Kürtler, serçeler, arılar, yarasalar

26.09.2013 01:38:03
A+ A-

Serçeler, yiyecek bulmak için, 8-10’arlı gruplar halinde gittikleri yerlerde, ‘ganimet’ paylaşımını nöbetleşe yaparlar. Bir grup atıştırırken diğer grup çevreyi gözetler. Sonra sıra devredilir. Çünkü daha önce başlarına ‘bir iş’ gelmiştir. Mesela daha önce aynı yerde, tam yemeklerini yerken akrabalarından birine bir kedi saldırmıştır. Benzer bir tehlikeyi, birlikte hareket ettikleri arkadaşlarına gözcülük yaparak haber verirler. Çünkü bir süre sonra da onlar karnını doyurmak için sıraya girecektir. Karınlarını öldürülmeden, düzenli olarak doyurabilmek için dayanışırlar.

***

Arılar kraliçe arı için çok uzun süreler çalıştıktan sonra, yeni kraliçe arı vücuda gelinceye kadar ona çalışır. Sonra bir kısmı, tahtını terk etmek zorunda kalan eski kraliçelerinin peşinden başka bir yurt arayışına girerler. Arı kolonilerinin öncü kuvvetleri vardır. Yeni yuva veya yeni beslenme alanlarını, keşfe çıkıp onlar bulur. Bazen bu uğraş günlerce sürer. O sırada sayıları binleri bulan koloni, geçici bir ikametgâhta (mesela bir ağaç dalında), birbirlerine tutunarak arıdan bir top oluşturacak şekilde öncüleri bekler. Öncü gruplar uygun yeri buldukları zaman geri döner. Topluluğun önünde, havada yatay veya dikey sekizler çizerek sürekli uçuşur, ne bulduklarını diğer grup üyelerine böylece anlatırlar. Grubun diğer üyeleri, onların anlatımının ‘heyecanına’ bakarak aralarından hangisinin en iyi yuva veya en iyi beslenme alanını bulduğunu anlar, gidip bakarlar. Bazen ilk gittikleri yeri beğenmez, diğer seçenekleri denerler.

***

Yarasaların dayanışması biraz daha farklı ve ilginçtir. Normalde bir arada yaşayan bir yarasa grubunun üyeleri, gece olunca farklı yönlere dağılıp avlanır, hava aydınlanmadan önce ortak yuvaya dönerler. O gece hiçbir av bulamayıp karnı boş dönen grup üyelerinin ağızlarına, kendi içtiklerinden bir kısmını, hepsi azar azar kusarlar. Böylece o gece aç kalanın da karnı doyar. Açlarla yiyeceğini bu şekilde paylaşmayan olursa bir dahaki sefere onu dışlar ve yiyeceklerini onunla paylaşmazlar.  

***

Serçeler, arılar ve yarasalar bu organizasyonlarda çok önemli bir yere sahip olan iletişimi, doğal olarak, kendi ‘ana dillerinde’ yapar. Serçeler serçece, arılar arıca, yarasalar yarasaca konuşur.

Gündüz beslenip gece yuvasında uyuyan bir serçe yavrusunu, bunun tam tersini yapan bir yarasa grubuna asimile edip yarasaca ile eğitim verirseniz veya bir yarasa yavrusunun eğitimini arı kolonisine teslim ederseniz doğal dengeyi bozarsınız.

***

Peki, biz insanlarımıza ne yapmışız?

Dünyaca meşhur tehcirlerimiz, nüfus mübadelelerimiz, köy boşaltmalarımızla, ‘milli’ eğitimimiz ve zorunlu askerliğimizle, serçeye “Sen serçe değil, arısın”, yarasaya “Sen yarasa değil serçesin”, arıya “Sen yarasa kökenli serçesin” demişiz. Herkesin aynılaştırıldığı o kalabalıkta, hepsi birden ‘görünmez’ olunca da gerçekten öyle olduklarına inanmışız. Ve bu 100 yıl sürmüş.

Devir değişti. Çok aşamalar kaydettik. Serçelerin serçe, arıların arı, yarasaların yarasa olduğunu, her birinin kendine has özellikleri, yaşayış biçimleri olduğunu nihayet kabul etmeye başladık. Ama şimdi gelip dayandığımız noktada ne diyoruz? “Tamam, senin serçe olduğunu kabul ediyorum ama eğitimini ‘cik cik’le değil, ‘vızz vızz’la göreceksin”. Veya “Yarasaca medeniyet dili değil zaten. Eğitim ‘cik cik’le olacak”.

***

Orhan Miroğlu’nun “Anaya Söyleyin, Her Şey Bitti” kitabında okumuştum. İzmir’e göçmek zorunda kalan bir ailenin bireyi bir kadın, gündelikçilik gibi vasıf gerektirmeyen bir iş bulmaya çalışıyor ama şivesinden dolayı bir türlü işe giremiyordu. Sonunda, kendine göre bir çare üretiyordu. Dilinin altına ufak taşlar (veya şekerler, tam hatırlayamadım) koyarak aylarca ‘düzgün Türkçe’ çalışması yapıyor ve sonunda o sayede iş buluyordu.

Bir insan anadilinden dolayı daha nasıl aşağılanabilir ki?

***

İşte bu zulme net bir şekilde son vermek gerek.

Çünkü:

Bê ziman jîyan nabe.*

Cengiz Alğan

cengiz.algan@gmail.com

*Dilsiz hayat olmaz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.