Manifesto a la Turca!

17.04.2013 12:20:31
A+ A-

Ben Türküm. Hem etnik olarak, hem millet olarak, hem de kültürel açıdan kendimi Türk gibi hissediyorum. Türk kimliğinin temelinde "kendini ait hissetmek" olduğunu biliyorum; kendini Türk hissetmeyenleri garipsemiyorum. Ancak nasıl ki Almanya'da yaşayan ve vatandaşlık bağıyla bağlı olana Alman deniyorsa, Türkiye'de yaşayanların yasal statüsünün Türk olması gerektiğini düşünüyorum. Yine Almanya'daki Türk asıllı Almanlar nasıl "biz Türküz" diyorsa, burada "ben Kürt'üm" denmesini da gayet normal görüyorum.

Ben Türküm. Türkiyeliyim. Türkiye topraklarına bağlıyım. Derin olmasa da bu toprağa kök saldık, köklerimize hayatımız pahasına bağlandık. Kendi arasında konuştuklarını anlamasam bile bu topraklara ait olan Kürtler, çok uzak memleketlerdeki Türklerden daha yakın bana. Türkiye topraklarının büyümesi gerektiğini düşünmüyorum, ama bir parça toprağımı bile isteyenle ölümüne savaşmaya hazırım.

Ben Türküm. Milliyetçiyim. Milletimin diğer milletlerden üstün olduğunu iddia etmem, diğer milletlerin üstünlük iddialarını da gülüp geçerim. Milletimi sevmektir benim için milliyetçi olmak, ailemi sevmek gibidir. Milletime borçlu olduğumu hissederim, aileme borçlu olduğumu hissettiğim gibi. Milletimin mükemmel olduğunu iddia etmem, hata yaptığımızda özür dilememiz gerektiğine inanırım. Bu yüzden tehcirdeki kötü uygulamalar nedeniyle Ermenilerden, gördükleri zulümler nedeniyle Kürtlerden ve Alevilerden özür dilenmesinin bu milleti yücelteceğine inanırım.

Ben Türküm. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Bu devleti kuran başat unsurun Türkler olduğu konusunda tartışmayı kabul etmem, bu bir Türk devletidir. Kürtlerin bu topraklarda hukuki anlamda "azınlık" olmak istemeyişini anlarım, kendi dillerini özgürce kullanma ve kimlikleriyle gurur duyma hakları olduğuna inanırım. Ama bu ülkenin resmi dilinin ve adının değişmesine karşıyım. Kendi dillerinde eğitim almalarına ve vermelerine, yayın yapmalarına hatta savunma yapmalarına itiraz etmem; ama devlete dilekçe vereceklerinde Türkçe vermeleri gerekir. Yerel yönetimlerin mali ve stratejik özerkliğe sahip olmasına karşı çıkmam, ama küçük devletçikler gibi davranmalarına karşı çıkarım. Bu ülkenin bayrağını indirilmesine veya yanına başka bayrak asılmasına kızarım, çok kızarım!

Ben Türküm. Müslümanım. Ama devletin laik olması gerektiğine inanırım. Bağımsız ve güçlü bir devletim olmadan dinime sahip çıkamayacağımı düşünürüm. Dinin insanların izlemesi gereken ilkeleri bize bildirdiğini, ama adil olduğu sürece yönetim biçimine karışmadığını bilirim. O yüzden dini bir politik güç elde etme aracı olarak görenlere Kadızadelerin sonunu hatırlatırım. Milliyetçiliğe karşı çıkıp ümmetin peşinden koşanların gafletini de ibretle izlerim.

Ben Türküm. Hayatta kalmak için hep savaşmak zorunda kaldım. Millet olma hakkını savaş meydanlarında kazandım. Tarihim meydan savaşları tarihidir. Bununla övünmüyorum. Savaş meydanından kaçmadım. Bununla övünüyorum. Bana karşı silahla galip gelemezsiniz, beni silahla korkutamazsınız. Sizi yenerim, yenilirsem de kendimi toparlayıp yeni bir ordu kurarım ve yeniden savaşırım. O yüzden benim düşmanım olmak istemezsiniz. Karşımda düzenli bir ordu olmadığı sürece Kürtleri de düşmanım olarak görmedim, görmeyeceğim. Bu yüzden köy basıp masum çocukları öldüren, öğretmenleri kaçıran, şehrin ortasında bombayla, molotofla sivil insanlara saldıranları anlayamıyorum. Böyle savaşılmaz, böyle hak aranmaz, böyle galip gelinmez benim kitabımda. Bunu yapanların birden bire "kan dökülmesin, bizim tek istediğimiz kimliğimizin tanınmasıdır" nidalarına da anlam veremiyorum, çünkü böylesi bir silah bırakmanın eşyanın tabiatına aykırı olduğunu biliyorum. Altında normal olarak bir çapanoğlu arıyorum. Masada ne alınıp ne verildiğini bilmiyorum. Huzursuzum.

Ben Türküm. Demokratım. Bütün Türklerin benim gibi düşünmediğini, yukarıdaki sözlerin tüm Türkleri bağlamadığını bilirim. Milletimin seçtiği yola saygı duyarım, ama doğru bildiğimi de söylerim.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.