İmralı Görüşmeleri

11.01.2013 19:44:13
A+ A-

Türkiye'de 30 yıla yakındır düşük yoğunluklu bir savaş yaşanıyor. Bu savaşta çoğunluğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 50 bin kişi hayatını kaybetti. Birçok ocağa ateş düştü, çok yuva bu yüzden yıkıldı. Türkiye'nin bir bölgesinde (Doğu-Güneydoğu)bu savaştan etkilenmeyen aile kalmadı gibi. Bu yüzden  bir kesim bulunduğu bölgeyi terk etmek zorunda
kaldı, çoğunlukla ülkenin batısına göç etti. Bundan dolayı ve savaşın yakıcılığından Türklerle- Kürtler arasında, giderek artan bir ayrışma ve yer yer çatışmalar yaşanmaya başlandı.  Savaşın mağduru olan Kürtler en çok zarar gören taraf oldu. Her türlü zorlukları ve yoklukları çoğunlukla onlar yaşadı. Bu da iki toplum arasındaki kopuşu hızlandırdı.

 

Son zamanlarda yapılan kamu oyu araştırmaları  bu kopuşun gittikçe arttığını teyit ediyor. Nihayet bu tehlikenin farkına varan Devlet, Orta Doğudaki gelişmelerin de zorlamasıyla yeni bir süreç başlattı. Bu yeni süreçte meselenin direk tarafı olan kesimlerin yanı sıra görsel ve yazılı medyanın da kullandığı dile çok dikkat etmesi gerekiyor. Kullanılan sözcükler çok dikkatle seçilmeli; karşı tarafı inciten, aşağılayan ve küçümseyen söylemlerden kaçınılmalıdır. Bu hususta, Aydın Doğan'ın kendi gurubundan istediği hassasiyeti takdirle anmak gerekir. Darısı diğer medya guruplarının başına diyelim.

 

Kürtlerle Türklerin tarihte üç büyük karşılaşması olmuştur. Bu karşılaşmanın ilki 1071 Malazgirt Savaşında, Alparslan'ın saflarına geçerek Romen Diyojen'in yenilmesi sonunda Anadolu kapılarının Türklere açılmasıdır. İkinci karşılaşma  1514'te Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Savaşında, İdris-i Bitlisi öncülüğünde Kürt Beyleri ile yapmış Olduğu sözleşmedir ki Safevi Hanedanı'nın yenilgisi ile sonuçlanmış, Anadolu'daki İran egemenliğine son vermiş, Osmanlı Devleti ile Kürtler arasında uzun bir barış ve birliktelik dönemine yol açmıştır. Üçüncü karşılaşma Kurtuluş Savaşında olmuş; Osmanlının
Müslüman tebaaları da dahil bütün azınlıklar ayrıldığı halde Kürtler ayrılmamış, Türklerle birlikte Milli Mücadeleye katılmışlar, kader birliği yapmışlar, Anadolu'yu düşmanlardan kurtarıp Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda karınca kararınca katkıda bulunmuşlar. Şayet bu son müzakere süreci barışla sonuçlanıp Ülkede birlik ve beraberlik sağlanırsa bu da dördüncü Kürt- Türk karşılaşması olacaktır.


Bu barışın olması; Türkiye'nin Orta Doğu'da gerçek anlamda bir bölgesel ve küresel güç olmasının yolunu da açacaktır. Irak Kürtleri ile Suriye Kürtlerinin yaklaşık yüz yıl kadar önce Türkiye Halkları ile birlikte Osmanlı tebaası olduğunu unutmayalım. Ayrıca Türkiye Kürtleri ile çoğu ya akraba ya da ayni aşirete mensuplar. Emperyalist Güçler kendi çıkarları için hiçbir insani kriteri gözetmeden bazı köyleri dahi ikiye bölmüşle, sunni sınırlar çizmişler, insanları birbirinden ayırmışlar. Bu sebepten dolayı tarih boyunca sınırların ötesindeki Kürtlerin yüzü hep Türkiye'ye dönük olmuştur.
 

Türkiye'de Devlet Aklı son dönemde Orta Doğuda gelişen olayların dayattığı bazı harita değişikliklerini görüp daha rasyonel politikalar belirleyip kendi Kürtlerini tatmin eden bir yapılanma ve demokratikleşme ortaya koyabilirse; Türkiye, Irak ve Suriye'deki Kürtlerin de cazibe merkezi olur. Böyle bir açılımla Türkiye'nin yaratacağı sinerji bütün dünyada ses getirecek ve deyim yerindeyse Türkiye'yi tutana aşk olsun dedirtecektir.                                                

 

İhsan Sabri Özdemir(Emekli)



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.