İnanç, kimlik ve esaret

14.05.2013 23:26:46
A+ A-

 

Sevgili Aziz Nesin'in ODTÜ'de katıldığı bir seminerde kendi tarzına uygun bir demeci vardır. Şöyle der usta; "bizde bir laf vardır oturmaya gidiyoruz diye, oturmaya davet eder, oturmaya gideriz ve oturmaya gittiğimiz yerlerde bir şey daha vardır yaptığımız, laflarız." Hepimizin sıklıkla duyduğumuz "oturmaya gitmek ve laflamaktan" yola çıkan Nesin sözlerini şöyle sürdürür. "Oturmaya gider laflarız fakat biz hiç konuşmayız, konuşmaya gitmeyiz." Toplum olarak konuşmanın ve tartışmanın kelime anlamları tam olarak belirgin değildir bizde. Konuşmak, tartışmak, dinlemek gibi sorunlarımız vardır. Bunların temelinde ise yıllarca içinde yetiştiğimiz toplumun dayatmaları yatar. Nedir bu dayatmalar? Temel olarak bizlerin yerine birilerinin düşünmesidir. Ailemiz bizler yerine düşünür, devlet büyüklerimiz bizler yerine düşünür, tanrı bizler yerine düşünür. Bizim düşünmemize düşündüklerimizi aktarmamıza gerek yoktur, bunu denesek bile karşıda bizi dinleyende azdır.

Bu düzlemde bir topluma egemenler istedikleri fikirleri empoze ederler ve onları o fikirler doğrultusunda yönlendirirler. İnanç temelinde bölünmüşüzdür, kimlik temelinde ayrışmışızdır ve birçoğumuzun bizim kimliğimizden olmayanlara saygısı yoktur. Başkalarının kültürüne diline, dinine saygı göstermeyiz kesinlikle. Bu sadece Türkiye toplumunun bölünmüşlüğü geri kalmışlığı da değildir. Bu coğrafyada yaşayan ve temel inancı İslam yönünde olan halkların problemidir. Bu problem doğrultusunda geri kalmışlığın, çağdışılığın sonuçlarını yaşıyoruz.

Batılı emperyalistler bizleri din ve ırk gibi iki çürümüş yalana hapsedip bizleri sömürmeye devam ediyor. Bir Amerikalının bu ülkede mal varlığı edinmesi, şirketler kurması bir Türkü rahatsız etmeye bilir fakat aynı fabrikada bir Kürtle yan yana çalışmaktan rahatsız olur. İngilizce tabelalar, İngilizce müzikler hiç rahatsız edici değildir. Kürtçe, Lazca, Ermenice duymaya dayanamazlar. Bu sadece Türk toplumu için değil elbette. Emperyalist batılılardan rahatsız olmayan azınlıklar Türklerin iyi niyetli olanından bile rahatsızlık duyabilir kimi zaman.

Bu ayrıştırmanın sonuçlarını dün Irak'ta bugünde Suriye'de açık bir şekilde görüyoruz. Birbirlerine tıkadıkları kulaklarından kan sızıyor şimdi onların. "Allahu ekber" sesleriyle diğer etnik grubun kafasını kesiyor birisi, yıllarca üzerlerinde baskı oluşturduğu halkın isyanına katlanmak zorunda kalıyor birisi. Geç kalmışlık ve zamanında ortak bir çizgide buluşamamanın sonuçlarını en derin şekilde hissediyor onlar.

Peki biz hala ayrışmaya, milliyetçiliğe, etnikçiliğe devam edecek miyiz?



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.