Gezi'den Kürt Hareketine Türk Aydınlanması!

30.06.2013 14:34:29
A+ A-

Türkiye,2013 yılını geçen yıl olduğu gibi çok fazla siyasi hareketlilikle geçirdi.Ancak; bu yıl Türkiye'nin geleceği ve demokrasisi adına bence muazzam bir halk direnişi ve halk aydınlanması yaşandı...

Ben, bir ağaçla filizlenen bu direnişi AKP özelinden çok ,halk ile iktidar sorunuyla başlayan, yöneten ile yönetilen sınıf arasındaki  bir mücadele olarak değerlendiriyorum....Bence bütün bu olaylar ''Türk Baharı''  diye tanımlanabilir ama Arap baharı arasında çok fazla fark var.Çünkü, Arap coğrafyasında genel anlamda diktatörel belli bir azınlığın çıkarına uygun yönetimler kurulmuş.Türkiye'de ise; maskeli demokrasi denilebilecek anti-demokratik yasalara göre düzenlenmiş, yarı diktatörel bir demokrasi var.Yani Türkiye'de tırnak içinde demokratik sistem''Kör ve Topal'' olsada çıta Arap coğrafyasının biraz üstünde.Dolayısıyla Türkiye'de Arap coğrafyası gibi bir etki görmek;iç savaş öngörmek biraz hayalcilik olur ama imkansız da değil,bunu bilmek gerekir.Sonuçta  silahlar var oldukça,her zaman her yerde savaş ihtimali vardır....

Bütün bunları gözönüne aldığımızda Türkiye'deki demokratik sistem malasef ilkel dürtülere sahip,Türklük temelinde düzenlenmiş, 1980 darbesinin kalıntılarını temelde barındıran bir anayasal sistem var.Tabi bu anayasal sisteme parça parça cımbızla çeki düzen verilmiş,fakat faşist izlenimler barındıran ve dünya demokratik satandartlarının altında kalmasını engellememiş....Yani belli bir kitleye hitap eden toplumsal bir sözleşme...Artık tek taraflı nasıl toplumsal sözleşme ve mutabakata varılmış ise....

Peki neden öyle? diye soracaksanız.Önce şunu bilmek gerekir!.....Üniter devlet yapıları antik-demokratiktir ve dünyada da varlığını sürdürüyor olsada meşru değildir.Kaynağınıda 1789 ''Fransız İhtilali'' ve 18-19 yy. ''Sanayi Devrimi'nden'' alır.

Bütün dünya demokrasilerine baktığımızda gerek Almanya ve gerekse Amerika'da..... Yerelleşme,öz yönetim ve temel haklara saygı duyan ,dinlere ve kimliklere nötr olan bir  demokratik anayasal sistem kurulmuştur. Bu sistemlerde eyalet,federasyon ya da farklı demokrasilerde ,benzer farklı sistemlerle çerçevelenmiş ileri demokratik sistemler uygulanıyor...

Türkiye'de Kimliksel Zehirlenme!

Türkiye'de yıllarca eğitim sitemimizde ''Andımız'' ,''Gençliğe Hitabe'' metinleri ile ''Ne Mutlu Türk'üm Diyen'e'',''Her Türk Asker Doğar''  kavramlarıyla Türk milleti'nin ,her insanda potansiyel olarak bulunan millyetçi ve ırkçı dürtüleriyle oynanmış ve Türkler, bir çok katı öngörülere sahip ve kendi gerçeklerini tek doğru, değiştirilemez,tekçiliğe dayalı ve tek bir kimliği kutsayan bir kimliğe bürünmüştür.Oya demokrasi,kimlikeri değil,insanlığı kutsar.

Devlet bu Psikoanalitik zehirlenmeyle milyonlarca halkı eğitmiş ve tak perkspektiften bakan,empati duygusu ve kendi gerçekleriyle çebelleşen bir millet yaratmıştır.Dolayısıyla devlet, Kürtler dışında  kendini vareden Türk miletininde özgürlük alanını ihlal etmiştir....

Kürt Hareketi ve Türk Mücadelesi

Türkiye 1923 ile beraber 29 Kürt İsayan'ını kanlı bir şekilde bastırmış;nedenlerini ortaya koyup, irdelemek malasef Türkiye'nin o dönem koşulları içarisinde mümkün olmamış ve devlet aklı, Kürler'i potansiyel tehlike olarak görerek, onları  asimiliasyona tabi tutup,daha zararlı olarak değerlendirdikleri  çıbanlarıda ortadan ivedilikle kaldırılmasını kendi açılarından doğru ve haklı bir hamle olarak görmüşlerdir...

Sonuç,AİHM'de milyonlarca euro tazminata mahkum olan Türkiye,devlet resmi kayıtlarında 17 bin faili meçhul,50 bine yakın onbinlerce kayıp ve milyarlarca dolar devlet zararı....

1999 yılında Öcalan'ın yakalanması ile devlet ve Pkk arasında müzakareler başlamış.Devlet taktiksel hata yaparak geri çekilen PKK gerillarını keklik gibi avlayarak, 2004 yılına kadar süren PKK'nın  tek taraflı ateşkes ilan ettiği ve devletinde  fiilen de buna uyduğu ateşkes bozulmuştur. 2002  Seçimlerinde MHP baraj altında kalmış ve Türkiye AKP'nin zafer ilan etmesiyle her anlamda yeni bir döneme girmiş.....

Kürtler'in Özgürleşmesinde Miyeng Taşları

2004 yılından sonra gerek newrozlar da gerekse Öcalan  özelinde Pkk'nın organize ettiği halk ayaklanmaları ve protestolarında,bir çok sivil kürt halkı polis ya da asker kurşunuyla öldürüldü...Bunlar'ın ötesinde Hakkari'de Özel Hareket   polisi tarafından kolu  çevrilerek kırılan küçük çocuk akıllarda hala....Tabi bütün bütün bunların gerçekleşmesinde Pkk'nın stratejik halkı proveke etme hamlesi de var.....Ne oldu peki?

Bdp ve bölge halkı sivil itaatsizliklerle direndi...Gösteriler ve sivil cuma namazları ile Kürt hareketi meşrulaşma ve kendini düzlüğe çıkarma adına yol katetti.Demokrasilerde ,en tehlikeli hamleler sivil itaatsizliklerdir.Devlet  bir anda  temkinli davranıp, endişe duymaya başlayınca;Newroz kutlamaları ve protesto yürüyüşleri Kürt coğrafyasında  eften püften sudan nedenlerle BDP özelinde yasaklandı.....Ama Bdp'liler pes etmedi...

BDP'Lİ Kürt miletvekileri protesto haklarını kullanarak, Polis şidetine maruz kaldılar....Bacağı kırılan,ayağı kanlar içinde kalan miletvekilleri ve TOMA'dan su ve gaz yiyen genel başkanları Demirtaş'ın görüntüleri medya tarafından hiç bir şey olmamış,sıradan bir olaymış gibi hızlıca medya sansüründen geçip, gözlerimizin önünden kaydı biranda ...Ve sonra?

2012 yılında PKK alan kontrolü  ile vur-kal stratejisiyle devlete zor anlar yaşattı  ve  iki tarafta birbirine üstünlük kuramayacaklarını ,ağır kayıpları vererek yeniden anlamış oldular.Sonra ne mi oldu?

 AKP hükümeti PKK ile müzakerelere başladı....Medya'nın taraflı,sansürlü ve sert üslübu yumuşadı.....Erdoğan tarihi bir hamle ile cesaretini tüm muhaliflerine gösterdi....Medya'nın desteğini de alarak müzakere taktiği, yol haritası ve stratejik hamleler çizildi....Ancak,bunun dışında gelişen sert bir muhalefet de; CHP VE MHP tarafından başlatıldı...Erdoğan da buna karşın iç ve dış politikada stratejik hatalar yaparak üslubunu sertleştirdi...

Gezi Direniş'inden Türk Aydınlanmasına

Bütün bu konjoktürel gelişmeler Gezi'de su yüzüne çıkmaya başladı.Polis şiddeti ve yasaklar bu sefer de Türkleri vurmaya başladı...Devletin otoriter ve anti-hümanist yüzü  poliste can buldu.Türklerin ,Kürtler üzerindeki empati duygusu da bununla beraber gelişti. Erdoğan'a muhalif kesimler,apolitik farklı sosyal yapıdan ve farklı ideolojik görüşten olan birçok insan, Türkiye'nin farklı sokaklarında ,Taksim'de adeta Türkiye'nin tarihini yeniden yazmaya başladı....

Aslında tarihte unutulmayacak bir ders vardır; ''Tarihi şahsiyetler  değil,halklar yazar''.....Kişiler masallarda  kahraman  olur ama asıl kahramanlar haklardır....Bir park ve  bir ağaç....

Çevre bilinci hasaslaşmış bir toplum, bir elinde Atatürk ve Türk bayrağı, bir elinde Kürtleri simgeleyen renklerle bir parti bayrağı olan iki genç,elele polisin gazabından kaçmaya çalışıyor....Ve yalnız kurt adam...

Bütün bunlar kürtlere olan bakışı ve empati duygusunu günyüzüne çıkardı...Medya, daha fazla bunları görmemezlikten,duymamazlıktan  gelemezdi....Sansürcükler olsada ,mesaj halka verilmişti.....Kürtler yumuşayan Türkiye  atmosferinde  kandileride biranda yumuşayınca..... Gelen''Erdoğan ile  ne karşılığında müzakere ediyorsunuz'' ? sorusuna''Gasp edilen haklarımız karşılığında'' cevabını veriyordu....Öyleyse Lice de ne oldu?

Lİce'de çözüm süreci devam ederken,karakolların yapımına devam edilmesini halk içinde sindiremedi,kaldıki  bölge halkı yıllardan beri devlete karşı güvensizlik içinde ve durumu bir şekilde protesto ettiler ve bu durum askerin ateş etmesi sonucu Medeni Yıldırım'ın hayatına maloldu .Belki gurubu Pkk,devlet,derin devlet,ya da dış güçlerin ajanları proveke etmiş olabilir ama devletin duruşu ve tavrı hala  soru işaretlerini kaldırmaya yetmedi...Ancak medya'nın  olayları görmesi ve sokağın Liceye karşı duruşu dünden bugüne değişimi özetler nitelikteydi. Kürtlere karşı bakışta;Türk toplumunun pozitif tavrı ve tutumu da önemli bir ayrıntı kanımca....

Sonuç, Erdoğan elindeki satranç taşlarını iyi oynarsa sistemi mat edebilir ve tarih yazıp, tarihe altın geçebilir ama unutmasın ki; son hamleden sonra tekrar geriye dönüş yok....Şunuda unutmadan not edelim;Kürt Sorununun çözümü Türkiye demokrasisi için hala kilit nokta...

Erdoğan ve Öcalan barışın iki mimarı olarak; Nobel barış ödülünü alabilir,bu imkansız ve ütopik değil.Dünya tarihi de, Türk-Kürt barışını da yazmaya hazır....

Mehmet Ali Demir

https://twitter.com/mehmetali_dmr

 

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.