Kürdistan Kürtlerin mi?

28.07.2013 14:40:32
A+ A-

Oya Baydar’ın ‘Kürdistan Kürtlerindir’ yazısı üzerine;
 

Çok daha derin bir şekilde işlenmesi gereken konuya sadece Oya Baydar’ın yazısı üzerinden yüzeysel bir şekilde temas etmek istiyorum.
Dolayısıyla önce
 ‘Kürdistan Kürtlerindir’ yazısı okunmalı.

Evet, ‘Kürdistan Kürtlerindir’ sloganına bazı itirazlarım var.
Evet, Kürdistan bu coğrafyanın en kadim gerçeklerindendir.
Evet, bu coğrafyada Türkiye’nin ve hatta Türk’ün adı telaffuz edilmezken Kürt ve Kürdistan vardı ve Kürdistan Kürtlerin yurduydu, hala da öyle ve öyle olmaya devam edecek.

Evet, Türkiye, Irak, Suriye, İran ne kadar realiteyse, gerçekse Kürdistan en az o kadar gerçektir. Ve bu ülkelerin isimleri zikredildiği müddetçe, bu ülkeler var olduğu müddetçe biz önce, inatla Kürdistan demeliyiz.

Kürdistan Kürdistandır ve Kürdistan’da yaşayan tüm canlılarındır. ‘Türkiye Türkiyelilerindir’ gibi ‘Kürdistan Kürdistanlılarındır’ da bir derece, bir yere kadar makul, doğru, hak verilir olabilir. Ancak ‘Türkiye Türklerindir’ gibi ırkçı, şoven bir saldırının sonuçlarını yaşayan, şahit olan bizler bu saldırıya karşı ne kadar siyasî, ideolojik, stratejik, diplomatik yüklerinden arındırılsa da ‘Kürdistan Kürtlerindir’ şeklinde bir cevap veremeyiz, vermemeliyiz.

Zira öyle değil.

Çünkü bugün ezilenin cevabı olacak söz, yarın ezenin argümanı olabilme ihtimalini taşımamalıdır.
Çünkü Kürdistan’da Ermeniler, Türkmenler, Türkler, Süryaniler, Araplar da vardır.

Çünkü toprak insana değil biz toprağa aidiz, biz doğaya aidiz, biz bu coğrafyaya aidiz.
Çünkü Oya Bardar “Halklar çoğunlukla üzerinde yüzlerce, binlerce yıldır yaşadıkları coğrafyanın adıyla anılırlar. Bunun tersi de doğrudur, kadîm halk anayurdu olan topraklara adını verir” dese de çok da doğru değildir.

Doğru olan yurdumuzu kendi adımızla değil yurdumuzun, yuvamızın, coğrafyamızın, toprağımızın adıyla anmaktır. Yurtsever olmak da zaten böyle olur.

Abdullah Öcalan’ın Newroz mesajındaki şu cümleleri buraya alıntılamak yerinde olacaktır: “Zağros ve Toros dağ eteklerinden, Fırat ve Dicle nehir vadilerine; kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına ANAlık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun…Binlerce yıllık bu büyük medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle, mezheplerle kardeşçe ve dostça birlikte yaşayan, birlikte inşa eden Kürtler için Dicle ile Fırat, Sakarya ve Meriç’in kardeşidir. Ağrı ve Cudi Dağı, Kaçkar ve Erciyes’in dostudur. Halay ve Delilo, Horon ve Zeybek’le hısım-akrabadır.”

Doğada bağımsızlık, ayrımcılık yoktur. (Yanlış anlaşılmalar olmasın, bu demek değil ki Kürtlerin diğer tüm halklar gibi bağımsız yaşama hakları yok, elbette tüm halklar kendi kendilerine bağımsızca yaşama hakkına sahiptir, karar kendilerinindir ve kararları -ki meşru olan doğru olan değil, halkın doğru ya da yanlış kendisine uygun, layık gördüğüdür- erdemli insanlar tarafından koşulsuzca desteklenecektir)
Tüm yeryüzü, tüm farklılıklarını, renklerini koruyarak birbirleriyle tam bir bütünlük ve bağımlılık içindedir, doğa, hatta evren bölünmez bir bütündür.

Merkezci değildir, doğrusal değil döngüsel akıl işler, her şey döner doğada. İşte bu döngüden, tavaftan koptuğumuzda, bağımızı kopardığımızda, ait değil sahip olduğumuzda toprağa kendi adımızı verir, ‘bizimdir’ deriz.

Irkçılığa ve milliyetçiliğe pervasız bir tutum alacaksak, doğayla barışık, sahiplik değil aitlik bilinciyle kuşanacaksak;
Değildir, ne Türkiye Türklerin, ne Kırgızistan Kırgızların, ne Bosna Boşnakların, ne de Kürdistan Kürtlerindir.

Değildir, çünkü ‘denizler balıklarındır’ demek de ‘sorunsuz, doğal ve doğru’ değildir.
İstenildiği kadar tüm negatif yüklerinden kurtarılsa da ve tüm pozitif ayrımcılığa tabi tutulsa da ’Kürdistan Kürtlerindir’ demek ‘Türkiye Türklerindir’ demek kadar yanlış ve tehlikelidir.

Muhammed Cihad Ebrari

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.