Helalleşme ve Yeni Türkiye

22.03.2013 15:25:06
A+ A-

 

Kimi insanlar geçmişe takılıp yaşarlar. Kimileri ise geleceğe bakarak yol çizer, hayal kurar, planlar yapar ama geleceğe kilitlendiğinden yaşadığı zamanı kavrayamaz. Bazıları sadece anı yaşar ne geçmişten haberdardır ne de geleceğe dair  bakış açısı vardır. Bazıları ise hem geçmişin hem yaşadığı zamanın hem de geleceğin farkında olarak daha iyi bir hayat sürmeyi umut eder ve bunun yollarını arar.

21 Mart 2013 Perşembe günü baharın müjdecisi tarihi Nevruz Bayramı’nda başta Diyarbakır olmak üzere  tüm Türkiye’de hatta Ortadoğu ve Avrupa’da hem geçmişin acısını, hem yaşadığı zamanının farkındalığını hem de geleceğin  umudunu taşıyan (bazı) insanların hasretle beklediği sevinci buldum.

Uzun yıllardan beri hasretle beklenilen bu sevinç öyle kudretli ve öyle samimiydi ki, dört bir yanda yankı buldu. Gönüller coşturdu,  gözler yaşarttı,  dualar ettirdi. Halaylarla, zılgıtlarla, horonlarla, zeybeklerle tebessüm ettirdi.

Dicle ve Fırat, Sakarya ve Meriç birbirleriyle kucaklaştı. Ağrı, Cudi’ye, Cudi Kaçkar’a ve Erciyes’e selam gönderdi. Nevruz ateşi  nifak tohumlarını yaktı. Savaş için sulanan ağızları kuruttu. Böylelikle ülkenin kuruluşundaki iki sakat düşünce ve iki kimlik reddiyesi tarumar edilmiş oldu. Müslüman ve Kürt kimliğini ret ederek çürük bir zemin üzerinde inşa edilen ülkenin eskimiş, kokuşmuş, çürümeye yüz tutmuş tahta kazıkları Müslüman kimliğinin ardından Kürt kimliğinin de resmen kabullenişiyle birlikte değiştirilmiş ve sağlamlaştırılmış oldu.

Gelmiş olduğumuz bu noktadaki en büyük payın şüphesiz  Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait olduğunu düşünüyorum. Ülkenin yeniden inşasına giriştiği bu zahmetli, çetrefilli, girift  uzun yolculuğunda, almış olduğu tüm büyük  riskleri ve tehlikeleri de göz önüne aldığımızda, paçalarını sıvazlayıp bataklığı kurutmak için her şeyini feda etmeye hazır, hissi derin, derdi hizmet gayesi iki cihan olan fedakar bir önderden başka bir şey göremiyorum. Yalnızca kendi halkından değil attığı bu cesur adımlarla tarihten de, Ezel-i Baki Rabbinden de mükafatını alacağını düşünüyorum.

Erdoğan’ın yanı sıra ülkenin problemlerinin çözülmesi adına inisiyatif alan, adım atan, gövdesini taşın altına koyan, yediden yetmişe herkesin aynı mükafattan nasipleneceğine inanıyorum. Tüm adımların barış için atıldığına eminim. Bu adımlar kardeşliğin yeniden farklı bir boyutta tesisi, gerçek eşitliğin sadece beylik laflarda ve fiyakalı yazılarda değil, yaşamın her alanda hayat bulması içindi. Silahın yerini fikirlere, kavganın yerini bütünlüğe, kanın yerini ebedi kardeşliğe bırakması içindi.

Tüm bunlar gerçekleştiği zaman, ülkenin önündeki  engeller kalkacak. Geriye kalan diğer kronik sorunlar inatla, dirayetle aşılacak. Ve şunu demeye başlayacağız…

Bu topraklardan yayılacak fikirlerle, bu coğrafyadan çıkacak yeteneklerle, bu barış ikliminde yetişecek nesillerle dünyada neler olmaz ki!

Kadim Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasından merhale merhale yayılacak bu yeni barış dalgası ve  yeni birliktelik modeliyle birlikte insanoğlu kaybettiği hakikatleri geri kazanacak, uzaklaştığı varoluş nedenini hatırlayacak ve özüne dönecektir.

Bütün bunların olabilmesi için hepimizin karşılıklı acılar yaşadığını göz ardı etmeyerek,  yaşanan  bu acıları, çekilen tüm sıkıntıları sineye çekerek ve içimizde yıllardan beri birikmiş olan kini, nefreti, tahammülsüzlüğü  ve öfkeyi  tümüyle def ederek, hakiki bir helalleşmeye razı olmamız gerekiyor. Allah nezdinde de bu hakiki helalleşme şüphesiz O’nun bize söyledikleri çerçevesinde bizler için en hayırlısı olacaktır. Helalleşeceğiz, kucaklaşacağız ve beraber omuz omuza yürüyeceğiz.

“Eğer, sabır gösterir affa ve barışa yönelirseniz, böylesi davranış sabredenler için daha hayırlıdır.” Nahl/126

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.