Hükümet sonunda Gezi'ye sahip çıktı

30.07.2013 09:46:37
A+ A-

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, New York Times gazetesinde yayımlanan mektubunda Türkiye'de yaşanan gösterilere değinerek, "Gösterilerin ardında yatan önemli bir neden varsa, o da halkımıza sağladığımız fırsatlar sayesinde Türkiye'de enerjik bir sivil toplumun gelişmesidir" ifadesini kullandı.

Buna benzer değerlendirmeler Gezi olayları sonrası hükümete yakın bazı yazar, gazeteci ve akademisyenler tarafından da dile getirilmişti. Gezi olaylarında yer alan gençliğin bu hükümet döneminde büyüyen gençlik olduğunu dolayısıyla bu talepkâr hareketlerin bu özgürlük ortamından beslendiğini ve daha fazlasını istedikleri değerlendirmeleri yapılmıştır.

Gezinin nedenlerinden kendisine olumlu bir pay çıkarmak nasıl mümkündür bilemiyorum ama, yaşadıkları günden memnun olmayan ve gelecekleri konusunda endişeli olan insanların bu hisse 11 yıllık AKP döneminde uygulanan politikalardan kapıldığı gerçeği de ortada dururken, “ Gezi demokrasimiz açısından olumludur ve bunu da biz başardık” yaklaşımı ile halen geniş bir hatta yürütülen Gezi karşıtlığı ve cezalandırma yaklaşımı bir biriyle uyuşmamaktadır.

Eğer hükümet bunun olumlu bir halk hareketi olduğuna gerçekten inanıyorsa, kendisi de buna karşılık bu talepleri karşılayan tatminkar olumlu adımları atardı. Ortada böyle olumlu bir yaklaşım görülmediği gibi tam tersine ötekileştirici ve polisiye tedbirler uygulamaya devam ediyor. Gezi olaylarını mümkün olduğu kadar çok cezalandırıcı refleks ve yargıya taşıma çalışmaları ise halen sürüyor.

Gezi olayları karşısında hükümeti savunma argümanı olarak kullanılan bu yaklaşım enteresandır ki Türkiye’de daha önce de hep kullanılagelmiştir. Özellikle baskıcı dönemlerde ortaya çıkan bu söylemin en tanıdığı ,“ demokrasi olmasa, demokrasi yok diyebilirler mi ?” şeklinde kulaklarımıza aşinadır. Kişi hak ve özgürlüklerinde gelinebilecek en son noktanın “ demokrasi yok” diyebilmek olduğunu zannedenler, daha fazlasından da halkımızı mahrum bırakmışlardı.

Hükümetin zor durumda kaldığı özellikle dış ülkelerde algıyı düzeltmek için bir takım girişimlerde bulunduğu ve bulunmaya devam edeceği anlaşılıyor. Halen orada günün bazı zamanlarında halka yasak bölge ilan edilen Gezi Parkı gerçeği varken, bu algı içeride düzelmemişken, dışarıdaki bu çalışmalar da bir fayda sağlamayacaktır.

Özellikle de hükümetin Gezi olaylarına destek verdiğini düşündüğü toplum kesimlerine, kurumlara ve kişilere yönelik baskıları ve onları cezalandırma isteği sürerken; Geziyi anladığınıza ne içeride ne dışarıda kimseyi inandıramazsınız.

Hükümet; gerek yürütülen barış/çözüm sürecine, gerekse sorunlu dış ilişkilere fazlasıyla angajedir. Bu yoğunlukta Gezi olaylarının sebep ve sonuçlarını gerçek anlamda anlamaya fazla zaman ve enerji ayıramamış görünmektedir. Olaylar şu an durulmuş olsa da dinamiği yerinde potansiyel olarak durmaktadır. Hükümet geç kalmadan bu konuda akılcı, barışçı, kucaklayıcı çözümleri geliştirmelidir.

Egemen Bağış’ın söylediğinden yola çıkarsak “mademki bu özgürlük ortamını, sivil toplumun temellerini siz yarattınız o halde demokratik, özgürlükçü çözümleri getirmek sizin göreviniz.”

Öncelikle de kılıfına uydurulmuş bahanelerle kişi ve kurumlar üzerinde hiç de adil, ahlaki ve demokratik olmayan baskılar ve intikamcı, cezalandırıcı girişimler sonlandırılmalıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.