Gezi Parkı, Lice, Kürt sorunu üçlemesi

24.07.2013 19:44:00
A+ A-

Bilindiği gibi bu aralar ülke gündeminin en önemli konusu gezi parkı olayıdır. Bu olayda en önemli sonuç Erdoğan’ın hep övdüğü kendisine oy veren ve ‘evinde zor tuttuğu’ %50’nin dışında kalan diğer %50’nin çoğunun sokağa çıkıp direnmesidir. Türkiye halkları böylece çok önemli bir adım atmış oldu ve korku imparatorluğuna karşı sesini çıkarmaya ve var olduğunu göstermeye başladı. Her şeye rağmen Erdoğan bu olayda barışçıl bir dil değil tam aksine kışkırtıcı bir dil ortaya koydu. Bunun yerine biz olayı anladık, mesaj alınmıştır deseydi bu direnişi kırabilirdi. Ayrıca gezi parkı eylemlerinde hakkını sokakta arayan 4 kişi gerek polisin müdahalesi gerekse eli sopalı kişiler tarafından öldürüldü ve katilleri hala aramızda. Bu insanların en doğal hakları olan eylem yapma hakkını kullanırken öldürülmesi Türkiye’nin adil ve özgür bir devlet olmadığının, bu insanların katillerinin ise ceza almaması hukuk devleti olmadığımızın bir göstergesidir. Burada katil devlettir ve devlet hesap vermelidir.

Bu olaylar devam ederken Lice de yaşanan vahşet ise hükümetin barışçıl bir dil kullanamadığını gözler önüne sermektedir. Bir kişinin hayatını kaybettiği bu olayla ilgili yapılan açıklamada askerin sadece havaya ateş açtığı söylenmiştir ancak insanlar sırtlarından vurulmuştur. İnsanlar uçamadığında göre bu da bu açıklamanın yalan olduğunu gösterir. Zaten devletin bölgede var olan bir karakol varken çözüm sürecinin en önemli noktasında tekrar karakol yapmak istemesi hükümetin ciddiyetini sorgulatmaktadır. Hükümetin yapması gereken Kürtlerin taleplerini dinlemek ve onları yerine getirmektir. Böylece Türkiye barış ve kardeşlik dolu günler yaşar. Zaten Kürtler’in talepleri Türkiye’nin daha adil ve demokratik bir ülke olması için gereklidir. İstekler arasında anadilde eğitim kesinlikle demokrasi için çok önemlidir ve anayasal bir haktır. Bu haktan sadece Kürtler değil Türkiye topraklarında yaşayan bütün halklardan insanlar yararlanabilmelidir.

Bir diğer istek seçim barajının düşürülmesidir. Bu da kesinlikle Türkiye’nin demokratikleşmesi için çok önemlidir. Her insanın düşüncesi çok önemlidir ve insanlar sadece çok oy alan partilere oy vermek zorunda değildir. Bu yüzden seçim barajı olabildiğince düşürülmelidir. Mecliste ne kadar çok görüş olursa demokrasi o kadar ilerlemiş olur. Bu tabii ki de AKP’nin işine gelmediğinden dolayı barajı %7-8 arasına indirmeye çalışmaktadır. Böyle bir karar Türkiye’nin gelişmesi ve çözüm süreci için hiçbir şey ifade etmez. En azından bu 2 talep yapılırsa barış için çok önemli bir adım atılmış olur ama AKP vazgeçer ve Kürtleri kandırırsa bu sefer savaş daha da büyür. Bunun için Erdoğan barışçıl bir dil kullanmalıdır, kimseyi aşağılamadan ve kimseyi suçlamadan hareket etmeli işin sorumluluğunu almalıdır. Tabi ki de bugüne kadar bunlardan hiçbirini yapmadığından dolayı çözüm süreci ilerlememiştir. Erdoğan çözüm sürecini hep oyunu artırmak için seçim zamanlarında yapılan bir çalışma olarak görmüştür. Erdoğan artık işin ciddiyetini anlamalıdır. Daha demokratik ve bütün halkları kapsayan bir anayasa yapılmalıdır.

Kürtler bunca yıl bunun için mücadele etti ve hala etmektedir. Zaten Gezi Parkı olaylarının en güzel yanlarından biri de çoğu insanın yandaş medyayı görüp Kürtlerin neler çektiğini anlamalarıdır. Tabi ki de sadece Kürtler değil Aleviler, Ermeniler ve diğer halklar bu ülke de çoğu zaman ezilmiştir. Türkiye tarihinde çok sayıda katliam olmuştur. Yapılan her katliama, suçsuz insanların ölmesine karşı sessiz kalmamalıyız. Ezilen insanların yanında olmalı, onların yanında mücadele etmeliyiz. İşte o zaman bu ülkede bütün halklar kardeş olacaktır. En önemli olansa bu ülkede bütün halkların eşit olması yani Türkler ile eşit haklara sahip olmaları gerekir. Böyle bir şey olduğu zaman artık Türkiye de kalıcı barış sağlanır ve hepimiz barış, kardeşlik içinde yaşarız.

Adacan AKKAN

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.