'Kuyruklu Kürt'ten 'Pornocu Kürt'e

15.10.2013 03:09:57
A+ A-

Bu ülkede 'öteki' olana yönelik küfür, saldırı, hakaret 'adetten mi dir?' bilinmez, her gün 'öteki'leştirilenlere karşı bir yenisi ile karşılaşıyoruz. Gündemi işgal eden bir takım 'gazeteci, aydın, siyasetçi, sanatçı vb.' kişiler, abuk sabuk konuşmayı bir erdem sanıyorlar. 

Buna en taze ve son olan örnekse, T24'te Hazal Özvarış'ın röportaj yaptığı gazeteci Mustafa Mutlu. Kendisi ile gazetecilik geçmişi, Star gazetesi dönemi, Uzan ailesi ile olan ilişkileri, Vatan gazetesinden kovulması ve iktidarın medya üzerinde oluşturduğu baskı ortamı hakkında söyleyişi yapılmış. 

 

Mustafa Mutlu buraya kadar mağdur edilmiş ve kovulmuş bir gazeteci olarak başından geçenleri anlatmış.

 

Derken bir soru sorulmuş ve film kopmuş.

 

Aslında soru Özvarış tarafından tam olarak  sorulamamış, çünkü soru bitmeden Mutlu araya girmiş ve öyle bir laf etmiş ki, sorulan soru hafif kalmış!

 

Şimdi gelelim mevzuya.

 

Röportaj sırasında konu Mustafa Mutlu'nun yazdığı Sonra hayat yeniden başlar adlı romana geliyor. Bu romanda bir karakterin söylediği "Gündeydoğu'da çanak antenlerle porno izliyorlar." cümlesi üzerine Mutlu'ya bir soru yöneltilirken, soru daha bitmeden Mutlu şunu söylüyor: 

 

"Ve oradaki ensestlerin arttığı gerçeğini söylüyorum." 

 

'Tüy dikmek' herhalde buna denir.

 

Araştırmacı(!) bir gazeteci ve modern bir Türk aydını(!) olarak bu konudaki duyarlılığı(!) ile Mutlu, Kürtlerin çanak anten kullanmasının nelere yol açtığını şu bilimsel(!) tespitlerle ifade ediyor:

 

"Kürtler çanak antenlerle hard core porno izliyor ve bundan dolayı seks shop satışları patladı",

 

"Vibratör, şişme kadın satışı bölgede patlama yaptı", 

 

"Kürtler arasında ensest ilişkiler patlama yaptı ve bu nedenle kadın ve çocuk cinayetleri arttı", 

 

"Kürtler arasında eşcinsel ilişki ve hayvan tecavüzleri arttı."

 

Bölgede ne kadar çok şey patlamış ve artmış! 

 

Yaşananlar o kadar kötü ki, Mustafa Mutlu bu felaketi herhalde başka kavramlarla ifade edememiş.

 

Yazık, çok yazık!

 

Bu ifadeler ile milliyetçiliğin, şovenistliğin, ırkçılığın yani faşizmin nasıl bir zihniyet yapısına sahip olduğu açığa çıkıyor. Faşist zihniyet kendisini, gündelik hayatta işte bu tür ifade ve değerlendirmelerle görünür kılıyor. Bu sözler sadece ve sadece büyük bir kinin, öfkenin ve nefretin dışavurumudur. 

 

Diğer yandan açığa çıkan bir şey daha var; bu sözde gazeteci/aydının fantazi dünyasının ne kadar hastalıklı, çarpık ve çürük olduğu. 

 

Bu zihniyet dünyası kendisini 'öteki' olanın dışlanması, aşağılanması, rencide edilmesi, hor görülmesi ve onurlarının zedelenmesi üzerine kurmuştur. Bugün Kürtler için kullanılan bu ifadeler, dün Kızılbaş-Aleviler için kullanılmıştı. (Gerçi Kızılbaşlar için 'ensest' kavramı yer yer kullanılmaya hala devam ediyor). Ayrıca bu tarz ifadeler günümüzde hem devlet, hem sivil vatandaşlar tarafından LGBT bireyleri hedef alarak, onlara karşı en acımasız bir şekilde kullanılmaktadır. Çünkü bu cümlelerin ardındaki zihniyet 'insan onuru'nu küçümsemekte bir sorun görmüyor.

 

Dolayısıyla 'nefret söylemi' üreten böyle bir faşist zihniyete sahip olan kişinin kendisini sağcı, solcu veya dinci olarak değerlendirmesi hiçbir şeyi değiştirmiyor. Burada varolan sorun, politik kimlik ayrımlarının ötesinde bir 'zihniyet' sorundur. Bu yüzden 'insani değerler' temelinde, bu nefret söylemini üreten zihniyetle hesaplaşmak gerekiyor. Vicdan muhasebesinden mahrum böyle zihniyetlerle hesaplaşılmadıkça, zaten hiç bir kimlik kendini özgürce ve eşit koşullarda var edemez.

 

Mustafa Mutlu ve onun gibilerinin zihniyet dünyası, Kürtlerin ve diğer kimliklerin eşit yurttaşlık taleplerini anlamıyor. Bu nedenle geçmişteki 'Kuyruklu Kürt' söyleminden, bugünün 'Pornocu Kürt' söylemine geçiş, sadece ve sadece içine düşülen bir aczin ifadesi oluyor.

 

Kürtlerin neden çanak antene yöneldikleri, bunun sistemin hangi asimilasyon ve inkar politikalarının bir sonucu olduğu bir çırpıda atlanıyor ve çanak anten-porno ilişkisi kuruluyor. Fakat çanak anten Batı'da, Ege'de kullanıldığında bunun sebebi Mutlu'ya göre yalnızca, Atv gibi kanalların daha iyi çekmesini sağlamak amaçlı oluyormuş.

 

Bir ülkede çifte standart, ayırımcılık ve aşağılama böyle yapılır! Bunlara itiraz eden birinin nasıl etiketleneceği ise malumunuz; terörist, bölücü, vatan haini vb.

 

Ayrılıkları kalıcılaştırmak için sınırları duvarlarla örmek ve insanların vicdanlarını körelterek farklı olanı düşmanlaştırmaya çalışmakta, işte bu zihniyetin başka türlü tezahürleridir.

 

Söylemeden geçmeyeyim.

 

Vatan gazetesinin işine son verdiği bu gazeteci, 'Aydınlık' gazetesinde işe başlamış. 

 

Gerçi, bu da hiç şaşırtıcı değil!

 

 

***

 

 

NOT: Röportaja göre "Gündeydoğu'da çanak antenlerle porno izliyorlar" ifadesi ilk olarak 27 Ocak 2011 tarihli Posta gazetesi yazarlarından Candaş Tolga Işık tarafından ifade edilmiş. Kamuoyunun yoğun tepkisi nedeniyle bir gün sonra Tolga Işık 28 Ocak 2011 tarihinde 'özür dilerim' başlıklı bir yazı yazmış.

 

Bu yazısında, bütün bölge insanını kastetmediğini söylemiş ve ardından şunları ifade etmiş; "ırkçı ve Kürt düşmanı asla olmadığım gibi bu ülkede etnik ya da bölgesel ayrımcılık kim yapıyorsa insan yerine koymam!"  Sonrasında eğer yazısından yanlış anlamlar çıkmışsa, yazı maksadını aşmışsa, özür dilediğini ifade ediyor.  

 

Bu adam 27 Ocak'da ne yazmış diye merak ettim ve arşive girdim. 27 Ocak 2011 tarihili yazısını tıkladım. Ne kadar garip, sözü edilen yazı yani "Gündeydoğu'da çanak antenlerle porno izliyorlar" ifadesi geçen yazı, olması gereken yerde yok. Bunun yerine Candaş Tolga Işık'ın 19 Ocak 2011 tarihli 'Kılavuzu ÖSYM olanın burnu YÖK'ten çıkmaz' adlı yazısı konmuş.

 

Neden acaba?

 

Belki de George Orwell'ın '1984' adlı romanında, 'Doğruluk Bakanlığı'nın 'Arşiv Dairesi'nde çalışan Winston Smith bizlere yardımcı olabilir.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.