Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar

15.09.2013 20:44:19
A+ A-

Cumartesi günü akşamı 21 ülkenin katılımı ile Pamukkale antik tiyatroda "Türkçevizyon Müzik Festivali"nin son gösterimi yapıldı. Ben bunu 21 ayrı ülke şeklinde değil de bir o kadar farklı dilin Türkçeye katkısı şeklinde yorumluyor, TRT'ye de teşekkür ediyorum.

Özellikle, ülkemizde "yerel dillere özgürlük" konuşulduğu bu günlerde, dillere gerçekten özgürlük verilirse Dilimize katkı sunacak dillerin sayısı da artacaktır.

Bizim zamanımızda meslek okullarını bitirenler doğrudan memuriyete atanırdı. Mezun olmamıza 15 gün kalmıştı. Meslek dersleri öğretmenimiz sınıfa geldi. Ne var ne yok faslından sonra;

"Arkadaşlar" dedi. "Paraya ihtiyacı olanınız var mı?"
Herkes parmağını kaldırdı.
"Sizi anlıyorum, o zaman bu aybaşı alacağım maaşımı size dağıtayım. Fakat siz de aldığınız ilk maaşı bana verin."
Şakayı anladık ama teklifi olumlu bulanlar da olmuştu.

Bu "Türkçevizyon" festivali sırasında aklıma düştü hocamızın şakası. Buradan hareketle ne kadar çok yerel anadile olumlu bakılırsa Türkçemize o kadar destek sağlanmış olur diye düşünüyorum. Biz onlara değer vereceğiz, onlar da bize. Bu bir etki tepki meselesi gibidir. Kısaca; yerel anadillere verilecek özgürlükler Türkçeyi daha da büyütecek devleştirecektir. Ne kadar çok anadil tanırsak o kadar çok, bizi tanıyacaklar, bu zor bir denklem olmasa gerektir.

Kendi melodinizi başka bir dilin insanından üstelik öz dilinizle dinlemek ne müthiş bir duygudur.

Bu dil ve müzik festivali bir yana, festivalin yapıldığı mekân, hele de ışık gösterileriyle tam bir masal dünyası oluşturuyor. Masal ne kelime, sazların cümbüşü eşliğinde, tam bir rüya ortamı oluşuyor.   

Pamukkale Antik Tiyatro, tarihi kayıtlara göre milattan önce ikinci yüzyılda yapılmış. Ama hangi millet yahut hangi kral tarafından yapıldığı net olarak belli değil. Hoş belli olsa bile Türk olmadıkları gerekçesiyle ilgimiz dışında kalacağı kesindir.

Antik tiyatroda yapılan bu festival çok hoş olmakla beraber, bu hoş'luğu sağlayan ana unsur tiyatronun ilginç mimari yapısı ve kültürel gösterilere uygunluğudur. Kadere yorarak söyleyebilirim ki tarih kitaplarımız özellikle okullarda öğretilen tarih kitaplarımız bu gibi medeniyet kalıntılarını görmezden gelirler. Oysa Anadolu kökenli onlarca filozof yazarçizer başka milletlerin okullarında ders bilgisi olarak tanıtılır ve öğretilirler.

İznik'li Hipparhos - Miletoslu Aristo - Karadeniz Ereğlisi'nden Herakles - Miletli Kadmos - Bodrumlu Herodot- Miletli Anaksimandros - Datçalı Eudoksos Plinius ? Antalya'lı Apollon ? Efesli Apeles ? İzmitli Hıkesıos - İzmirli Zeuksıs ? Tarsuslu Kananıtes ? Efesli Parrharıos ? Tarsuslu Phılemon - Karyandalı Skylaks - Marmara adalı Aristo ? Bergamalı Daphıtas ? Samsunlu Demetrıos ? Sinoplu Dıojen ? Tarsuslu Dıojen ? Bodrumlu Dıonisos = Samsunlu Dıonisodro ? Samsatlı Lukıanos ? Pamukkaleli Epıktetos ?İzmitli Arıanos ? Urfalı Hermotımos ? Amasyalı Strabon ve daha niceleri.

Oysa bu hemşerilerimiz tarih kitaplarında bizden biri olarak kabul edilmez. Okullarımızda da öğretilmezler. Türkçevizyon müzik festivalinin yapıldığı antik tiyatroya bakarken Türk olmasalar bile bu bilim adamlarını da hatırlamamak olmazdı. Belki bir gün onları da bizden birilerinin, mümkün olursa Anadolu erenlerinin yanına koyacağız. Yürekten gelerek, ırkçı bir telaşa kapılmadan.

"Güzel günler göreceğiz çocuklar,  
   güneşli günler                            
                                   göre-                                        
                                                  ceğiz...
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar ."

Demişti büyük usta Nazım. Umalım ki onun da rüyası gerçekleşsin.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.