Kürt kardeşlerim affetsin bunca yıl sustuğum için beni köşemde!

22.03.2013 01:58:21
A+ A-

 

Beklenen açıklama bugün Nevruz'da geldi. 33 yıl süren savaş son bulacak. Kürtler artık çocuklarının öldürülmeyeceğini, yakında evlerine döneceğini düşünerek Diyarbakır'da alanları doldurdu ve pür dikkat endişelerini giderecek ve savaşı bitirecek bir haber bekledi.

Savaş onların tüm yaşamlarını altüst etmişti. Çoğunun köyleri yakılmış, evleri yıkılmış olduğundan kentlerin kıyılarına, varoşlara yerleşmişler, mülklerinden vazgeçerek fakirlik yolunu seçmişlerdi. Irak'ta Saddam, nasıl ki Halepçe'de Kürtleri zehirli gazla yok etmek istemişse, Başbakan Çiller ve General Doğan Güreş'in topyekûn savaş yöntemi, gerillayı dağda yenmek değil, beslendikleri alanları yok etmekti. Bu da bir savaş stratejisiydi, gerçi ABD tarafından Vietnam'da denenmiş, sınanmış bir sonuç elde edilememişti ama, Türkiye ya da Kürt dağları Vietnam değil, Türk askeri de Amerikan askeri değildi. "O nedenle sivrisineğe karşı mücadele yerine, bataklıklar kurutularak başlayacaktı savaş." Doğan Güreş bu stratejiyi gazetelere böyle açıklamış ve tüm gazetelerde boy boy okumuştuk 90'lı yıllarda.

Çok geçmedi, dağlarda bayırlarda köy kalmadı, tehditlerle, zulümlerle köyleri yakıp boşalttılar. Bataklıktı ne de olsa Doğan Güreş ve Tansu Çiller'in gözünde Kürt köyleri. Daha fazla bilgi almak isteyen zaten yeterince bilgi bulacaktır bu konuda internette. İsteyen Göç-Der'in tanıklar konuşuyor belgeselini izleyebilir Youtube'da: http://www.youtube.com/watch?v=T0OHVP349kQ

Bunları hepimiz biliyoruz. Unutmuş olabiliriz belki, ne de olsa hepimiz sustuk, Kürt kardeşlerimizin evleri yakılırken. Kürt kardeşlerimiz geceleri baskına uğrayıp yıllarca terörize edilirken, gözlerimizi kapadık. 33 yıl içinde denenmeyen kalmadı. Kürtleri yenmek ve onların en insanca haklarını gasp edebilmek uğruna 33 yıl içinde binlerce vatandaşımız öldü. Ve biz barıştan korkan millet olduk sonunda. Yalnızca kana sevinir olduk! Facebook öldürülen, vücutları param parça edilmiş Kürtleri gösteren resimlerle dolu. Youtube kahramanlıklarımıza övgüler dizilmiş videolardan geçilmez olmuş! İnsanın bir Türk olarak görmekten utandığı resimler ve videolar bunlar!

Ve şimdi soruyorum, ne için savaştı bunca yıl Türk halkı?

Vatanı korumak için değil! Kürtleri anadillerinden mahrum bırakmak için.

Vatanı korumak için değil! Kürtler kamuya açık yerlerde kendi dilleriyle konuşmasın diye.

Vatanı korumak için değil! Kürtlerin kendi dillerinde yazdıkları, okudukları türküleri yasak kalsın diye!

Vatanı korumak için değil! Kürtler kendi ülkelerinde ikinci sınıf vatandaş olsun diye!

Vatanı korumak için değil! Kürtlerin Türklerle birlikte kurdukları bu ülkede hiç hakları olmasın diye!

Yıllarca Nevruz'larda kanını akıttık Kürt kardeşlerimizin; gaz bombaları, tazyikli sular ve polis ve asker gücüyle Kürtlerin bayram sevinçlerini kursaklarında bırakarak ve onları kendi bayramlarını kutladıkları için suçlu ilan ederek.

Baktık başaramadık ve Kürtler ille de kutlamak istiyor ve artık ölüm korkusunu yenip sokakları, alanları dolduruyor, o zaman da Kürt realitesini tanıyıp (Demirel-İnönü hükümeti dönemi), Nevruz'un Türklerin uyanış ve Ergenekon'dan çıkış günü ilan ettik. Tüm Orta Asya Türk devlet yöneticilerini turistik yerlere davet edip onlarla birlikte demir dövdük kurnazlıkla.

İçerde demir yumruklarla yönettiğimiz Kürtlere reva görmek istemedik bir gün bile olsa kendi dillerinde bayram yapmalarını.

Dünyanın en büyük Kürt şehri İstanbul'da, valiliklerce yasakladık Kürtlere bayramlarını asayişi sağlama bahanesiyle. Bu yasaklara karşı direnen Kürt gençlerini İstanbul sokaklarında kovalayıp asayişi sağladık vali olarak ve sanki alay eder gibi, bir de olup bitenle övünüp o yasakçı valileri içişleri bakanı yaparak ödüllendirdik.

Bundan sonra silahlar susacak demek, hiç yol kazası olmayacak demek değil! Bunca zamandır Kürtlerin haklarını gasp ederek, onlara ikinci sınıf vatandaşlığı reva görenleri, Kürt aydınlarını evlerine baskın yaparak kaçırıp öldürerek, cenazelerini bile yok edenler aramızda dolaşırken ve bunların sorumluları ellerini kollarını sallayarak gezerken, nasıl inandıracağız Türklerin de barış istediğini?

Nasıl inandıracağız Kürt kardeşlerimizi simdi, sosyal ağlar, çakma Kemalistlerin, ulusalcıların, milliyetçilerin, CHP'lilerin, hala kana susamış vampir gözüyle etrafa yaydıkları darağaçlarından, kanlı gömleklerden, Çanakkale'de teslim olmayan Türk askeriyle, güya Kürtlere karşı teslimiyet bayrağını çeken Erdoğan analojisinden geçilmezken?

İnsan nasıl olur da 33 yıl sonra barış sözünden korkar?

Yarından sonra anneler çocuklarını askere gönderirken oğlum geri dönecek mi korkusu yaşamayacak!

Yarından sonra telefon alan bir babanın yüreği ağzına gelmeyecek oğlum şehit mi oldu diye!

Yıllardır Kürtleri yenmek için oluşturulan anti-demokratik, insan haklarına ters kısıtlamalara karşı hep birlikte mücadele edebileceğiz Kürt kardeşlerimizle!

Her yıl savaş bütçesi olarak ayrılan milyarlar kana harcanmayacak bu ülkede!

Üniversitelerde öğrencilerimiz, fabrikalarda işçilerimiz yaptıkları her gösteride sanki "düşman" askeri?polisi tarafından gazlanıp coplanamayacak terörizm bahane edilerek!

Kürtlerin haklarını gasp etmek için kurulmuş cinayet şebekelerini, onları yenme psikolojisi ile hareket eden polis devletini daha çabuk tanıyacağız artık.

Artık Türkler için de sözde değil, özde bir ?ileri" demokrasiyi rahatça isteyeceğiz sokaklarda! 
Kürt kardeşlerim affetsin bunca yıl sustuğum için beni köşemde!



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.