"Lan KÜRT!"

16.04.2013 09:38:51
A+ A-

Ben bir öğretmenim. Aslen Arnavutluk göçmeniyim. Lakin yaşadığım kent, güneşi ve turizmiyle beraber ırkçılığıyla da ünlü bir Akdeniz kenti olduğu için, çoğu zaman bulunduğum ortamlarda Kürt halkına karşı küfürler, hakaretler gırla giderken "ben de Kürdüm!" deyiveriyorum. Dolayısıyla siz bu yazıyı okuyanlar ve aile çevrem dışında, okulumda öğrencilerime ve bazı öğretmenlere benim memleketimi sorsanız, benim Diyarbakırlı, Dersimli, Sivaslı, Hakkarili olduğumu söyleyenlere şahit olacaksınız. Eşim gerçek Kürt-Alevisidir. Bu huyuma çok kızar ve neden böyle bir yalana başvurduğumu bir türlü anlayamaz. Ben de her seferinde "bu ırkçı saldırı ve söylemler karşısında Kürt olmayım da ne olayım?" diye sorarım.


Bir öğrencim arka sıralarda bir arkadaşına kızıp ona küfretmek istediğinde "lan Kürt!" diye bağırıyorsa, hangi insan evladı bu küfür karşısında "ben de Kürdüm, suç mudur Kürt olmak" diye sormadan durabilir?

Bir diğer öğrencim bu ırkçı kentin ırkçılıkta zirve yapmış ilçesinden bahsederken "bütün Kürtleri temizledik. Bir tek inşaatlarda çalışanlar kaldı" diyerek bir övünç duygusu içinde yüzünden gülücükler saçıyorsa, karşısında gülümseyip, "lakin beni unutmuşsunuz. Ben de Kürdüm!" demez mi onur ve erdem sahibi bir insan?

Öğretmenler odasında, bir öğretmen arkadaşım, gazete okuyan diğer öğretmen arkadaşına "ne o memleketi satamadılar mı hala Kürtlere?" diye sorduğunda, "hocam merak etmeyin, bizim kimsenin memleketinde gözümüz yok" diye yanıt vermezsem ilerde çocuğumun yüzüne nasıl bakarım?

Bir Kürt öğrencimin, kardeşinin işyerinde ? Kürtlere yönelik ? sürekli ağır küfürler işittiğini, artık dayanamadığını ve iş değiştirmek istediğini ve kendisinin de patronunun ve müşterilerin sohbeti esnasında Kürtlere ağır küfürler ederken dinlemek zorunda kaldığını ve sesini çıkaramadığını anlatırken gözyaşlarına boğulduğunu gördüğünde, "üzülme kızım, seni anlıyorum. Ben de Kürdüm, ben de, eşim de aynı sizin yaşadığınız şeyleri yaşıyor ve aynı çaresizliği hissediyoruz" diyerek yalnızlığını ve çaresizliğini paylaşmazsam, ben nasıl bakarım her sabah aynada kendi yüzüme?

Şimdi "Barış Süreci" başladı. Çalsın davullar, çınlasın sazlar. Akil insanlar karış karış dolaşıyor bu kan deryası toprakları. Her kavram gibi Akil kavramının da içini boşaltarak... Hani aklı bu denli fetişleştiren bir kavram olmasının eleştirisi bir yana, henüz aklın fetişleştiği bir Akillik bile yok ortada.

Bir devletlunun "sizden 3 bizden 5 kişi" diyerek yazıp çizerek oluşturduğu bir liste. Nabza göre şerbetçiler listesi. Dillerinde 90 yıldır ezberlediğimiz devletlu söylemler. Zerre bir değişiklik, zerre bir akıl-mantık cümlesi yok ortada. Resmi tarihin, resmi akilleri.

İdris-i Bitlisi ve Yavuz Selim'in on binlerce Alevi'nin katledilmesiyle sonuçlanan ittifakını bilen, bilmenin ötesinde bu katliam adeta genlerine işlemiş olan Alevi-Bektaşilerin, 500 yıl sonra yeniden aynı söylemle, "İslam Birliği" ittifakıyla karşı karşıya kalması karşısındaki şok ve tedirginlik.

Türk Solu'nun ta ki İbrahim Kaypakkaya'ya kadar olan sürede Kemalizmle kol kola yürümesi ve Kürt halkını çok da görüp işitmemesinin getirdiği suçluluk kompleksi ve gündelik politik çıkarlar gereği bu süreçte sessiz kalması ya da kraldan fazla kralcı bir şekilde desteklemeye çalışması.

Benim gibi ateistlerin ya da az sayıdaki diğer inanç sahiplerinin (özellikle Ermenilerin) adeta yokmuşuz gibi davranılarak ya da koca koca mektuplar, yazılar çiziler içinde bir cümle ile prosedüre uydurularak sürece tıkıştırılması.

"İki dakka kesin sesinizi, barışıyoruz şurada" üslubuyla Kasımpaşa-İmralı Barış Andlaşması sürecinin resmi tarihimize yakışır gidişatı.

Susalım susmasına da, sahiden barışıyor muyuz acaba?

Yoksa taraflar daha mı keskinleşiyor ve sertleşiyor dersiniz.

Madem barışıyoruz, neden hala savaş dilini kullanan akil insan namlı nabza göre şerbetçiler ortalıkta dolaşıyor ve bir teranedir gidiyor?

Madem barışıyoruz, neden ben gündelik hayatımda hakaretler karşısında daha fazla yerde ve daha fazla kere "ben de Kürdüm" demek zorunda kalıyorum.

"Akil insan" kavramını, aklını mantığını yitirmiş, hık deyicinin gık deyicisi olarak algılayan ve yorumlayan bir sürecin, barış kavramını da salt silah bırakma olarak algılaması anlaşılır bir durum olsa gerek.

Aksi halde, "Barış" dendiğinde bu topraklarda yaşayan tüm halkların eğitimden, kültüre, dilden, dine, gündelik hayattan, politikaya karşılıklı anlaşma ve dayanışma üzerine kurulu bir ortak yaşam kültürünün yerleştirilmesi gerektiği anlaşılırdı. Bu yaşam kültürünün tesis edilmesi için atılacak adımların zaten elinde silahla dağın başında gençliğini ölüme yatırmış bir gencin bir an önce silahını elinden atıp sevdiklerinin yanına koşmasını sağlamaya yeteceğini akil olan anlar, bilir.

Yoksa kavga eden iki öğrenciyi ensesinden tutup ayıran ve tepeden bir komutla "hadi el sıkışın, öpüşün barışın bakayım" diyerek iki öğrencinin barıştırılamadığını her akil öğretmen bilir. Zira o iki çocuk el sıkışırken öyle bakışlar atarlar ki birbirlerine, o bakışların derinliğinde yatan hesaplaşmayı akil olan görür, bilir.

Uyarıyorum sizi ey akiller!

Barışamıyoruz! "?mış" gibi yapıyoruz. Sakın kanmayın ve kandırmayın insanları. İki halkın da gözlerinin içine bakın. Kaçırmayın gözlerinizi. Korkmayın! Nabza şerbet vermeyi bırakıp, başlayın bir bir koca yalanlarla nasıl tarih boyu kandırıldıklarını anlatmaya, saatlerce, günlerce gecelerce sürse de, yorgunluktan bitap düşseniz de, anlatın nasıl kandırıldığımızı. Anlatın ki, bu nefret soğusun. Anlatın ki, bu kavga-dövüş bitsin. Anlatın ki, kendilerinden bir kişinin bile dünyaya bedel olduğunu sanma gafletinden uyanıp, sağlıklı bir ruh hali ile aramıza karışabilsinler. Anlatın ki, Türk olmayanların da, kendine Türk demeyenlerin de mutlu olmayı hak ettiklerini anlasınlar. Anlatın ki, kendilerinden başka insanlarla da dost olabileceklerini, kendilerinden başka herkesi düşman bellemenin öğretilmiş bir davranış bozukluğu olduğunu idrak edebilsinler. Duymak istediklerini değil, onurlu ve sağlıklı bir barış ortamı için duyurulması gereken ne varsa onları anlatın. Anadoluyu karış karış pışpışlamak için değil, uyandırmak için anlatın.

Unutmayın ey akiller!

Sizler, kanser hastası bir genç kızın eline para sıkıştırarak sağlık sistemini düzelttiğini sanan bir zihniyetin akil insanları olarak seçildiniz. Bu utançtan kurtulmak sizin elinizde.


Sinan İzmir
 

Görsel kaynağı



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Çin atasözü -

Akillik nakille olsaydı vicdana ve mantığa gerek kalmazdı aptallarda düşünebilirdi.

0 2
iste en akil insan -

keske senin gibilerin sayisi cogalabilse,sevgi dolu bir dünya birakabilsek cocuklarimiza.

1 7
:;) -

çok komuk buluyorum söylediklerinizi şunuda unutmadan söyleyeyim barış olsunda akil le makille fark etmez ama barış olsun zaten bu dedikleriniz saaş yuzunden olmadımı çocuklara kadar uzanan bu etnıksel sınıfcılık bu yuzden olmadımı dedim ya BARIŞ OLSUNDA nasıl olursa olsun

4 0
demokrasi eksikliği -

birlikte yaşamak istemeyen insanları zorla birlikte yaşatırsan bu olaylar kaçınılmazdır.demokrasi olmayan yerde kan şiddet ve gözyaşı vardır.hangi ilden bahsettiğinizi bilmiyorum ama(antalya heralde)halkına sorarsanız yüzde 90 ı ayrılıkçı Türk çıkacaktır.eğer çatışmaların önüne geçmek istiyorsanız ayrılıkçı partilerin kurulabilmesini sağlayın.ben de ayrılıkçı bir Türküm ve ne olursa olsun ayrılmak istiyorum.iki halk birlikte mutlu değilse ayrılırlar bu kadar basit.ve bunun adı ırkçılık değildir.örneğin çekler ve slovaklar birlikte mutlu değillerdi ve ayrıldılar medeni bir şekilde.gelin biz de onlar gibi ayrılalım.kan akmadan insanlar ölmeden yapalım şu işi.ayrıca bir ili ırkçılıkla suçlamakta çok kötü bir şey kusura bakmayın.dünya üzerinde hiç bir şehir ırkçılıkla suçlanamaz.lütfen sözlerinizi geri alın

2 1
Bu ülkede kürtler -

Yorumların çoğunda, Kürtlerin diğer vatandaşlar tarafından dışlandığı Kürt olmaları nedeniyle aşağılandığı anlatılıyor. İstanbul da yaşıyorum öğrenim hayatım boyunca Kürtlerde dahil bütün etnik guruplardan arkadaşım olmuştur.Hiç biride etnik durumu nedeniyle arkadaşlık ortamından dışlanmamış ve bu durumları aşagılama nedeni olmamıştır.Oyle olmasa iki halk arasında evlilik ilişkisi bu kadar yoğun olurmuydu?Ancak 80 darbesi ve PKK nın Kürtler dayattığı Kürt milliyetçiliği ve yoğun terör olayları bu durumu maalesef son 10-15 yılda değiştirmiş ve Kürtlere karşı tavırlar değişmiştir. objektif yorumlar olması açısından genç arkadaşların en azından yakın çevrelerindeki büyüklerinden bu konuda bilgi edinmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum.Yoksa yorumlarda olduğu gibi Türklerin tarih boyunca Kürtleri ezdiği ,sömürdüğü anlaşılırki buda iki toplum arasında nefretin artmasına neden olur.

6 1
Ne Zaman icimi umutsuzluk sarsa -

Güzel ve duyarli bir Dünyali bir yerlerden umut sacar,icimdeki umutsuzlugu,karamsarligi kenara atip yalniz olmadigimi hissederim.SAGOL GÜZEL INSAN !

0 2
Ayrım nevrozu: bir sosyal patoloji -

Çok yaygın bir 'sosyal patoloji' şeklini gözler önüne seren bir dramın karakterleri, 'Ayrım nevrozu' diyebileceğimiz bu 'şey', "sosyal olarak programlanmış" bir 'kader'in tekil vs. vs. bkz.http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/madame-bovary-ayrim-nevrozu-5911

3 15
Eğer Ayrımcılık olmasaydı..! -

Zamanında Kürtlere ve ötekileştirilen Diğer Azınlıklara Hakları verilmiş olsaydı,Şuan Ne Akile ihtiyaç olurdu ne de Akil olanlara karşı nefret kusanlara ..

8 59
İyi Kürtler ile Kötü Türklerin çatışması... -

... mı bu? Kürtlerde yok mu? Irkcısı, şovinisti, aşırı milliyetcisi, kendini başkalarından üstün göreni... Bu idealist düşlere inanası kalmadı herhalde kimsenin.

70 22
mezhepçilik -

Kürt siyasi hareketinin etkili isimleri alevi iken bu hareketin Alevileri dışladığını iddia etmek körlüktür,haksızlıktır,en ağır ifadesiyle kan seviciliktir. Bu hareketin her bir bireyi Dersimi, Maraşı,Gaziyi iliklerinde hisseder. Ama bu toprakların kadim kirli oyunu devreye giriyor. Alevi maskesi altında barışa saldırıyor. ne yazık ki buna inanan Alevi kardeşlerimiz oluyor. hala bu oyunlara alışamayan bir halkımız var maalesef. Çok yazık..

9 49
offf offf -

ah bu şiddetli şekilde devleti ve topluma empoze ettiği ırkçılığı eleştirirken, 'illa bir Kürt Hareketini de eleştirirsem daha meşru sayılır eleştirim' kompleksine düşen 'aydın'larımızı gerçekten anlamıyorum... Benimde eşim Çerkes ve o da tıpkı sizin gibi bulunduğu ortamlarda Kürtlere hakaret edildiğinde bir Kürtten daha şiddetli bir tepki veriyor. ama eşimin bir gün bunu Kürtlerin başına kakmayacağını biliyor olmak beni çok mutlu ediyor. bilmem anlatabilid mi...

8 41
bravo -

Devlet "türkiye halklarına yıllardır kürtlere katliam yaptım, kürdü kürt olmaktan çıkardım, dilini yasakladım, hakaret ettim, açlıkla terbiye etmek istedim, çocuklarını öldürdüm, kadınlarına tecavüz ettim, annelerine gözleri önünde işkence ettim (birebir başıma gelmiş bir olaydır) okullarımda büyüyen çocukların annenlerinden dillerinden kökenlerinden utanır hale getirdim getirdim, ezik nesiller yetiştirmek istedim vs vs vs " demez. demesinide beklemiyoruz zaten. çünkü devlet samimiyet dersinden defalarca sınıfta kaldı. türkiye halkları nasıl oluyorda bunu görmüyor, neden gözlerini kulaklarını yüreklerini ve vicdanlarını kapatıyorlar. nasıl bu kadar vicdansız nasıl bu kadar zalim olabiliyorlar derdim ve diyorumda. çünkü mesele kürtlük meselesi olmaktan bile çıkmıştı bir insanlık meselesiydi. ama bu gün vicdanlı, empati yapmayı yitirmemiş öğretmenlik kavramı gözümde daha çok büyüten bir yazı okudum. ama keşke buyazılar daha öncede yazılmış olsaydı demekten kendimi alamıyorum. bir kürt olarak içtenlikte teşekkür ederim ve yazılarınızın devamını okumaktan zevk duyacağımı belirtmek isterim. (umarım yorumum yayınlanır)

9 59
kaygulu veng -

Empati özürlülüler sarmışken bu cennet(!) vatanı Haldan anlayanları duymak rahatlatıyor insanı Eksik akıl kör vicdanla arkadaşsa vay anam vay Sen insana ait nüveler taşıyorsan incitmezsin insanı Düşek yollara yollara....

4 19
Akil makil yalan dolan.. -

Unutmayın ey akiller! Sizler, kanser hastası bir genç kızın eline para sıkıştırarak sağlık sistemini düzelttiğini sanan bir zihniyetin akil insanları olarak seçildiniz. Bu utançtan kurtulmak sizin elinizde? Unutmayın ey akiller! Sizleri "akil adamlar" diye seçip bölge bölge dolaştıranlar medeni ülkelerdeki gibi sorunları çözmek yerine gördüğümüz gibi dilenci muamelesi yaparak insanların eline üç-beş lira tutturup,kışın 40 derecede buzdolabı,yazın makarna dagıtan bir zihniyetin temsilcileridir...

17 24
barış gelmez,barışılır. -

tesbitlerinize katılmamak elde değil.yüklendiğiniz bu misyon ancak temiz vicdanlarda yer bulabilir zaten.niyetinizi anlamakla beraber akil insanlara biraz haksızlık yaptığığınızı düşünüyorum.bir araya getiriliş amaçları taktiksel bir kurnazlık olsa da, sonuçta onlarda eminim yukarıda bahsettiğiniz konuların az çok farkındadırlar en azından bir kısmı.yaptıklarını ve yapabileceklerini küçük görmemek dileğiyle.

5 37
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.