Kekik, reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar...

28.12.2013 09:40:20
A+ A-

İki yıl önce bugün ‘alçak damlı evlerin, yüksek küçük pencerelerinden’ ağıtlar yükseldi, Roboski’den gökyüzüne doğru. ‘Daye’ der gibi tanıdıktı; bu ağıtlara, bu çıldırasıya yakarışlara karışan gözyaşları. Bu kez ‘kurşun sesleri’ değildi, buna sebep olan. Bu defa insanların üstüne gökyüzünden bombalar yağıyordu. 

Peki, buna yol açan şey neydi?

Bu soruyu kimileri hâlâ yanıtlayamıyor. Anlamadıkları için değil, anlam veremedikleri için. 

Sanki bu toprakların bir yazgısıdır, adına devlet denilen zalimin yaptıklarına karşı sesi kısılırcasına Kürtçe haykırmak. Gözlere çöken hüznü ve boğazı yırtılırcasına haykıranları önemsez elbette, ‘33 kurşun’un sahibi olanlar. Ki, insanlara birer sayı gözü ile bakılmaz mı egemenlerce? Birşey değiştirir mi onlar için bu sayının 34 olması? Bu zihniyet değil midir ki, iktidardakilerin iki yıldır yaşananlara aldırış etmemelerine sebep olan.

Kimi yaşlı gözler için yeni değildir; ardı arkası kesilmeyen bu katliamlara tanık ve hedef olmak. Peki, genç gözler için de katliamlara tanık ve hedef olmak, bir kader midir? Hedef olmak mı, tanık olmak mıdır, tercihde bulunmak zorunda oldukları seçenekler?

Peki, ya sonrası? 

İşte bundandır; genç ve yaşlı olan bu bakışların böyle kederli hali. Ve bundandır, adına ‘welat’ denilen bu topraklarda yaşanan acıların, ağıtlarda dile gelmesinin bu kadar çok oluşu, bu kadar Kürtçe oluşu.

Bir uçurumdan düşer gibi çaresizce ağıtlar yakılıyor Roboski’de, tam iki yıldır hiç durmadan. Ama devlet duymuyor ve de görmüyor, insanın içine işliyen bu yakarışları. Çünkü devlet tüm terbiyesizliği ve acımasızlığı ile yine gözlerini ve kulaklarını kapatıyor; insana dair olan herşeye karşı.

Tam iki yıldır bu felaket, bu vahşet, bu katliam Roboski’de her gün ve her saat yaşanmaya devam ediyor. Çünkü, şu güne kadar hiç kimseden hesap sorulmadı, bu ölümlere dair. Geri sadece mezar taşları kaldı, bir de duvar yüzlü büyük(!) devlet adamlarının. Acep kendilerinin suçlu olduklarını bildikleri için midir, yürekleri nasır bağlamış bu insanların çıldırtıcı bu sessizliklerinin sebebi?

Ne var ki diğer yandan bu sessizliktir, bu görmezliktir, bu umursamazlıktır, Roboski’de hüznü, öfke ile sarmaş dolaş eden. Belki de sadece insana değer verilmemesine bir cevaptır, çaresizce ağlamak. Yaşananlar ve bir daha hiç yaşanamayacak olanlar hiç bir zaman unutulmayacaktır, çünkü Roboski’nin çığlıklarında saklıdır, ‘talan edilen sevdalar!’

Değil midir ki, Roboski’nin yüreğine gömülü bu ‘sır’ artık ifşa olmuştur.

Roboski’de soğuk bir kış güneşi göğe yükseliyor, yaşanan bütün derde ve kedere rağmen. Evet, belki insanların ağıtları dinmiyor Roboski’de ama çoktandır onlara yoldaş olmuştur; umud, sevda ve kavga türküleri. 

Çünkü yüreklerimiz hiç durmadan üleşiyor, birbirimizin coşkusunu, cefasını ve direnişini.

Çünkü, hâlâ aynı bilgelik ve gerçeklikle sesleniyor bizlere Ape Musa;

“Yaşamanın bir diğer adı direnmektir!”

 

umitaggul@gmail.com 

YORUMLAR

Düzeltme: -

Dün bu yazıyı göndermeden önce her ne kadar kontrol ettiysem de, bugün yazımı tekrar okurken yazının bir yerinde bir cümle düşüklüğü, daha doğrusu bir cümlede eksiklik olduğunu farkettim. Sondan yedinci paragrafta yer alan üçüncü cümlenin (baştan dokuzuncu paragraf) şöyle olması gerekiyordu; “Geri de sadece mezar taşları kaldı, bir de duvar yüzlü büyük(!) devlet adamlarının sessizlikleri.” Yapmış olduğum bu hata ve dikkatsizlikten dolayı bu yazıyı okuyan herkesten özür dilerim.

7 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.