lisan-ı hal

28.02.2013 08:56:01
A+ A-

 

".En azından üç dil bileceksin

En azından üç dil de kırmızı gülün alı var demesini

Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini

Ne demesi be, gümbür gümbür gümbürdemesini

 Bileceksin..", diyor ya Bedri Rahmi,

Belleyemedim bir türlü ben. Öğrendiğim yabancı dil hep eksik, hep kırık, hep naçar kaldı meramımı aktarmakta. Bir annemden bildiğim, bir ailemde ekilene yeşerdiğim.

Yine Bedri Rahmi deyişiyle "ana sütüm gibi hak, ana sütüm gibi bedava": kendi dilim.

Şemdinli'ye gidişimin birkaç gün sonrası boy boy çocuklar gelmişti karşıma. Öğrendiğim kırık dökük selamlaşmayla "çewani başe", "ser serimin ser çewa",  "spastıkım" diye geçinip gittiğim ilk günler. İçimde bir ezberden umut; "elbette öğrenecekler!"

- Neyi?

-Benim bildiğim dili.

-Neden peki?

-Hep öyle değil miydi?

Karşımda boy boy Hasan'lar, Azad'lar, Esma'lar.

Karşımda boy boy "mental reterdasyon" tanısı almış, yani zihinsel engelli, yani öğrenmeye dirençli, yani akranlarına zinhar ulaşamayacak ama literatürde geçen adıyla "akranlarından geri" ve  başka dilli ve bir o kadar renkli sevgili çocuklar.

Karşımda yurdumdan korolar.

Olması gereken (yani ezberletilen): ben onlara önce kendi dilimi derme çatma öğreteceğim, ardından (elbet başarırlarsa demeyeceğim, başarmak zorundalar zira) o sonradan öğrendikleri dilde onlara mesela saymayı, itfaiyeyi aramayı, alışveriş yapmayı, yani günlük hayatı kotarırken kullanmak lazım olanları öğreteceğim: bırakın başka (d)ili, başka ilçede yaşama imkanı bile olmayacak çocuğa, kendi dilinden gayrısının konuşulmadığı coğrafyada bir başka dili işkenceleyeceğim.

Yapamadım. Talimler ve terbiyelere inat yapamadım. Ya da şöyle diyelim; ne öğrenme sorunu olan özel çocuklara eziyet etmek ne de devletin parasını heba etmek. İki uçlu değneği insanlıktan yana tuttum diyelim.

Gel dedim Haluk'a: yanına birkaç kişi daha al. İkiletmedi oğlan.  Oturduk yer sofrasına; lahanadan sarmalar, güzelim salatalar, suyumuz da var.

Hadi dedim, çevireceğiz şunu:

"Sağ elimde beş parmak

Sol elimde beş parmak

Say bak say bak

Bir iki üç dört beş."

O bildiğiniz saymaca şarkısı işte.

Önce bir iki kıvrandık, bu uymadı, "sağ" sizin dilde ne ki?, "parmak" ne ki? "sol" ne peki? Şunu çıkarsak da böyle desek olmaz mı?.... ve saatler ertesi aynı melodiden çıkardık çocukların dilinden sayma ezgisini:

"Desti rasti penç tıli

Desti çepi penç tıli

Pijmire pijmire pijmire

Yek dü se car penç

Hemi dige deh tıli

Pijmire pijmire pijmire

Yek dü se car penç şeş heft heş deh neh!"

Aslında barışın dili o kadar kolay ki!

Bir insan olmaya, ezberlerden sıyrılıp dünyayı/gerçekliği ötekinin gözünden görüvermeye bakar. O kadar.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.