Her halk kendi destanını yazar

15.08.2013 00:39:03
A+ A-

Halkların destanları olur. Gerçekten yaşanmasa bile ruh’tan mitolojiden alıntı yapılarak halk destanları yazılır. Biz Türklerin pek çok destanı var, halka ufuk kazandıran umut ve yaşama şevki veren; Yaradılış, Alp Er Tunga, Şu, Hun-Oğuz, Göktürk, Ergenekon, Türeyiş, Göç, Satuk Buğra Han, Manas, Cengiz-name, Battal-name, Danişmend-name ve Köroğlu Destanı akla ilk gelenlerdir.  

45 sene öncesinde Terekeme bir dostum vardı ondan dinlemiştim; Köylerinde kız yüzünden hasım, iki aile varmış. O kadar ki, birbirlerinden özenle sakınıyorlar ve karşılaşmamak için dikkat ediyorlar. Bir kış günü Adı latif olan hasım, atına binmiş kasabaya doğru gidiyor. Diğer hasım Cengiz de kasabadan dönüyor. İki düşman çeşmenin başında karşılaşmış. Cengiz çeşmenin kenarındaki taşın üzerinde otururken Latif’in at sırtında gelmekte olduğunu gördü. Ne var ki yapabileceği hiçbir şey yoktu. Çünkü o tek başına, yaya ve üstelik yanında silahı da yok. Kaçmaya kalkışsa rakibi atı ile onu anında yetişecek ve öldürecek. Öylece bekledi. Hasmı ona yanaşınca tabancasına el attı. O anda Cengiz sırtını döndü. Latif ateş etmedi, iyice yanaştı, Cengiz ise hasmı ne taraftan yanaştı ise sırtını döndü. Belki yarım saat kadar çeşmenin etrafında dönüp durmuşlar. Latif baktı ki olmayacak, şöyle demiş hasmına;

“Ben, ‘hasmını arkadan vurdu’ dedirtmem kendime. Elbet bir gün yeniden karşılaşacağız o zaman alnının ortasından vuracağım seni” dedi ve atını dehledi.

Bu küçük olay bile Arapların ders alması gereken bir Türk destanıdır.

Hazır Türklüğüm kabarmışken bir örnek daha vermek istiyorum; Mustafa Kemal Çanakkale savaşının gidişatından rahatsızdır. Liman Von Sanders Paşanın bu işi kıvıramayacağı kanaatindedir. Yetkisi olmadığı halde Ordu Komutanına defalarca durumu bildirir. Bir seferinde telgraf makinesi başında Ordu Kumandanının da hazır bulunduğu Kumandan yardımcısı ile telgraflaşır. Durumun çok ciddi olduğunu, cephenin çözülebileceğini söyler.

Ordu Kumandanı sordurur;

“Hiç Çare kalmadı mı?”

“Bütün mevcut kuvvetlerin benim kumandama verilmesinden başka çare yok.”

“Çok gelmez mi?” – Yani bu kadar askeri çekip çevirebilir misin anlamında-

“Az gelir!...”

Son söz söylenmiştir ve henüz general bile olmayan Mustafa Kemal Sorumluluğu almaya hazırdır. Ve o “sorumluluk, ölümden ağırdır!”

Bilindiği üzere yeni bir Türk destanı daha yazılmıştı.


Bugünlerde Mısır halkı bir destan yazmak uğraşı içindedir.

Çanakkale destanı her iki taraftan 500 000 kişinin kanları üzerinde yazıldı.

Anlaşılan o ki Mısır halkının yolu henüz uzun ve pek yokuş…

Dileğim o ki (Gerçi mümkün değil ama) daha çok bedel ödemeden destanları yazılsın.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.