Hafıza için bir kurmaca; ULUS TARİHİ

31.01.2013 13:43:11
A+ A-

 

Son zamanlarda yaşanan siyasi-ekonomik ve sosyal değişimlerle birlikte, bazı kavramlar zırhından çıktı. Üzerine konuşmak-yazmak, fikir beyan etmenin bedel gerektirdiği bazı konu ve başlıklar sorgulanabilir oldu. Bununla kalınmadı aynı konu ve başlıkların çirkinlikleri, ilkellikleri üzerine fikirler beyan edildi. Kral bir kere çıplak görünmüş olunca, kör gözlerde kralın çıplaklığını görür oldu. Devlet merkezli ırkçı söylemin yazımına kapı aralayacağımız bu yazımızda, ırkçı düşünme biçimi eğitiminin aygıtı olarak, Ulus Tarihi ve Ulus Tarihi yazımı üzerine düşünmeyi deneyeceğiz. 

Bir Ulusa ait siyasal ve askeri hareketlerin kronolojisini tutarak yazılan her tarih onanmış ya da onanması erkin-egemenliğin aracı olarak kurmaca bir metindir. Ulus tarihi metinlerinin  bu gerçekliği, konusu olan halk tarihinin yazımından ziyade kahramanlar ve zaferler tarihi olarak görülmektedir. Ulus tarihinin belleği dikkatle okunduğunda, Ulusa refere edilen mitlerin kurgusu ile paralellik gösterir.

Ulus Tarihinin yazılması Ulusa ait halkın tarihinden ziyade yazıcının Ulus Bilinci-Algısı ile ilişkili. Tarihsel gerçek-bilimsellik bir puzzle parçalarını tamamlama çabasına dair bütünleme-metodoloji oluyor; yani Ulus kurucu tezin ispatını sağlayan-güden militer/sivil çaba. Ulus devlet resmi kurumları ile yazımı milli kültür hareketi olarak doğrudan finanse eder ve yönetir. Bu yönü ile Dil -Tarih Kurumu konu olan yazım çabasının örgütlü yapısı oldu, bu yönde işledi. Karar mercii ve aynı zamanda uygulayıcı oldu.  Kurum finansı ve atamaları doğrudan devletin üst temsil kurumu tarafından yapıldı ve devam etmekte.

Adam Ferguson ifadesi ile "Sivil toplum tarihi"nden bahsetmek mümkün olmuyor. Çünkü Ulus Tarihi sivil halkın üzerinde değil, mitlerin, kahramanların ve savaş efsanelerinin üzerine inşa ediliyor. Egemen gücün gelecek için geliştirdiği bir silah olarak, okul- medya ve resmi söylem aracı ile yürürlüğe sokuluyor.

Türkiye Cumhuriyeti Erken Dönem dair tarih metinlerine göz gezdirildiğinde, bir örnek olarak; 1. İnönü Muharebesi ve 2. İnönü Muharebesine ait herhangi bir metin incelendiğinde görülecektir ki, 1. İnönü Muharebesi gerek metin kurgusu ve gerek olay hakkındaki bilgiler 2. İnönü Muharebesi malumatları yanında oldukça basit. Oysa sözde 2. İnönü Muharebesi oldukça ciddi ve iddialı metinlerle anlatılmakta... Kurmacaları daha sağlam. İşte çelişki bu noktada başlıyor. 1. İnönü Muharebesi gerçek bir olayı-olay dizisini anlatıyorken, tarihte 2. İnönü Muharebesi diye bir olay-olay dizininin yaşanmamış olmasıdır. Bir kurmaca olan 2. İnönü Muharebesi gerçek olan 1. İnönü'yü gölgede bırakmış. Hatta 1. İnönü Muharebesine de tarihte bir öncü vakaa olarak anılmasını sağlamıştır. Ulus kurmacasının gücü tam olarak burada iyi okunabilir. Kurmacanın gücü sarhoş edicidir, kurmacaya inanmak gerçeğe inanmaktan çok keyif verici oluyor.

Ulus tarihi resmi söylemin temel propaganda aracıdır. Yapı kümesi bir denklemi değil, küçük spot sözcük öbeğini anımsatır. Çünkü değer yargıları evrensel ölçüler üzerine inşa edilmiş olmanın aksine, coşkunluk ve sabit tatminleri karşılamaya yöneliktir. Hiç olmamış bir yakın tarih zaferi bu yüzden vardır; yenilgi alınmış bir savaştan kahraman çıkarmak fikri bu nedenle...

Modern tarih yazımı 19. Yüzyılda,  insan / tarih algısının en pragmatik kuşağında biçimlendi. İnsanı bölgesel erklerin kıskancında sınıflandıran modern/yeni derebeyliğin adı Ulus Devlet oldu. Oysa hiçbir Ulus devlet tek bir etnisite üzerinde kurulmamıştı.

Yeni Türk Ulus Devleti adına, sözde bilimsel arka planda tarih yapılırken, küçültülmüş Ulus ile uzak akrabalar arasında bağlar kurulmaya çalışıldı. Almanlar ve Türkler bu süreçte en komik tezlerin sahibi oldular. Komedide Türk Tarih Tezi Almanları da geride bıraktı. Önce bir ulus Türk yaratıldı. Hem ırk olan hem de bir  ırktan fazla olan, bir kavram olarak Türk-Türklük. Ne mutlu Türküm diyene! Sonra bütün dünyanın Türk'ten türemiş olabileceği efsanesi kurgulandı.

Emperyal arzunun birebir ifadesi olmasa da, zafer, kahramanlar kronolojisi, ırk gezi sahası olarak  kıtalar ötesi vatan düşüncesinin uçlarını takip etmesi ile ulus tarihi emperyal bir araç oldu.

Egemenlik sağlayamamış  ulus-ırkların ulus tarihine sahip olamaması ya da ölü bir ulus tarihinin yazılmıyor oluşu sorgulanmaya değer.

Egemen Ulus Devletin öteki tarihleri okuması ilişkide olan nesnelerin tepkimesine benziyor. Türkçe'de Hitit Ulus Tarihi tüm karakter ve kahramanları ölü bir tarihtir, bununla birlikte neredeyse çağdaş dilime yerleştirilen Türk mitsel kahramanlar bugün gibi yaşıyorlardır. Yine de Türkçe'de Kürt tarihi karakterler, kahramanlar  mevcut sisteme var oluşlarını ispata gayret gösteren birer eziktirler... Şu soru akla gelmektedir,  Ulus Tarihi hangi koşulda yazıldığında salt bir tarih metnidir?

Düz metin okuması yapıldığında görünen şey, tarih metninin yaşanmış olanı değil, yaşanmış olduğu varsayılan kurmacayı barındırması ile inşaacı bir tez olmasıdır, tarihin kendisi değildir. 

Musaların (ilham perileri) rüzgarı ile başlayan tarih yazımı, galiba yöntemini değiştirmiyor. Esin perileri eşliğinde yazıcının düş gücü haritası, tatmin alanı ya da büyük tarih yazma şovenizminin ifadesi olmaktan öteye varamıyor. Tarih yazıcının hesap defterine sıkışıp kalıyor.

Ulus tarihi, emperyal bir tasarı için gerekli görülen hafızayı karşıladı, bununla birlikte insanlık tarihi, insanın el tarihidir. Birinci tanımın boşluklarını şoven düş gücü doldururken, ikinci tanımın boşluklarını çok yönlü sorular aydınlatmaya çalışır. Ulus tarihinin figürleri saray/ han/ kraliyet temsilcileri/derebeyler veya birincil ya da ikincil askerlerdir, insanlık tarihinin bireyleri sanatçılar, kimlikli veya kimliksiz söz ustaları, taş ustaları, sahipsiz el emeği göz nuru buluntular...

Resmin tersten gösterdiği, hafıza için bir kurmaca; ULUS TARİHİ.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.