'Karadeniz yanıyor'

21.02.2013 15:31:59
A+ A-

 

Başlığı Alan Parker'in yönettiği Gene Hackman ve Willem Dafoe'nin başrollerini paylaştığı unutulmaz 'Missisipi yanıyor' filmine atfen seçtim. İzleyenler hatırlayacaktır filmde, Missisipi'de bir kasabada kaybolan 3 genç aktivistin akibetini araştırmak üzere görevlendirilen iki FBI ajanının hikayesi anlatılır. Olayı araştıran ajanlar, kısa sürede kasabada siyasi bir grup tarafından desteklenen ve emniyet güçleriyle birlikte hareket eden ırkçı bir grup olduğunu belirlerler. Ajanların kararlılığı sonucu siyah beyaz ayrımını ortadan kaldıracak 'Sivil haklar yasası' savunucusu 3 gencin cesedine ulaşılır, cinayeti emniyet birimleriyle ortak hareket eden Ku Klux Klan örgütü mensubu ırkçıların işlediği ortaya çıkarılır. Karadeniz kentlerinde son yıllarda meydana gelen linç hadiseleri bana bu filmi hatırlattı. 

 

Trabzon'da Tayad'lılara linç girişimi, Hrant Dink'in bu kentte planlanan bir cinayete kurban gitmesi ve Rahip Santoro'nun öldürülmesi, Samsun'da milletvekili Ahmet Türk'ün yumruklanması ve son olarak Sinop ve Samsun'da 3'ü BDP'li 4 milletvekiline yönelik linç girişimi... Tüm bu olayların dikkat çekici ortak noktaları bulunuyor. Saldırgan ırkçı gruplar hızla bir araya gelip belli bir hedef ve ortak sloganlarla harekete geçiyorlar. Her türlü şiddet objesini kullanan bu gruplara emniyet güçleri ciddi bir müdahalede bulunmuyor. Olaylardan sonra saldırganlar hakkında yasal bir yaptırım uygulanmıyor. Yani bu ırkçılara devlet tarafından bir tür 'suç işleme özgürlüğü' tanındığı düşünülebilir. Belli bir ideoloji etrafında devlet güçleriyle sivil halkın bir kesiminin ortak hareket etmesi durumuyla karşı karşıya bulunuyoruz ki, siyasi literatürde buna 'devlet Faşizmi' deniyor. Demokrasilerde polis veya yargı halkın belli kesimlerine ayrıcalıklı davranamaz. Van'da yürüyüş yaptı diye yaşlı kadınları tekmeleyeceksin, ODTÜ'de gençleri joplayıp gazlayacaksın, Sinop'ta ırkçılara 'canım cicim' diyerek dağılmalarını rica edeceksin. Tabii polis teşkilatına eleman alınırken tercih edilenlere baktığımızda bu saldırganlarla aralarında düşünsel bir yakınlık olduğunu söylersek sanırım abartmış olmayız. Tabii Karadeniz kentlerinin tarihi arka planını da dikkate alırsak bölge halkının kozmopolit yapısını tehdit gibi algılayan daha gizli birimlerin bazı çalışmaları da söz konusu olabilir. Hükümet, ilerde kendisine de yönelebilecek böylesi karanlık odakları ortaya çıkarmak istiyorsa ciddiyet ve kararlılıkla son olayların üzerine gitmelidir. Belki film gerçek olur ve bizim kahramanlarımız da Karadeniz tipi Ku Klux Klan'ı ortaya çıkarır.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Niye çiğlik olsun... -

İnsan canına yönelik bir tehdit söz konusuyken polisin etkin müdahalesini istemek niye çiğlik oluyor. Saldırganlar herhalde hatır sormak için canhıraş şekilde içeri girmeye çalışmıyorlardı. Unutmayalım Sivas'ta güvenlik güçlerinin gözü önünde 9 saat süren olaylarda bir otel yakıldı ve 34 kişi yaşamını yitirdi. Bölgede meydana gelen olaylarda polis ziyadesiyle gücünü kullanıyor sen müsterih ol. TV'de izlediğim bir görüntüyü hiç unutmam, Van'da yere düşen tülbentli kadınları polisler botlarıyla tekmeliyordu...

0 0
"Ku Klux Klan" a kattılar uşakları utanmadan -

BDP'li milletvekillerinin aşağı yukarı hepsi Sinop'takinden on kat daha şidder içerikli gösterilere katılmışlardır. Katıldıklarının on katını da alkışlamışlardır. Üşenmeyen sayabilir son senenin olaylarına bir baksın. Hal böyleyken polis neden cop, göz yaşartıcı gaz kullanmadı demek de çiğliktir en azından. Öldürülüp kayıplara karışanlar için de Karadeniz-Missisipi analojiyi yapmak da absürd. Yok yere adam öldürülen daha makul yerler var Türkiye'de. Son olarak bu bloga yorum yazarak gününüzü aydın etmekten de memnuniyet duyuyorum.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.