Kızları da alın artık askere!

24.02.2013 11:45:13
A+ A-

 

Türkiye Cumhuriyeti eğer istediği hızda ve doğrultuda ilerleyemiyorsa bunun nedeni yön konusunda kararsız olması kadar topallamasıdır da. Bu ülkenin bir ayağı zor hareket eder, adım atmaya ne takati ne de isteği vardır. O ayak da kadınlardır. Cumhuriyetin kurulduğu yıllardaki gibi köylü nüfusu %90'larda olmasa da "Ünzile" sendromu büyük ölçüde devam ediyor; eskiden köyünden ötesini görmeyen kızlar şimdi de mahallesinin sınırları dışına çıkmakta zorlanıyor. Hâlâ birçok kadın ailesinin çizdiği sınırlar içinde yaşıyor, hak ve özgürlüklerini yeterince tanımıyor, cumhuriyetin hedeflediği "birey" ve "vatandaş" olma yolunda ağır aksak ilerliyor. Üniversiteyi mümkünse başka şehirde okuyan, au-pair'lik bahanesiyle evden bir sene uzaklaşabilen kızlar hariç (ki onlar da hiç az değil) çoğu kız dar bir çevreye hapsoluyor. Zorunlu eğitim bu milletin gelişimi için atılacak ilk adımdı ve geçtiğimiz dönemde bunu kısmen de olsa başardık denebilir. Şimdi kadınların en az erkekler kadar aktif, ekonomiye ve siyasete dahil bireyler olmasını istiyorsak bence Erkin Koray'ın yıllar önce söylediği gibi "Kızları da alın artık askere!"
 
Askerlik dediğim anda yüzlerin buruştuğunu görür gibiyim, ancak askerliği çağdaş anlamda düşünmek gerektiği kanaatindeyim. Cumhuriyet kurulalı beri askerlik sadece savunmayla kısıtlı olmayan bir cumhuriyet projesiydi; köyünden başkasını görmemiş 20 yaşında erkekler köyünden çıkarılıyor, ayakları üzerinde ve tek başına yaşayabileceklerini görüyor, başka memleketten askerlerle birlikte evinden uzak şehirlerde yaşıyorlardı. Bir kısmı okuma yazmayı ve bazı temel mesleki bilgileri askerde öğreniyordu. Askerden dönen erkekler çok daha farklı bir adam olarak hayatına devam ediyordu (bunun bir asimilasyon projesi, bir formatlama çabası olduğunu düşünenlere hak veriyorum; ama devlete de hak veriyorum; bence bu gerekli bir hamleydi). Askerlik bir sürü sakatlıkla maluldü, o doğru; ama gereksiz işlerin ve angaryanın, uygulanan açık ve gizli şiddetin, ölümlerin, psikolojik bunalımların üstesinden gelemeyişimiz bizim hatamız, bu gibi feci sorunlar askerliğin fonksiyonunu gölgelemez.
 
Bugün artık savaşmak bir sağlam tüfek, 50 mermi, 3 günlük yemek ve 3 aylık eğitimle gerçekleştirilebilecek bir eylem olmaktan çıktı. 20 yaşındaki acemi erlerle ne modern silahları kullanabiliriz, ne de onlarla caydırıcı ve güçlü bir ordu kurabiliriz. Ancak ülkenin gençlerini ülke için kullanmanın (evet, kullanmak dedim) başka yolları da var; 20 yaşına gelmiş olan gençler (yazının bu noktasından itibaren gençler dediğimde 20 yaşında erkek ve kadınları gözünüzün önüne getirin lütfen) ülke için sosyal hizmetler, altyapı çalışmaları vb. alanlarda çalıştırılabilir. İsteyenler yine askerlik yapabilir (gönüllülük esasına göre) veya 1 yıldan az olmamak şartıyla sosyal hizmetlerde çalışabilir. Başbakanımız dershaneleri kapatınca açılacak okullarda, etüt salonlarında, kreşlerde çalışabilir, temel sağlık hizmetleri yapabilir, yaşlılarla ve engellilerle ilgilenebilirler. Belediye ve benzeri kurumlarda, kamu yararına çalışan organizasyonlarda (Kızılay, çevre koruma örgütleri veya vakıflar gibi) çalışabilir, altyapı hizmetleriyle ilgili kamu şirketlerinde hizmet verebilirler. Zorunlu olmamak kaydıyla gerekirse kendi şehirleri dışında çalışacak bu gençlere 2-3 ay eğitim verilir, çalıştığı süre boyunca maaş ve lojman ayarlanır ve bu süre içinde sosyal sigortadan faydalanmaları sağlanır.
 
Zorunlu hizmete fikrine temelden karşı olanları ikna edemem biliyorum, ben bu topraklarda yaşayan ve devlet hizmetlerinden faydalanan kişilerin bu topluma olan borcunu adil, şeffaf ve en önemlisi eşit biçimde ödemeleri gerektiğini düşünsem de buna inanmayanları ikna etme gücüm yok. Ama böylesi bir projenin çok faydalı olacağı kanısındayım. "Benim kızım evden çıkamaz" muhafazakarlığı aşılamayacak bir engel değildir ve 
 
- bu ülkenin gençlerinin ülkelerini ve birbirlerini tanıması,
- mesleki eğitimi olmayanların temel düzeyde de olsa eğitim alması,
- kendi parasını kazanmayı öğrenmesi, sigortalılığın faydalarını görmesi,
- bağımsız bir birey olma yolunda kendilerine fırsat verilmesi,
- ülkenin gençlerinin "işsizler" kervanına katılmasının bir sene bile olsa ertelenmesi,
- sosyal hizmetler konusundaki açığın kapatılması ve halka daha iyi hizmet sunulması
 
gibi faydalar elde edilebilir.
 
Hepsinden önemlisi böylesi bir çaba kısa sürede olmasa da toplumsal barışa büyük faydalar sağlayabilir. Bu ülkenin bir parçası olan, ülkenin hizmete muhtaç kişilerine hizmet vermiş, "düşmanı" gözüyle gördükleriyle oturup bir çayını içmiş bir gence düşmanlık öğretmek daha zor olacaktır.
 


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.