FARC-EP-Kolombiya, PKK-Türkiye. Barışa Kim Yakın?

01.03.2013 04:27:54
A+ A-

 

Kürt sorununda çözüm arayışları başlığı altında herhangi bir konu gündeme geldiğinde Kuzey İrlanda'daki IRA ve Bask Bölgesindeki ETA sıkça örnek gösterilir. Adı anılan örgütlerin pratikleri ve devletle olan müzakereleri sonucunda ortaya çıkan sonuçlar örnek gösterilir. Ulus orijinli hareketler olmaları sebebiyle PKK ile birçok anlamda mukayese edilebilirler evet doğru, fakat PKK ile bahsi geçen örgütlerin teori ve pratiği kıyaslandığında aslında çok da birbirleriyle örtüşen bir yapıda değiller.

Bu yazıdaki temel maksat; son bir aydan fazla bir süredir devam etmekte olan Kürt sorununa şiddetten ayrılmış demokratik çözüm arayışlarını hareket noktası olarak kabul edip, ideolojik olarak farklı bir noktada olsalar da pratik manada birçok ortak noktası bulunan FARC-EP ile PKK'nin devletlerle olan müzakerelerini karşılaştırıp bir sonuca varmak olacaktır.

Kasım ayından bu yana FARC-EP ile Kolombiya hükümeti arasında önce Oslo'da başlayan ve şimdi Havana'da devam eden bir müzakere süreci var. Oslo'daki müzakere süreci başladığında FARC tek taraflı ateşkes ilan etmişti ve tahmin edileceği gibi Kolombiya hükümeti gerillalara yönelik saldırılara devam etti. Bunun üzerine FARC adına müzakereleri yürüten Ivan Marquez 20 Ocak itibariyle tek taraflı ateşkesi bitirdiklerini ilan etti.

 

Fakat ateşkesin bitmesi müzakerelerin son bulduğu anlamına gelmedi ve müzakereler devam ederken bir taraftan Kolombiya hükümetinin operasyonları diğer taraftan gerillaların misilleme eylemleri sürüyor.

Şimdi gelelim Türkiye'de duruma, bir aydan fazladır utana sıkıla devam eden görüşmeler bugünlerde biraz daha açık bir biçimde kamuoyunun bilgisine sunuluyor. İmralı'ya giden heyetin Öcalan'la yapmış oldukları görüşmenin zabıtlarının basına sızdırılması konusuna değinmiyorum çünkü üzerinde durulması gereken esas şey o değil, bu hafta içinde son dönemlerin en kapsamlı hava operasyonunun Kandil'le yapılmış olmasıdır. Zaten hâlihazırda PKK'nin ilan ettiği bir ateşkes yok. PKK de karşılık verirse bu operasyonlara zaten topun ağzında olan görüşmeler nereye evrilir bilemiyorum.

Tarafların karşılıklı güvenlerinin neredeyse olmadığı bir iklimde, devlet tarafının ben operasyonlara devam ederim dediği ve ettiği bir ortamda, örgüt silahları bırakıp sınır dışına çekilsin fiili süreç o zaman başlar demekle, yahu ben zaten müzakere etmek filan da istemiyorum bu da diplomatik bir oyun demek aynı şeydir.

O zaman şu soruyu sormak lazım, müzakere etmek demek ne demektir? Taraflar birbirlerinin gerçekliklerinin kabul etmiş ve bir masa etrafında diplomatik yollarla, savaşmakla ulaşamadıkları bir neticeye ulaşma çabasıdır. Aynı masaya oturduğun tarafa yönelik imha operasyonları yapmak, kullandığın dili dahi değiştirmemek demek, müzakerenin bir retorikten ibaret olarak kalması anlamına gelir.

Dünyanın birçok yerinde devlet ile benzer örgütler arasında yürütülen müzakere süreçlerinde karşılıklı ateşkes ilan edilir. El Salvador ya da Meksika örneklerinde olduğu gibi. Ayrıca dünyada devletin silah bırakın çağrısı üzerine silah bırakıp müzakereye oturan bir örnek de yok gibi(ETA dışında).Yani eğer gerçekten bir müzakere süreci yaşanacaksa tarafların karşılıklı olarak silah bırakmaları gerekmektedir. Yok eğer devlet taktik olarak masaya oturur esas olarak da Sri Lanka'da Tamiller'e yapıldığı gibi imha operasyonları peşine düşerse sürecin evirileceği savaşın tam ortasıdır.

Örgütlerin ya da devletlerin herhangi birinin yenik duruma düşürülerek bir müzakere sürecinin devam etmesi pek mümkün görünmemektedir. Tarafların yaptıkları açıklamalara ve bahsedilen 'mağlup görünme' durumunun sürece ne kadar hasar vereceğini düşünelim. FARC-EP, devlete karşı yenildiklerinden değil de halkın talepleri doğrultusunda bu seçeneği denediklerini her fırsatta ifade ediyor aksi bir durumda demokratik ve bağımsız bir Kolombiya için savaşmaya hazır olduklarını ve savaşmaya devam edeceklerini belirtiyorlar. Benzer şekilde Öcalan'ın da basına sızan açıklamalarında, eğer süreç olumsuz sonuçlanırsa hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı ve 50 bin kişiyle devrimci halk savaşının yaşanabileceği hatta bunun ülkede bir rejim değişikliğine kadar gidebileceğinin altı çiziliyor.

Biraz olumsuz bir kompozisyonun ortasında olduğumuzun farkındayım fakat bu işin sosyal teori ve pratikteki karşılığı birilerinin hoşuna gitmese de bu şekilde.

Tüm bunlara rağmen taraflar müzakere edebilirler mi? Bu soruya evet cevabını verebiliriz ki şu anda FARC-EP Havana'da görüşmelere devam ediyor ve FARC-EP heyetinden Ricardo Tellez "FARC'ın ülke için dev bir adım atmayı görüşmek üzere Havana'da olduğunu, barış için her şeyi yapacaklarını ve bundan en ufak şüphe duyulmaması gerektiğini" ve   "Barışın gerekli olduğu ve bu sürecin köylüler, öğrenciler, ev kadınları, işçi sınıfı ve toplumun tüm kesimleri tarafından savunulması gerektiği kanısındayız" ifadelerini kullandı.

Öcalan'ın da açıklamalarında barışa ne kadar ihtiyaç duyulduğunu ve barışın temin edilmesi için her zamankinden daha fazla fırsatın bulunduğuna dair ifadelere sıkça rastlamak mümkün.

Kolombiya'nın mı yoksa Türkiye'nin mi barışa daha yakın durduğu sorusuna Türkiye cevabını vermek biraz daha gerçekçi. Bunun en önemli sebeplerinden biri uluslarötesi güçlerin zorlaması ve Orta Doğu'da bu sorunla birlikte bir Türkiye'nin yaşam şansının pek az olmasıdır. Şüphesiz bunun dışında PKK adına müzakere yürüten Öcalan'ın talepleri aslında Liberal Demokratik taleplerin dışında çok fazla bir şey değildir.

FARC-EP'e gelince sınıf temelli politika üreten ve Marksist-Leninist bir örgüt olan FARC-EP; Emperyalist şirketlerin ülkeyi terk etmesinden tutun, toprağın kullanım hakkının halka verilmesi, geniş çapta bir toprak reformu yapılarak tekellerin elinde bulunan toprakların hakla dağıtılması ve demilitarizasyona kadar çok geniş bir talep listesi sunuyor. Bu taleplerin ne kadarı yerine getirilir bilemiyorum fakat FARC-EP'in işinin biraz daha zor olduğu ortada.

Müzakere sürecinde ne mi yapılmalı (eğer gerçek bir müzakere yapılacaksa) 3 temel şey:

1-Taraflar karşılıklı olarak ateşkes ilan etmelidirler. Ateşkesin ilan edilmesi özellikle gerilla güçlerinin silahları bırakması anlamına gelmemektedir, çatışmasızlık halidir.

2-Devletlerin muhatap örgüte karşı mevcut jargonunun değişmesi gerekmektedir. Madem aynı masada oturuluyor.

3-Sürecin çok şeffaf işlemesi gerekmektedir. Manipülasyonlara neden olmaması için. Meksika ile Zapatistalar arasında olan süreç gibi. Zapatistalar bu süreçte tüm olup biteni halka açık bir şekilde anlattılar.

90 yıllık resmi ideoloji ve resmi tarih kuşatmasında bir Türkiye'nin bir ayda, olmadı hadi bahara çıkıp gidin bu sorun çözülsün gibi yaklaşımlarda bulunarak Kürt barışını getirmesi ne kadar olasıdır varın düşünelim. Ancak sınıfsal çelişkilerle örülü toplumlardaki sınıflar arası savaşların taraflardan birinin en aza inmeyene kadar devam edeceğini ben bilirim söylerim.

Tuncay Şur

surtuncay@gmail.com



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.