İnsan Olmak

17.04.2013 03:47:43
A+ A-

 

Biraz önce okey oynarken bir süre diğer oyuncuların yazışmalarını okudum. İki erkek ve bir kadın vardı benden başka. Kadın Cizre'de yaşadığını söyledi. Diğerleri de merak edip sordular "Orada ne yapıyorsun?" şeklinde. Yer Cizre olunca soru şekli de farklı oluyordu tabi. Faşizanlık kendini ilk soruyla ortaya çıkarmaya başlamıştı.

Kadın emekli bir askerin kızı olduğunu, abisinin de tutuklu bir asker olduğunu söyledi. Konu tutuklu askerlere geldi. Attılar tuttular kendi aralarında. Allah kurtarsınlar vesaire döndü işte. Ben de sadece "Amin, hayırlısı." diyebildim. Tutuklu askerlere değinmeyeceğim ama genel anlamda suçlu olduklarını düşünüyorum. Haksız yere tutuklananlar olabileceğini de düşünmüyor değilim. Onlara da Allah sabır versin.

Kadın slogan benzeri şeyler söylemeye başladı. Konuya dahil olmamı "Bu vatan bizimdir, öyle kalacak" gibi bir cümle sağlamış oldu. "Bizden kasıt?" dedim. Tabi ki Türklerdi. Bir kaç şey daha söyledi fakat tam cümlelerini hatırlamıyorum. O sırada iki halkı aşağılayıcı bir laf etti. Bunlardan biri Kürt halkı. "Faşizanlık yapıyorsunuz" deyince masadan atıldım.

Sonra tekrar bulup masaya dahil oldum. Kadın ben atmadım dedi. Her neyse. "Birçok şey yazacaktım ama vazgeçtim, değmez." dedim. O sırada yine uzun bir konuşma oldu aramızda. Ayrıntıya girmeyeceğim. Ben her ne kadar insanlıktan, adaletten bahsetsem de faşist söylemlerine devam etti. Kendisini üstün bir varlık gibi görüyor ve hiç bir şeyi kabullenemiyordu.

Neyiz ki biz? Nedir bu kafatasçılık? Neyin kavgası bu? Bir insan zorla bir devlete ya da bir halka ait hissedemez kendini. Siz onları aşağılayın, ezin, ötekileştirin, dilini, örfünü, kültürünü tanımayın. Sonra da onlardan size karşı sizdenmiş gibi davranmasını bekleyin. Hem de sizden olmadığını söyleyerek.

Ben Kürt dostlarımla kardeşçe yaşadığımı, onlardan hep sevgi gördüğümü söyledim. "Savaş olsa ne yaparlar?" Akrabalarına kurşun mu sıkacaklar? Sen ne yapardın o zaman?" dedi. Onların da benimle birlikte bu savaşa dahil olmayacaklarını söyledim. Böyle düşünüyorum. Yapmazlar. Onların ve benim tek isteğimiz barış ve huzur içerisinde, özgürce, kardeşçe, eşit bir şekilde yaşamak. Ahmet Kaya'nın ya da İndigo'nun istediği gibi bir yurt yani.

Empati kurup, yaşanan olaylara bir göz atıp, oturup düşünemiyor bile bazıları. Her iki taraftan da. Faşist zihniyetleri buna izin vermiyor. Ezmeyi, hor görmeyi, hatta katletmeyi doğru buluyorlar.

Yine bazılarınıza göre bir ütopya düşlüyorum. Hayal dünyamda yaşıyorum. Ama emin olun ki tertemiz yaşıyorum. İnsanca ve sevgi dolu. Barış için yaşıyorum. Silahların gömüldüğü bir dünya için. Barışla toplumumuzdaki sorunlar çözülmedikçe de kaçabildiğim kadar kaçacağım savaşmaktan. Ben sevgi dolu yaklaştıkça, silahtan kaçtıkça, biliyorum ki hakkını arayan başka bir kardeşim de böyle yapacak. Silaha değil, benimki gibi düşüncelere sarılacak.

Biliyorum ki her Türk ve her Kürt, bir Türk'le ve Kürt'le dost olamadıkça. Kardeşçe ve sevgi dolu yaşayamadıkça bu sorun çözülmeyecek. Okulumda, şehrimde ve diğer yerlerde tanıştığım Kürt kardeşlerim; Ben sizleri çok seviyorum. Hiç birinizden hiç bir şekilde kötülük görmedim. Hiç birinize karşı da suizanda bulunmadım. Sizlerleyken hep mutluydum. Bu hissiyatın da karşılıklı olduğunu düşünüyorum. Sizinle sohbet etmek, dertleşmek, sizin yemeklerinizi tatmış olmak, sizlerle aynı evi paylaşmış olmak benim için gurur verici.

Burada çok şeyden bahsedecektim ama yazıyı uzatmak istemedim. Yaşadığım o kadar çok şey var ki, açıkça şunu görüyorum: Türk halkının çoğunluğu bir nefret duygusu içerisinde. Büyük bir yanılgı ve yanlışla boğuşuyor. İnşallah onlar da doğru olanın insanlık olduğunu yakın zamanda görecekler ve insan olmanın özgürlüğünü tadacağız. Saygı ve selamlarımla.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.