Kürtler daha mı çok suç işliyor?

09.07.2013 13:19:45
A+ A-

Giriş

Kapkaç, gasp, kaçakçılık, hırsızlık, uyuşturucu ticareti, tetikçilik, vergi kaçırma, hazine ve kamu arazilerini yağmalama, kadın ticareti, kumarhane işletmeciliği gibi birçok suç, Kürtlerin metropollerde gerçekleştirmiş olduğu terör eylemlerindendir… Türkiye'deki suç oranlarının yüzdelerine ve gerçekleştiği yerlere baktığımız takdirde, bu sorunun cevabını bulmak fazlasıyla kolaylaşıyor. Çünkü; varılan sonuç Kürtler teröristtir oluyor.

Bu satırlara hepimiz aşinayız; dillendirilmese de, gazetede televizyonda pek üstünde konuşulmasa da biliyoruz. Birileri, Kürtlerin daha fazla suç işlediğini ve dahası bunu kasden yaptığını düşünüyor. İnşaat işçisi Kürtleri linç etmek isteyen muhafazakar esnaf güruhun da aklında bu var, ‘Kürtler geldi bu şehirde yaşanmaz oldu’ diyerek sahilde gezemediğinden şikayet eden teyzenin zihninde de. Elbette sıradan faşizm ve ırkçılık cehaletle, ahmaklıkla, ama daha da önemlisi bilmeye ve anlamaya direnmeyle beslenir. Fakat ciddi ciddi soralım: Gerçekten Kürtler daha mı fazla suç işliyor?

Kabuller

Bu yazı boyunca serdedilecek bütün istatistikler, 2006-2008 Türkiye İstatistik Kurumu suç verilerinden ve 2010 Türkiye İstatistik Kurumu nüfus verilerinden hareketle hesaplanmış ve 10 bin kişide suç sayısı olarak sunulacaktır. Suç verileri ve nüfus için farklı yıllara ait verileri kullanmak bir mikdar problemli gözükse de, nüfusun oransal olarak iki yıl içinde değişmediğini varsaymanın yanlış olmadığı düşünülebilir. Bunun için Kürt coğrafyası olarak anılacak bölge ile (daha sonra tanımlanacaktır), geri kalan Türkiye’nin ve farklı bölgelerin toplam suç, cana karşı işlenen suçlar, mala karşı işlenen suçlar, cinsel suçlar, uyuşturucu ile ilgili suçlar, askeri ceza kanununa muhalefet suçları açısından karşılaştırılacaktır. Bu suç gruplarının seçilmesinin sebebi, en çok bu suçların Kürtlere atfediliyor olmasıdır.

Bu yazıda Kürt coğrafyası olarak: Ağrı, Bingöl, Tunceli, Van, Muş, Bitlis, Hakkari, Urfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak, Siirt, Adıyaman kabul edilmiştir. Elbette bu sayılan coğrafyada yaşayan insanların tamamı Kürt değildir ve tersinden Kürtlerin tamamı da bu coğrafyada yaşamamaktadır. Fakat bu sayılan illerin nüfusunun çoğunluğunun Kürt olduğunu varsaymak yanlış olmayacaktır. Bu sınır, olağanüstü hâl illeriyle iki istisna hariç çakışmaktadır. Urfa ve Ağrı olağanüstü hâl bölgesine dahil değilken, Elazığ dahildi.Tam da sayılan illerin nüfusunun çoğunluğunun Kürt olduğunu varsaymak yanlış olmayacağından ötürü Elazığ dışarıda bırakılmış, Urfa ve Ağrı dahil edilmiştir. Güneydoğu Anadolu ve doğu Anadolu gibi coğrafi bölgeleri temel almak mümkün değildir zira bu bölgeler etnik aidiyete değil coğrafi ortak özelliklere göre şekillenmiştir. Örnek olarak güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan Kilis’in Kürt nüfus oranı, doğu Anadolu bölgesinde yer alan Ağrı’nın Kürt nüfus oranıyla karşılaştırılabilir seviyede değildir.

Tekraren: Elbette anılan bölgede yaşayan insanların tamamı Kürt değildir; bölge önemli oranlarda Türk, Arap, Zaza, Mıhellemi, Süryani ve diğer halkları da barındırmaktadır. Birincisi, ‘ortalama Türk’ algısı açısından kişinin Zaza yahut Arap olması bir şey fark ettirmemektedir. Örnek olarak, Kürtçe konuştuğu sanılarak Muğla’da dövülen Arapça konuşan öğrenci O.T. verilebilir (12 Aralık 2005 tarihli gazeteler). İkinci olarak, anılan bölgede yaşayan nüfusun çoğunluğunun Kürt olduğunu varsaymak yanlış olmayacaktır. İl seviyesinde bakıldığında da sonuç çok da değişmeyecektir; belki Adıyaman ve Tunceli bir istisna kabul edilebilir.

Yazar, nüfusun etnik aidiyeti üstüne iddiada bulunmanın tehlikeli bir iş olduğunun farkındadır.

Gerçekler: Toplam Suç

2006-2008 döneminde Türkiye’de 10 bin kişide 38.22 adet suç işlenmiştir. Kürt coğrafyasında bu sayı 20.70, Türkiye’nin geri kalanı için 40.27’tür. Başka bir deyişle Türkiye nüfusunun % 11.70’ini oluşturan Kürt coğrafyası, Türkiye’deki toplam suçların % 6.37’sini işlemektedir. İşlenen toplam suçun illere göre dağılımı aşağıdaki haritada gösterilmiştir:

 

Şekil 1. İllere göre kişi başına düşen toplam suç (Beyazdan siyaha gidildikçe artmaktadır)

Kişi başına suçun en yüksek olduğu iller sırasıyla: Edirne (79.00), Çanakkale (78.55), Bolu (66.78), Denizli (66.09), Manisa (57.50), Afyon (56.25), Uşak (56.15), Balıkesir (56.05), Antalya (55.26), Kastamonu (53.73).

Kişi başına suçun en düşük olduğu iller sırasıyla: Bitlis (10.65), Muş (11.45), Mardin (12.15), Siirt (12.84), Adıyaman (13.72), Batman (13.88), Şırnak (14.44), Bingöl (14.50), Gümüşhane (15.12), Iğdır (17.13).

Görüldüğü gibi en çok suç işlenen illerin içinde tek bir Kürt ili yokken en az suç işlenen on ilden ilk sekizi Kürt coğrafyasındadır.

Gerçekler: Cana Karşı İşlenen Suçlar

Cana karşı işlenen suç olarak öldürme ve yaralama fiilleri alınmıştır. 2006-2008 döneminde Türkiye’de 10 bin kişide 4.44 adet cana karşı suç işlenmiştir. Kürt coğrafyasında bu sayı 2.11, Türkiye’nin geri kalanında 4.72’dir. Başka bir deyişle Türkiye nüfusunun % 11.70’ini oluşturan Kürt coğrafyasında Türkiye’de işlenen cana karşı suçların % 5.60’ını işlenmektedir.

 

Şekil 2.İllere göre kişi başına cana karşı işlenen suç.

 

Kişi başına cana karşı işlenen suçun en yüksek olduğu ilk on il sırasıyla: Balıkesir (9.12), Niğde (8.91), Edirne (8.64), Uşak (8.08), Karaman (8.00), Manisa (7.66), Denizli (7.39), Nevşehir (7.37), Ardahan (7.02), Çanakkale (6.97).

Kişi başına cana karşı işlenen suçun en düşük olduğu son on il sırasıyla: Hakkari (0.80), Şırnak (0.95), Van (1.27), Adıyaman (1.86), Urfa (1.93), Mardin (1.97), Batman (1.98), Bitlis (2.07), Muş (2.24), Bayburt (2.42).

Görüldüğü gibi en çok suç işlenen illerin içinde tek bir Kürt ili yokken en az suç işlenen on ilden ilk dokuzu Kürt coğrafyasındadır.

Gerçekler: Mala Karşı İşlenen Suçlar

Mala karşı işlenen suç olarak hırsızlık ve kapkaç/gasp alınmıştır. 2006-2008 döneminde Türkiye’de on bin kişide 3.68 adet mala karşı suç işlenmiştir. Kürt coğrafyasında bu sayı 1.55, Türkiye’nin geri kalanında 3.94’tür. Başka bir deyişle Türkiye nüfusunun % 11.70’ini oluşturan Kürt coğrafyasında mala karşı işlenen suçların % 4.97’si işlenmektedir.

 

Şekil 3.İllere göre kişi başına mala karşı işlenen suçlar.

Kişi başına mala karşı işlenen suçların en yüksek olduğu ilk on il sırasıyla: Antalya (6.14), İzmir (5.77), Aydın (5.52), Edirne (5.43), Antep (5.42), Mersin (5.40), İstanbul (5.07), Yalova (4.86), Ankara (4.80), Adana (4.57)’dir.

Kişi başına mala karşı işlenen suçların en düşük olduğu ilk on il sırasıyla: Hakkari (0.48), Bayburt (0.54), Van (0.74), Mardin (0.77), Gümüşhane (0.85), Şırnak (0.86), Siirt (0.93), Adıyaman (1.12), Ordu (1.21), Bartın (1.28).

Görüldüğü gibi ilk on il içinde tek bir Kürt ili yokken son on il içindeki on ilden altısı Kürt ilidir.

Gerçekler: Uyuşturucu

Uyuşturucu ile ilgili suçlar olarak uyuşturucu üretimi, alımı, satımı ve kullanımı alınmıştır. 2006-2008 döneminde Türkiye’de on bin kişide 1.50 adet uyuşturucu ile ilgili suç işlenmiştir. Kürt coğrafyasında bu sayı 1.29, Türkiye’nin geri kalanında 1.52’dir. Başka bir deyişle Türkiye nüfusunun % 11.70’ini oluşturan Kürt coğrafyasında uyuşturucu suçlarının % 10.07’si işlenmektedir.

Şekil 4.İllere göre kişi başına düşen uyuşturucu suçları.

Kişi başına düşen uyuşturucu suçlarında ilk on il sırasıyla şöyledir: Hakkari (4.10), Kilis (3.74), İstanbul (2.85), Diyarbakır (2.51), Van (2.48), Adana (2.41), Elazığ (2.37), Muğla (2.34), Antalya (2.17), Edirne (2.05).

Kişi başına düşen uyuşturucu suçlarında son on il sırasıyla şöyledir: Ardahan (0.00), Bayburt (0.00), Amasya (0.09), Artvin (0.12), Kütahya (0.14), Iğdır (0.16), Kars (0.17), Siirt (0.17), Karabük (0.18), Karaman (0.21).

Görüldüğü gibi en çok uyuşturucu suçu işlenen on ilden üçü, en az işlenen illerden biri Kürt ilidir. Kürt coğrafyası ortalamasının Türkiye’nin altında olmasına rağmen üç ilin en çok suç işlenen ilk ona girmesi iki faktörle izah edilebilir: Türkiye özellikle İran üzerinden giren uyuşturucunun Avrupa pazarına dağıtılmasında önemli bir geçiş noktasıdır. İlk on listesinde yer alan Kilis, Edirne, Van ve Hakkari gibi illerin varlığı, bunu kuvvetlendirmektedir. Dolayısıyla bu illerde uyuşturucu suçunun yüksekliği o bölge ahalisinin çoğunlukla Kürt olmasından ziyade sınır ili olmasından kaynaklanır.

Türkiye’de tüketilen uyuşturucunun ise önemli bir kısmı büyükşehirlerde ve eğlence merkezlerinde tüketilmektedir.  İlk on listesinde yer alan İstanbul, Muğla, Antalya gibi iller bu iddiayı doğrulamaktadır. Bunlar haricinde kalan Adana, Diyarbakır, Elazığ gibi illerin ise, muhtemelen dağıtım noktaları olarak iş gördüğü düşünülebilir.

 Gerçekler: Cinsel Suçlar

2006-2008 döneminde Türkiye’de on bin kişide 0.37 adet cinsel suç işlenmiştir. Kürt coğrafyasında bu sayı 0.12, Türkiye’nin geri kalanında 0.40’tır. Bir başka deyişle Türkiye nüfusunun % 11.70’ini oluşturan Kürt coğrafyasında Türkiye’de işlenen cinsel suçların % 3.87’si işlenmektedir.

Şekil 5.İllere göre kişi başına işlenen cinsel suçlar.

Kişi başına düşen cinsel suçlarda ilk on il sırasıyla: Sinop (0.99), Aksaray (0.87), Zonguldak (0.82), Uşak (0.80), Edirne (0.79), Karaman (0.77), Balıkesir (0.75), Nevşehir (0.74), Manisa (0.70), Afyon (0.67).

Kişi başına düşen cinsel suçlarda son on il sırasıyla: Ardahan (0.00), Siirt (0.03), Batman (0.04), Adıyaman (0.07), Gümüşhane (0.08), Bitlis (0.09), Ağrı (0.09), Muş (0.10), Urfa (0.10), Van (0.12).

Görüldüğü gibi ilk on ilde tek bir Kürt ili yer almazken son on ilden sekizi Kürt ilidir.

Gerçekler: Askeri Suçlar

Askeri suçlar olarak askeri ceza kanununa (ACK) muhalefet suçları alınmıştır. 2006-2008 döneminde Türkiye’de on bin kişide 2.43 adet askeri suç işlenmiştir. Kürt coğrafyasında bu sayı 3.79, Türkiye’nin geri kalanında 2.18’dir. Başka bir deyişle Türkiye nüfusunun % 11.70’ini oluşturan Kürt coğrafyasında askeri suçların %18.77’si işlenmektedir.

 

Şekil 6.İllere göre kişi başına askeri suçlar.

Kişi başına düşen askeri suçlarda ilk on il sırasıyla: Kars (21.74), Çanakkale (15.72), Edirne (13.48), Tekirdağ (13.02), Isparta (11.09), Elazığ (10.68), Diyarbakır (10.28), Erzincan (10.27), Van (9.22), Ağrı (8.97).

Kişi başına düşen askeri suçlarda son on il sırasıyla: Gümüşhane (0.08), Kırşehir (0.09), Ardahan (0.09), Giresun (0.10), Yozgat (0.11), Bartın (0.11), Çankırı (0.11), Zonguldak (0.11), Bursa (0.12), Kırıkkale (0.14).

Görüldüğü gibi en yüksek on il içinde üç Kürt ili varken, son on il içinde tek bir Kürt ili yoktur.

 

 Gerçekler: Karşılaştırma ve Sonuç

Kürt illeri olarak tanımlanan illerle, Türkiye’nin nisbeten benzer diğer bölgelerini suç istatistikleri açısından karşılaştırmak faydalı olabilir. Bunun için, Marmara, kıyı Ege, Akdeniz, Antep, Ankara, Kayseri, Konya gibi bölgeleri haricinde kalan bölgeleri tesbit edilmiştir. Tesbit edilen bölgeler ve kapsadığı iller şöyledir:

Trakya: Edirne, Tekirdağ, Kırklareli

Doğu Karadeniz: Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu

Doğu Anadolu: Ardahan, Kars, Iğdır, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Sivas, Malatya

Batı Karadeniz: Kastamonu, Bartın, Karabük, Zonguldak, Bolu, Düzce

İç Ege: Eskişehir, Kütahya, Afyon, Uşak, Denizli, Isparta, Burdur

Orta Anadolu: Çankırı, Çorum, Yozgat, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Nevşehir, Niğde

 

 

Tablo 1. Kürt illeri ile diğer bölgelerin suç verilerinin mukayesesi.

 

Nüfus

Toplam Suç

Cana Karşı

Suçlar

Mala Karşı

Suçlar

Uyuşturucu

Suçları

Cinsel

Suçlar

Askeri

Suçlar

Kürt İlleri

8.665.138

20,70

2,11

1,55

1,29

0,12

3,79

Trakya

1.521.148

56,38

5,39

3,43

1,06

0,56

10,37

D Karadeniz

2.386.549

25,24

4,10

1,45

0,36

0,32

1,69

D Anadolu

4.081.215

31,63

4,70

2,22

0,79

0,30

6,32

B Karadeniz

2.005.689

49,15

5,56

2,28

0,46

0,52

0,20

İç Ege

4.029.647

52,68

6,02

2,83

1,13

0,51

2,34

O Anadolu

2.686.864

36,82

6,41

2,62

0,56

0,62

0,22

 

Görüldüğü gibi gerek toplam suçta, gerek cana karşı işlenen suçlarda, gerekse cinsel suçlarda Kürt illerinde kişi başına düşen suç, diğer bölgelerin bir hayli altındadır. Mala karşı işlenen suçlarda Doğu Karadeniz bölgesi dışında diğer bütün bölgelerin altındadır. Uyuşturucu ile ilgili suçlarda Kürt coğrafyası, mukayeseye konu olan diğer bütün bölgelerin açık şekilde üstündedir. Askeri suçlar bölgeler arasında çok ciddi farklılıklar göstermektedir. Mesela Trakya’da Batı Karadeniz’in 50 katından daha fazla askeri suç işlenmektedir. Fakat Kürt illerinde işlenen askeri suç, Türkiye ortalamasının bir buçuk katı civarındadır.

Sonuç olarak, uyuşturucu hariç Kürt illerinde hiçbir suçun daha fazla işlendiğini söylemek mümkün değildir.

Metropoller

"Kürtler doğu illerinden İzmir gibi bir çok metropole göç ederek, hırsızlığı ve kapkaç gibi suçları yaygınlaştırdılar.

Ahmaklık hiçbir zaman pes etmez; zira ırkçılık bir düşünce değil bir duygudur. Kürt illerinin pek çok suç türünde nisbeten benzer seviyede olan birçok bölgeye gore daha az suç oranına sahip olması gerçeği karşısında ırkçı “Evet kendi illerinde suç işlemiyorlar ama göç ettikleri metropollerde suç işliyorlar” önyargısına sarılacaktır. Yine ciddiye alıp soralım: Kürtler gerçekten göç ettikleri yerlerde daha mı çok suç işliyorlar?

Kürt illerinde yaşayanların en çok göç ettiği söylenen bölgeler olarak altı bölge incelenmiştir.

Çukurova: Adana, Mersin

Marmara: Balıkesir, Bursa, Kocaeli, Sakarya

Trakya: Edirne, Tekirdağ, Kırklareli

Batı: İzmir, Aydın, Muğla, Antalya

İstanbul ve Antep.

Bu bölgelerdeki Kürt illerinden göçen sayısını tesbit edebilmek için Türkiye İstatistik Kurumu’nun nüfusa kayıtlı olduğu ile (kütük) göre ikamet edilen il verilerine başvurulmuştur. Bilindiği gibi 2003 yılında çıkan 4992 sayılı kanuna gore, artık kütük değişikliği yapılamamaktadır. Kütük değişikliğinin tek yolu, evliliktir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2003 yılı verilerine göre evli Türk kadınlarının % 1.5’inin eşi Kürttür (Karşılaştırma için: Evli Kürt kadınlarının %7.5’inin eşi Türktür). Bu sayının ihmal edilebilir olduğu düşünülebilir.

Sayılan bölgelerdeki kütüğü Kürt illerinden birinde olanların sayısı ve oranı şu şekildedir:

Tablo 2. Metropol alanlarında Kürt illerinden göçenlerin nüfus ve oranları.

 

Nüfus

Kürt İllerinden

Göçen Sayısı

Yüzde

Çukurova

3.733.124

758.189

20,31

Marmara

6.190.828

365.319

5,90

Trakya

1.521.148

55.616

3,66

Batı

7.734.546

728.246

9,42

İstanbul

13.255.685

1.670.969

12,61

Antep

1.700.763

291.766

17,16

 

   

Tablodan da görülebileceği gibi en yoğun şekilde Kürt illerinden göç alan ve Türkiye ortalamasının üzerinde Kürt illerinden olan insan sayısına sahip bölge Çukurova, Antep ve İstanbul; en az göç alan bölgeler Trakya, Marmara ve Batı’dır.

Anılan bölgelerdeki suç istatistikleri şu şekildedir:

Tablo 3. Metropol alanlarında suç verileri.

 

Nüfus

Toplam Suç

Cana Karşı

Suçlar

Mala Karşı

Suçlar

Uyuşturucu

Suçları

Cinsel

Suçlar

Askeri

Suçlar

Trakya

1.521.148

56,38

5,39

3,43

1,06

0,56

10,37

Çukurova

3.733.124

40,36

5,26

4,94

2,15

0,45

2,12

Antep

1.700.763

45,34

5,57

5,42

1,68

0,35

5,61

Marmara

6.190.828

42,51

5,32

3,64

1,09

0,47

1,37

Batı

7.734.546

51,72

5,30

5,55

1,90

0,45

2,01

İstanbul

13.255.685

33,96

2,70

5,07

2,85

0,23

1,27

 

Toplam suç, cana karşı suçlar, askeri ve cinsel suçlarda açık bir şekilde görülebilir ki Kürt illerinden en az göç alan Trakya’da bu suçlar en fazla işlenmektedir.

İstatistik biliminde korelasyon (karşılıklı ilişki) ve bağımlılık kavramı vardır: İki veri kümesi arasında istatistik ilişkiyi belirtir. Bu değer -1 ile 1 arasındadır ve 1 tam pozitif doğrusal ilişkiye, 0 tam ilişkisizliğe,  -1 tam negatif doğrusal ilişkiye işaret eder. Uyarmakta fayda var: Korelasyon sebep-sonuç ilişkisini (causality, illiyet) ima etmez; bu anlama gelmez. En çarpıcı örneklerden biri, Nasreddin Hoca’nın kaplan fıkrasıdır: Nasreddin Hoca elindeki iki çubuğu birbirine vurup ortada dolaşmaktadır. Görenler ne yaptığını sorunca, kaplanları uzak tuttuğu cevabını alır. Soranlar şaşkın “İyi de hocam buralarda hiç kaplan yok ki” dediğinde, “Demek ki işe yarıyormuş” cevabı alırlar. Sopaları birbirine vurmakla kaplanların yokluğu arasında korelasyon olabilir; ama sebep-sonuç ilişkisi yoktur.

Kürt illerinden göç oranı ile on binde suç oranları arasında korelasyon kurulduğunda toplam suçta -0.54 korelasyon görülür ki iddia edilen tam tersini söylemek mümkündür: Kürt illerinden göç azaldıkça toplam suç artmaktadır. Cinsel suçlar için korelasyon -0.49’dur; aynı sonuca ulaşmak mümkündür. Askeri suçlar için korelasyon -0.35’dir; biraz daha zayıflatarak benzeri bir neticeye ulaşılabilir. Cana karşı işlenen suçlarda korelasyon -0.07’dir; Kürt illerinden göç ile cana karşı işlenen suçlar neredeyse tamamen ilişkisizdir ve illa bir ilişki aranacaksa ilişkinin yönü negatiftir.

Ya hırsızlık ve kapkaç? Biraz daha yakından bakalım:

Metropollerde Mala Karşı İşlenen Suçlar

Bunun için yoğun şekilde Kürt illerinden göç alan Türkiye’nin üç farklı coğrafi bölesinden toplam altı metropoldeki Kürt illerinden göç ile mala karşı işlenen suç (hırsızlık ve kapkaç/gasp) suç verilerine bakalım:

Tablo 4. Kürt illerinden yoğun göç alan metropollerde Kürt illerinden göçmen oranı ve mala karşı işlenen suçlar.

 

Kürt İllerinden

Göç Oranı (%)

Mala Karşı

İşlenen Suçlar (Onbinde)

Adana

20,17

4,57

Antalya

7,26

6,14

İzmir

11,79

5,77

İstanbul

12,61

5,07

Antep

17,16

5,42

Bursa

7,34

4,24

 

 

Rahatça görülebileceği gibi en düşük Kürt illerinden göç oranına sahip Antalya’da mala karşı işlenen suçlar en yüksek seviyedeyken en yüksek göçmen oranına sahip Adana’da suç oranı en düşüklerden birisidir. Kürt illerinden göç oranı ile mala karşı işlenen suçlarda korelasyon   -0.22’dir. Bunların dışında bir başka ilginç gözlem Edirne örneğidir: Metropol olmamasına rağmen, % 2.24 Kürt illerinden göçmen oranı ve 5.43 gibi oldukça yüksek (Türkiye dördüncüsü) mala karşı işlenen suç oranı, izaha muhtaçtır.

Muhtemel İtirazlar

Daha önce belirtilmiş olmasına rağmen bir kere daha tekrarlanmalı: Yazıda Kürt illeri olarak tanımlanan şehirlerde yaşayan insanların elbette tamamı Kürt değildir ve tersinden Kürtlerin tamamı bu illerde yaşamamaktadır. Fakat teslim edilecek bir hakikattir ki, anılan bölgede yaşayan insanların çoğunluğu Kürttür.

İkinci muhtemel itiraz noktası göçmen oranının kütüğe bakılarak tesbit edilmesi olabilir. Kütüğü farklı şehirlerde olan Kürtlerin hesaba katılmamış olması, elbette bir eksikliktir fakat bunun tesbitinin imkansızlığı da ortadadır. Ayrıca bu durum, bütün şehirler için geçerlidir; yani rölatif olarak değişen bir şey yoktur.

Üçüncü muhtemel itiraz noktası, metropollerde kimin suç işlediğinin bilinmezliği olabilir. Elbette bu bilinmemektedir; fakat bu bilinmezlikten hareketle bu suçların çoğunun Kürtler tarafından işlendiğinin düşünülmesi, ancak hastalıklı bir zihnin ürünü olabilir. Ayrıca, eğer metropollerde işlenen bütün suçlar buralara Kürt illerinden göç etmişler tarafından işleniyorsa, bu hastalıklı zihin yapısı, neden İstanbul’a Kürt illerinden göç edenlerin, Trakya’ya Kürt illerinden göç edenlerden çok daha az suç işlediğini izah etmek durumundadır. Öyle ki, Trakya’da Kürt illerinden göç eden oranı %3.66 iken toplam suç onbinde 56.38, İstanbul’da Kürt illerinden göç eden oranı %12.61 iken toplam suç onbinde 33.96’dır.

Dördüncü muhtemel itiraz noktası suç verilerinin 2006, 2007 ve 2008 istatistiklerinden derlenmesi olabilir. Yazar, üç yıllık bir dönemin yeterince makul bir süre olduğunu düşünmektedir. Eğer daha önceki yıllara ait verilerin farklı olduğu düşünülüyorsa, daha once suç işleyen Kürtlerin 2006 yılından itibaren birdenbire nasıl ve niçin suç işlemeyi azaltmış oldukları da izah edilmelidir.

Sonsöz

Irkçılık bir zihin hastalığıdır ve safsata, önyargı, cehalet ve ahmaklık olmadan yaşayamaz. Safsatanın hakim akıl yürütme olduğu Türkiye’de bir eğik düzlem üzerindeymiş gibi zihinlerin bu çamura kayması kolaydır. Bu yazıda belirtilen verilerden sonra, “Ama bizim gördüğümüz farklı” diyeceklere cevap, anektoddan argüman safsatasıdır. “Sen öyle diyorsun ama, benim tanıdığım bütün Patagonyalılar sahtekardı” diyecek kadar zihni sakatlık içinde bulunuluyorsa, önce teker teker bütün Patoganyalıların sahtekar olduğu isbatlanmalıdır. Bu da yeterli değildir; gelmiş, mevcut ve gelecek bütün Patagonyalıların bir şekilde sahtekar olduğu isbat edilse bile, sahtekarlık ile Patagonyalılık arasında bir kozalite, illiyet, bir sebep-sonuç ilişkisinin kurulması zorunludur. Ancak bundan sonra Patagonyalıların sahtekar olduğu iddia edilebilir. Bunun, imkansızın ötesinde bir şey olduğu ortadadır.

İnsanoğlunun zihni sakatlıklarından biri “dış grup homojenliği” eğilimidir. İnsanoğlu, kendisinin ait olduğu grubun içindeki farklılaşmaları rahatça görebiliyorken dışındaki bir grubun bütün üyelerinin birbirine benzer olduğunu düşünme eğilimindedir. Bu zihin sakatlığının Türkiye’deki en masum somutlanışı, “Bütün Japonlar birbirine benziyor”dur.

Başka bir coğrafyada benzeri bir durum, ABD’deki siyahlar için söz konusudur. Oysa ki nüfusun % 12.6’sını (2010 Nüfus Sayım Sonuçları) oluşturan siyahlar, mahkumların % 12.84’ünü oluşturmaktadır (U.S. Census Bureau, 2008).

Umulur ki, akıl ve mantık ahlaksızlığa galip gelir; en azından düşünürken…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Zorunlu Bir Açıklama -

“Kürtler Daha mı Çok Suç İşliyor” ile başlayıp “Nankörlük Üzerine” ile devam eden yazı dizisinin nihai amacı, başlangıçta yorum iken dönüp dolaşıp kaskatı ‘gerçeklik’, aksi iddia edilemez ‘bilgi’ haline gelmiş önyargıları ve uydurmaları sorgulamaktı. Bu yalanların en başında Kürtlerin daha çok suç işlediği vardı. Irkçılık yapmak isteyen bu ‘veri’den hareket ederek ırkçılık yapıyor, ırkçlığıa karşı çıkmak isteyen “Evet öyle ama sebeblerine inmek lazım” hattında bu ‘veri’den hareketle savunmasını kuruyordu. Problemli olan bu ‘veri’ydi. Eminim makul bir çok insanın aklına “Nereden biliyoruz ki” sorusu gelmiştir. Kürtlerin daha çok suç işlediği yalanını ben icad etmedim. Elbette tarafımız şifanın yanıysa, hastalığa elimizi değdireceğiz. Çok kızanlar oldu; böyle şeyler yayınlanmamalıydı, ayrımcılık yapılıyordu, ırkçılık yapılıyordu. Maalesef susarsak bu problemler yok olmayacak. Türkiye’nin sokaklarında, kahvelerinde, kampüslerinde, akşam misafirliklerinde konuşulan bu konuyu, yokmuş gibi yaparak halledemeyiz. Yazı yazarak da halledemeyiz; ama hiç değilse gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir. Türkiye ortalamasının hakim akıl yürütme biçimi safsatadır. Bu akıl yürütme biçimi; problemin kaynağına değil, problemi dile getirene hücum etmeyi sever. Bu safsatacı akıl yürütme biçimi, yokmuş gibi yapmanın, yokmuş gibi yapılırsa hakikaten de yok olacağı ahmakça inancını da içerir.

6 5
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.