İktidarın, Bir Babanın Gözyaşları

25.08.2013 13:36:31
A+ A-


Öyle bir an gelir ki dökülüverir gözyaşları, apansızdır, yaşanmışlığa dairdir. Dile gelmediğin zamanlarda böylesi bir insanlık hali ortaya çıkar... 

Peki o gözyaşları nedendi. Kim için dökülmüştü, kim için dökülmemişti.

Tunuslu Muhammed Buazizi'nin kendini yakmasıyla başlamıştı. Ortadoğu on yılların diktatörlerine isyan ediyordu. Ortadoğu'ya bahar geldiği söyleniyordu...

Ortadoğu yine kan gölü, koltuk-iktidar kavgası, demokratikleşme-özgürlük-insan hakları nidalarıyla savaş devam ediyordu insanlık tarihinden beri.

Ölümler/öldürmeler hiç bitmiyor...

Hava kurşun kadar ağır. 

Ajanslar son dakika olarak geçiyor. Her dakika ölüm haberleri, patlayan bombalar ve onlarca ölü. Ölümlerin sıradanlaştığı zamanlardayız...

Yakın zamandan beri darbeyle gelen cuntaya ve on yıllardır iktidarda olan diktatörlüğe karşı Mısır ve Suriye'deki iç savaş devam etmekte... 

Ölümün hayatına dokunduğu kişilerden birisi de Esma'ydı. Müslüman Kardeşler liderlerinden Muhammed El Bilteci'nin kızıydı. El Bilteci'nin kızı için yazdığı mektubun okunmasıyla birlikte Başbakan Erdoğan'ın gözyaşları dökülmeye başlamıştı. Kendi çocukları aklına gelmişti. Başbakanlık ceketini asmış çocuklarının babası Erdoğan olmuştu. Elbette ki yapılan zulme ölümlere ses çıkarılmalı, dile getirilmeli... Ancak neden sadece "Esma için" bu gözyaşları. Mısır ya da Suriye'deki ölümler için...
 
 "Ecdadımız" Osmanlı'nın hakim sınırlarındaki ölümler için mi sadece gözyaşları, dile gelmeler. Sadece ümmetinden olanlar için mi bu gözyaşları.

Gözyaşlarımız neden 2009'da İran'da rejim karşıtı protestolarda öldürülen Nida için değildi.
Yunanistan'da polis kurşunuyla öldürülen Alexis için neden dökülmedi.

Halbuki inandığı varsayılan her bireyin görevi değil miydi bütün haksızlıklara ses çıkarmak.

Esad'ın kimyasal silah kullandığı ve binlerce insanin ölümüyle birlikte soykırım yapıldığı söyleniyor. Peki 2003'ten bu yana Darfur'da 200 binden fazla insanın ölümüne neden olan El Beşir'in yaptıklarına neden tepki gösterilmiyor, buradaki ölümleri neden görmüyoruz.


Sorarım Lice'de havan topu mermisiyle ölen Ceylan Önkol'un annesinin, yavrusunun paramparça olmuş bedenini o andaki telaşla eteğine toplamasına; Ceylan'ın annesinin feryadına lal olmak, sağır olmak neden?
 

Gezi direnişinde gözümüzün önünde öldürülen gençlerin analarının, babalarının, eşlerinin feryadı hiç mi düşmedi ki yakınınıza...
 

Çok değil 600 küsür gün önce bombalarla öldürülen yanmış bedenleri katır sırtında taşınan "kaçakçıların"/Roboskili 34'ün ölümüne neden gözyaşlarımız akmadı,  Roboski'li ailelerle bir havaalanı açılısında karşılaşsak bile.

17 Mart tarihinden bu yana sayılarının 2 bin kadar olduğu öne sürülen El-Kaide'ye bağlı çete militanlarının TSK gözetiminde Hatay'da bulunan mülteci kamplarına  giriş-çıkış yaptığı*  ve bu çetelerin Rojava'da kadın çocuk demeden katliam yaptığında ve halen yapmaktayken neden sesimiz çıkmıyor, gözyaşlarımız akmıyor.

Sorarım Ölüm üzerinden ötekileştirmek niye ?

Ali İsmail'e vurulan tekmeler, Encü'lerin üstüne yağan bombalar, Şerzan Kurt'un, Ethem Sarısülük'ün bedenine düşen kurşunlar, Ceylan'ı parçalayan bombalarınızın hesabini vermedikçe, "kaçakçıydılar zaten öleceklerdi" diyen bakanlarınızı, "arkadaşları dövmüştür" diyen valilerinizi görevden almadıkça dökülen gözyaşlarınız bizden değildir.

 

(*) http://www.etha.com.tr/Haber/2013/08/15/politika/disisleri-hukumet-el-kaide-iliskisini-dogruladi/
 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.