çi digri?' (Oğlum, ne oldu, niye ağlıyorsun ?)
Annemin toprak kokan ellerine sarıldım, öptüm, öptüm doya doya. Başımı okşadı, elleri annemin yaralarımı sarıyordu.'çelika min, negri' (yavrum, ağlama...)Negri lawo, hestire te dile min dışewtine (ağlama oğlum, gözyaşların yüreğimi yakıyor.)"

 

Küçük bir çocuk gülümsüyor
Susuyor dünya
Susuyor insanlar...
O hala sımsıcak gülüyor,
Yaşayamadığı çocukluğuna
ve sonra;
elindeki şekeri alıyor zorbanın biri,
atıyor, dize kadar gelmiş çamura
gözleri dolu dolu bakıyor çocuk...
Ve şimdi ağlıyor;
şekeri elinden alınmış bir çocuk nasıl ağlarsa öyle
hıçkıra hıçkıra öfle ile...
Bağrı yanık anasının türküsüne nasıl ağlarsa öyle
içli içli hüzün ile...
Öfke ve hüzün karışık ağlıyor zorbanın birine,
zalimliğine...
yarım kalmış şeker misali istemekte düşlerini
istemekte çalınmış umutlarını
rızası olmadan alınmış her ne varsa..
Çiğnenmiş gururuna, örselenmiş düşlerine
usul usul ağlıyor
ve dünya gülüyor
insanlar gülüyor
Çocuk mu?
O hala ağlıyor.

 

 

BİR ÇOCUK VAKTİ

Bir çocuk gülüyordu bir çocuk vakti...
Zamanı durdurdular, bütün çocuklar orda kaldı.
Bombalar yağdı üzerlerine, gök gürledi.
Kıstırılmış bir zamanda vuruldular, parçalandılar
Hiç bir vicdan, sindiremezdi,
siniyorsa şayet vicdan yoksunluğundandır.
Bir ölüme sevinmek hangi vicdana sığıyordu?
Ve şimdi bütün çocuklaşmış adamlar ağlıyordu.
Yaşayamadığı çocukluğu demir çubukların ardında
düşleri soğuk bir betonda yalın ayaktı,
soğuk, tedirgin ve çokta korkutucu...
Susturuldu bütün oyun şarkıları,
oyunlar sahipsiz kaldı.
Oyun bitti, sobe!
Şekerci amcalar yok oldu.

Demir çubuklar ardına hapsolmuş nice çocuklar vardı, yarım kalmış oyunları bir de.  Sokaklar boşaldı, soğuk beton yalnızlığında avutuldular ana kucağından uzak.
Hangi çocuk ister, düşünelim sadece bir anlığına, o dur durak bilmez oyunlardan vazgeçmeyi? Hiç mi çocuk olmadık, sokaklardan toplardı annelerimiz babalarımız bizleri, anne bu son oyun deyip oyalayışlarımız sırf biraz daha oynayabilmek için.
Bir düş kovalama oyunuydu bu sanki çocuklar sokağa dökülmüş düş kovalıyorlardı gece gündüz.
Tuttukları her düş başına bir düşevi, düşleri karartılmış bir ev bu, ceza veriliyor bu karartılmış düşler evinde... Tuttukları her düş başına... Sonrasını tahayyül etmek bile ürkütücü, ıslah etmek midir amaç yoksa hayat karartmak mıdır? Gelecek çalma oyunu belki de. Hayvanlaşmış insan zararlılarının elinde yitirilmiş nice çocuklar... Geleceği çalınmış o küçücük bedenlere işlenen dehşetvari işkenceler... Kanı çekilir adamın, ürpertici. Gelecek çalma oyunu bu, suskunlaştırma, çiçek olun bakıyım, deme oyunu bu.

 

"Nice Çocuk Gibi" (N.Ç' ye)

Bir çocuğun gamzesinden çaldıkları hayatı,
satılığa çıkartıp susturdular
O, düşlerine masum gülüşünü sunarken,
birileri karanlık dünyalarına çektiler,
yalnızlaştırıp düşlerinde katlettiler
Korktu, gamzesinde dünyayı
ve küçücük düşlerini taşıyan çocuk.
Nice çocuk gibi susturuldu, N.Ç
nice çocuk gibi yalnızlaştırıldı,
Henüz gerçeğini yaşayamamış çocuklara
acı gerçekleri yaşatıp
ortadan kaybolan lağım fareleri
ve sizi görmezden gelen
 etik düzen savunucuları,
yaşattığınız acı gerçeklerle yüzleşin
ey vicdandan yoksun,
 insanlıktan nasibini almamış
 insan dışı mahlûkatlar.
Karanlıklarınız, kaderi olmayacak
N.Ç gibi nice çocukların...

Nice çocuklar ve düşleri tellere takılı kalmış, acı hayatları. Çocukların düşleri elinden alınınca çok çabuk büyürler; öfke ve hüzün ile bir yanları hep buruk. Hayata bir sıfır yenik başlamış çocuklar ise mücadele arzusuyla yaşar. Karartılmış hayatları aydınlığa çıkartmak ne zordur, sevgi ister, şefkat ister. Yüreğe dokunulsun ister.  Bu bayramı içeride geçirecek kaç çocuk vardır dersiniz? Taş,sopa metaforlarını unutup düşünelim bir anlığına da olsa. Kaç çocuk, tecavüzden, şiddetten dolayı ruhi dengesi bozulmuş bir şekilde hırpalanmış bir hayatı sürmekte? Kaç çocuk oyun yaşında çalışmaya mecbur kalmış ve üzerine bombalar yağarak yitirilmiştir? Kaç annenin yüreği yanmıştır ve yanmaya da devam ediyordur? Cevapsız sorulara yanıt bulmak mıdır derdim bilmiyorum ama acıya ortak olamama gibi bir hastalığımız olmuş ve hatta bir başkasının acısına sevinir olmuşuz. Bir çocuk canın kıyımına, hangi yürek hangi hayvani duygularla sevinebilir, benim buna ne midem ne de yüreğim dayanır.
Bayramsa bütün çocuklara, armağan olmuş, bütün çocuklara!

23 Nisan 2012



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.