Kürt Meselesi ve Kürdistan Ulusal Kongresi

16.08.2013 18:35:20
A+ A-

4 ülkenin tek meselesi var aslında: Kürt meselesi…

Hayli karmaşık, kimin elinin kimin cebine gittiğinin pekte anlaşılamadığı…

Ortadoğu coğrafyasının bir parçası olarak son 100 yıldır aralıksız kan ve gözyaşı gördü, sayısız darbeler, savaşlar, kinler ve ölümler… Peki kimdi bu Kürtler ve Bölgede neler yaşadılar, önümüzdeki günlerde yapılması planlanan “Kürt Ulusal Konferansı” ne olacak gibi sorulara cevaplar arayalım…

Irak Kürtleri, son 100 yıldır, Barzani ailesinin öncülüğünde önce Osmanlıya karşı, sonra İngilizlere ve en son da Irak devletine karşı çarpışarak bu güne geldiler.1988 Halepçe Katliamı, Irak Kürtlerine vurulan en büyük darbe olarak tarihteki yerini aldı. 5000 ölü 7000 yaralıyı geride bırakan Kimyasal Ali lakaplı Tıkritli 25 Ocak 2010’da ilahi ceza olarak cezasını idamla ödedi, Allah bir zalimi başka bir zalimin eliyle cezalandırmıştı. Şimdi Saddam ve devletinden geriye hiç kimse ve hiçbir şey kalmadı. Barzani ailesi Kuzey Irak’ta Federal Kürdistan Otonom bölgesini idare ediyorlar, Talabani de Irak Devletinin Cumhurbaşkanı… Halen Bölge çok karmaşık bir yapıya sahipse de Türkiye ile ilişkileri neredeyse mükemmel seviyede olan ve İmarının büyük bir kısmını Türkiye eliyle yapan bir bölge haline gelmiş, Her geçen gün daha da modernleşen yapısıyla başta Irak’ın diğer bölgeleri olmak üzere birçok ülkeyi kıskandırmaktadır. Demokratik açılım çerçevesinde silahların susturulmasıyla beraber, PKK militanlarının bu bölgeye çekilmeleri bölgeye dikkati daha da arttırmaktadır.

İran Kürtleri, İran-Irak ve İran-Türkiye sınırında yaşamaktadırlar. Diğer üç ülkenin aksine Kürt varlığı İran’da reddedilmemiş, bilakis Kürtçe Farsçanın bir alt kolu sayılarak, bir alt kimliğe dönüştürülerek İran’da kendince ehlileştirilmiştir. Şii bir devlet olan İran’da Kürtlerinin %75 inin Sünni olması, kayda değer bir olaydır. Son dönemlerde PKK’nin kolu olan PJAK’ın İran tarafından çok güçlü bir operasyonla büyük kayıplara uğratılması, hatta bir iddiaya göre PKK’nin 2 Numaralı adamı Murat Karayılan’ın İran tarafından tutuklanması ve ardından bir pazarlık malzemesi olarak kullanılarak PJAK’ın İran’daki eylemlerine son verilmesiyle İran’da Kürt muhalefetinin sessizlik sürecine girmesine yol açmıştır. Bazı İranlı Kürt muhaliflerin asılmaya devam edilmesi İran’ın süreçte Kürtlere göz açtırmama siyaseti olarak yorumlanmakla beraber, Ortadoğunun yeniden dizaynı projesi çerçevesinde sıranın eninde sonunda geleceğini düşünen İran’ın bu büyük muhalif gücü sindirme çabası olarak yorumlanmaktadır.

Türkiye Kürtleri,  ülke nüfusu arasında  Kürtler en kalabalık 2. Demografik topluluk nüfusuna sahip olmaları hasebiyle en büyük yapıyı oluşturmaktadırlar. Türkiye’de Kürt hareketlerinin Türkçülük hareketleriyle beraber hareketlendiği bilinmektedir, 1900’lerin başında bir gurup genç Kürt öğrencinin  biraya gelmesiyle oluşan  bir yapının ilerleyen zaman içinde faaliyetlerinin Kürt Teali Cemiyetine getirmesine kadar bu süreçte işlemiştir. 1925 Şeyh Seyh Sait Kıyamı, Dersim ve Benzeri bölgelerdeki ayaklanmalarla devam etse de dönemin İktidarı CHP tarafından bu isyanlar kanla bastırılarak, Kürtler sindirilmişlerdir.

PKK (partiya Karkeren Kurdistan) ya da Kürdistan İşçi Partisi olarak ta bilinen yapı, 1974 te Ankara’da Kurulup, 7 Kasım 1978 de Lice Fis ovasında ilk kuruluş kongresini toplayarak kendini “Kürdistani” ilan etmiştir. Örgüt bu dönemde kendini “Marksist-Leninist” olarak ifade etmektedir. Kürt bölgesinin bağımsızlığı esasıyla her ne kadar yola çıksa da örgüt 2000 de bağımsızlık idealini bıraktığını ilan etmiştir, Otonomi şeklinde talepleri olsa da son birkaç yıldır Ülkede yeni bir anayasa yapılması ve bu Anayasada Kürt kimliğinin tanınması ile bazı kültürel ve yönetsel haklar karşılığında silah bırakma müzakerelerine başlamıştır. Zaman için de yapının silahlı gücünün muhafazasını kendi geleceği açısından faydalı gören bazı kişi ve çevrelerin dürtmelerine rağmen süreç halen devam etmekte olup, Örgütün lideri konumundaki Abdullah Öcalan’ın İmralı cezaevi günlerinin bu süreç sonunda bitip bitmeyeceği sürecin en merak edilen konusu olarak duruyor. Kapsamlı bir çözümden sonra Öcalan’ın cezaevi günlerinin biteceğine dair kanaat besleyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok, tabi ki süreçte Ergenekon ve değişik örgütlenmeler nedeniyle hapse girmiş çeşitli eski devlet erkanı ve bunların dış uzantıları ve tabi ki Klasik bir ifade olacak ama bölgede Kürtler üzerinden stratejik planlar yapanlar böylesi bir barışın olmaması için ellerinden gelen azami çabayı da gösteriyorlar. Geride 50 bin ölü bir o kadar da acılı aile bırakan bu çatışmalı ortam biterse Türkiye son 35 yılını kaybetmiş, ama geleceğini kazanmış bir ülke olacak.

Suriye Kürtleri, Osmanlı mirasının ardından sınırlar Lozan Antlaşmasıyla İngilizler ve Fransızlar tarafından cetvellerle çizilince 4 parçaya ayrılmış bir yapının belki de en zavallıları Suriye Kürtleri olmuştur. Bölgede 1,5 ila 2 milyon Kürt olduğu düşülmektedir. Bu rakam Suriye nüfusunun %10 unu oluşturmaktadır. Bunu nüfusun bir kısmı  da Şark Islahat planı sonrası Suriye’ye geçen Kürtlerden oluşmaktadır. 1963’te Baas rejimi iktidara geldikten sonra Suriye Kürtlerini potansiyel bir tehlike olarak görmüş, bölgede 1950 den önce oturduğunu ispatlayamayan herkesi çeşitli bölgelere dağıtmıştır. Aynı dönemde Kürt yoğun Nüfuslu bölgeyi de Araplaştırmak üzere bölgeye birçok Arap aile yerleştirilmiştir. Kürtler adeta 2. Sınıf vatandaş muamelesine tabi tutulmuş, öyle ki 150 ila 200 bin Kürt “Suriye Baharı” öncesine Kadar hem vatandaşlıktan, hem de çeşitli haklardan mahrum bir şekilde yaşamak zorunda bırakılmışlardı.

Arap baharının Suriye’ye yansımasından sonra Kürtler arasında muhalif sesler artmaya başlamış, çeşitli örgütlenmeler oluşmuştur. Bilinen duruma göre irili ufaklı 16 örgütlü yapı Kürt bölgesinde faaliyet göstermektedir. Bu süreçte PYD bu yapılar arasında en güçlü yapı olarak ortaya çıkmıştır. PYD lideri Salih Müslim uzun yıllar Suriye’de PKK saflarında bulunmuş, Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışından sonra hakkında yakalama kararı çıkarılmış ve uzun yıllar Irakta Kandil de kaldığı bilinen bir PKK yöneticisidir. Geçtiğimiz günlerde bir suikasta kurban giden İsa Huso ve arkadaşları tarafından 2003’te kurulan PYD’ye yönetici olmuştur. PYD’nin politikaları diğer Kürt oluşumlar tarafından çok defa eleştirilmiştir. Aynı dönemde PYD’nin bazı katliamlara adının karıştığı iddia edilmekle birlikte en önemli eylem olarak Mişel Temo’nun öldürülmesi olayından sonra adı daha da duyulmuştur, her ne kadar PYD bu suikastı kabul etmese de Temo’nun ailesi PYD tarafından defalarca tehdit edildiklerini belirtmiştir. PYD’nin bölgede 20 bin (kendi iddiasına göre  50 bin) civarında eli silahlı üyesinin olduğu düşünülmektedir, PYD özellikle Irak Kürdistan Özerk Bölge Başkanı Barzani ile soğuk ilişkiler nedeniyle sıkıntı çekmektedir. PYD’nin fevri tavırları bölgede Türkiye’yi de karşısına almasına neden olsa da geçtiğimiz günlerde İstanbul’a getirilip, Dışişleri ve Mit yetkilileri ile görüşüp bazı konularda uyarılmıştır. PYD’nin bölgede ÖSO ve El-Nusra ile çatışma içinde olması ve Esed rejiminin PYD bölgesindeki bazı havaalanlarını kullanması ile beraber bazı mühimmat fabrikalarının hala çalışıyor olması nedeniyle diğer örgütler tarafından Esed rejimi ile işbirliği yapıyor iddialarının ortaya atılmasına neden olmuştur, PYD’nin Kürt muhalefete yönelik sert tavrıyla bilinen İran’la yakın ilişkileri de Kürtler arasında PYD’ye şüpheyle yaklaşılmasına sebep olmaktadır.

 

KÜRT ULUSAL KONGRESİ

Kürt Ulusal Kongresi toplama projesi 37 Yıllık bir proje.
İlk olarak 1976'da Irak Kürdistan Demokrat Partisi tarafından başlatılmıştır. 1982'den sonra PKK konferansı gündemine almış ve sonraki yıllarda  ERNK  yapısı bunu programına da almıştır.

Süreç içerisinde PKK, 4. kongresinde bir karar alarak,  5. Kongresinde  'Sürgünde Kürdistan Parlamentosu' kararı aldı ve 1995'te Lahey'de bir sürgün parlamentosu ilan edildi.

28 Temmuz 1995'te Viyana'da gerçekleştirilen toplantıda ise Öcalan'ın 'Ulusal Kongre bir an önce toplansın' çağrısıyla, aynı yılın ekim ayında da 'ulusal kongre temas grubu' oluşturuldu.1997'de Kuzey Irak'ta 'Ulusal Kongre Hazırlık Konferansı' toplandı.  13 Aralık 1997'de Brüksel'de ikinci bir toplantı yapıldı.24 Mayıs 1999'da Hollanda'da Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) ilan edildi.

Kürdistan Bölge başkanı Barzani’nin öncülüğünde Kürt sorununu demokratik yollarla çözmek için başlatılan çözüm sürecine destek kapsamında, Türkiye’nin bilgisi ve onayı dahilinde Kuzey Irak'ın Erbil kentinde yapılması planlanan Kürt Ulusal Kongresi'ne Türkiye, SuriyeIrakİran ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesindeki Kürtlerin kurdukları siyasi parti ve diğer oluşumlarından 600 delege ile yaklaşık 400 misafirin katılacağı açıklanmıştı, son günlerde Suriye’deki gelişmeler ve PKK ve PYD’nin özellikle Barzani’nin öne çıkmasından kaygı duyması, 3000 Suriye Kürdünün Barzani güçlerince eğitilmelerine rağmen bölgeye alınmamaları KDP ye yakın Suriyeli örgütlü güçlerin yönetici kadrolarının PYD tarafından gözaltına alınması buna karşılık Barzani’nin sınırı kapatması ve sınırdan hiçbir şekilde geçişlere izin vermemesi ve belki de en önemlisi PYD’nin konferansa davet edilmemesi konferansın yapılmasının önündeki engeller olarak durmaktadır. PYD ve PKK’nin Suriye Kürt bölgesinde katliam olduğunu duyurması ve bunu ispatlayan hiçbir argüman sunmaması Barzani’nin de tepkisini çekmiş, ayrıca Barzaninin bir komisyonun bölgede inceleme teklifinde bulunmasına rağmen PYD ancak 2 gün sonra çağrıya olumlu cevap vererek komisyon  teklifini kabul etmiştir.

37 yıllık bir macerası olmasına rağmen, bir Kürt yönetim sistemi tavsiyesi çıkması endişesiyle günümüze kadar kongresinin  toplanması hep engellenmiştir, bu gün de PKK silahlı birimlerinin adı geçen Kongre sonucunda Kürtlerin silahlı gücü kabul edileceği endişesi, İran ve Irak’ın çekinceleri konferansın hazırlık aşamasında zorluklar çıkarmaktadır, daha önce Eylül olarak telaffuz edilen toplantının tarihi Önce 19 Ağustosa ardından 24-25-26 Ağustos tarihlerine alınmıştır. Ahmet Türk’ün de içinde olduğu hazırlık komisyonu Konferansın olması için canla başla çalışırken hala  “Kürdistan Ulusal Kongresi”nin olup olamayacağı tartışılmaktadır.

24 Ağustosa sayılı günler kaldı, özellikle  Türkiye’deki Kürt-İslamcı kesimin davet edilemediği ve bu günlerde PKK ve yakın çevresince el-Kaide destekçisi guruplarla birlikte olmakla itham edildiği bir süreçte zaten pek de sıhhatli olamayacak olan Kongrenin toplanamama gibi bir sorunla karşı karşıya olduğu da açık açık konuşulmaya başlanmış durumda, özellikle de Suriye’den de  PYD’nin çağrılmamış olması ile ilgili sıkıntı PKK tarafından geçen gün yapılan toplantıda, KDP yetkililerine iletilmiştir.

Her şeyi zaman gösterecek, 37 yıldır toplanamayan bir Kongrenin toplanması tekrar zor görünüyor, eğer toplanabilse bile çıkacak sonuçlardan kimsenin pekte memnun olmayacağı aşikar gibi.

Sonuç; 4 ülke ve Kürt halkının ortak çabasının olmadığı hiçbir durum Kürtlerin nihai istek ve hedeflerine çare olamayacaktır. Takip edip, görelim...

 

*omerevsen@gmail.com

YORUMLAR

SORANLARA YAZININ ALTINDA CEVAP VERİYORUM -

Olası bir Suriye müdahalesi Ulasal Kürt Kongresinin ertelenmesine yol açacaktır. Kongre bir daha ne zaman toplanabilir, bu da bir muamma olarak ortada duruyor...

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.