Mezar deşen kafa barış yapabilir mi?

05.09.2013 01:07:00
A+ A-

Malumunuz bir 'Barış Süreci'nden geçiyoruz. Süreç deniliyor ama kelimenin anlamına uygun herhangi pratik faaliyetin olmadığı, daha başka bir ifadeyle yaşananlarla ifade edilen kavramın içerik ve muhtevasının pek uyuşmadığını hatta çok çelişik olduğunu ifade edebiliriz.30 yıllık savaştan bu yana ilk defa çift taraflı bir ateşkes söz konusu ve bu ateşkesin sanırım en önemli ve kıymetli sonucu da ateşkesten bu yana can kaybının yaşanmıyor olmasıdır. Fakat bu böyle ne kadar daha gider, kestirmek zor. Ben kendi adıma maalesef çok olumlu düşüncelere de sahip değilim. Gönüllü ve zorunlu olarak başlatılan bu 'Süreç' şüphesiz keyfe keder başlatılmadı, tarafların birbirlerinden talep ve beklentileri vardı. Kürt tarafının pratik adım olarak savaşçılarını ülke sınırlarının dışına çekmesi ve fiili çatışmasızlık halini koruması olumlu bir adım olarak görülebilir. Bunun karşısında devlet otoritesinin herhangi bir somut olumlu adım atmadığı gibi(çok temel ve müzakere edilmemesi gereken adımlar, fil ve eşit yurttaşlık vs,) geçtiğimiz gün farklı zamanlarda çatışmalarda yaşamını yitirmiş PKK savaşçıları için Mardin'in Nusaybin ilçesinde hazırlanan bir mezarlığın tahrip edilmesi çirkinliğiyle karşılaştık.

43 PKK savaşçısının gömüldüğü ve adına 'Agit Suruç' isminin verildiği Bagok Dağı kırsalındaki mezarlık tahrip edilmekle yetinilmemiş geçen hafta toprağa verilen PKK savaşçısı Ahmet Uğurlar'ın cesedinin de alınmış. Mezarlığın tahrip edildiği fotoğraflarla belgeli, peki kim yaptı bu insanlık dışı hareketi. Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan saldırıyla ilgili 

"Halk cenaze töreninden ayrılır ayrılmaz, askerler tarafından saldırı oldu. Mezarlığın çevresi, tel örgüleri parçalanmış, oraya konulan briketler tahrip edilmiş. Ailenin ya da başkalarının gözetimi olmaksızın yaşamını yitiren gerillanın mezarı da açılarak tabuttan cenaze alınmış. Olay yerine gittiğimizde bile 15 metre yukarımızdan helikopterler uçuyordu. Yaşanan olay üzüntü verici olduğu kadar, tahrik edici. İnsani duyguları tanımayan bir girişimifadelerini kullandı.

Şimdi sormak lazım yapanlara ya da yaptıranlara; çeyrek asırlık savaş boyunca 17 bin tane insanın öldürülüp, haberimiz yok denilmesi yetmedi mi, dağlarda öldürülen geçlerin cesetlerinin parçalanması, ailelerine dahi verilmemesi yetmedi mi? Altında her kim yatıyorsa yatsın topraktan cesetlerin çıkarılması hangi ideolojide, hangi dinde, hangi ahlakta var söyler misiniz?

Barışı inşa etmenin savaşmaktan daha zor bir pratik olduğu kesin. Savaşta taraflar nettir yapılması gereken çok açıktır. Karşılıklı düşman olarak tanımlanan tarafların birbirlerine sonuca ulaşmak için en ağır kaybı vermesi üzerine kurulu basit bir paradigması vardır. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki, savaşın dahi bir hukuku vardır. Savaşan tarafların ne için savaştıkları, hangi ideolojik-politik ?inançsal felsefeye bağlı oldukları gözetilmeksizin ölüye saygı duymaları gerekmektedir. İşte tam da bu noktada bizi barışa dair umutsuzluğa sevk eden gelişmelerden biridir bu çirkin mezar saldırısı. Ortada fiili bir savaş hali yokken, toprak altındaki bedenlerin çıkarılması, onlara ait olan mezarların yağmalanması bizi nereye götürecek. Yapılan bu çirkinliğin karşısında Kürtlerin de 'Şehit' mezarlarını mı tahrip etmeleri bekleniyor bilmiyorum ama Kürtler adına, yıllarca süren savaş deneyiminden izlenilmediğim kadar böyle bir çirkinliğe aynı pespayelikle karşılık vermeyeceklerini biliyorum.

Tamam kolluk güçlerinin, özel savaş aygıtının bu yapılan rezaletle bir ilgisi yok ve 'bir provokasyon' daha diyelim. Peki, sormazlar mı muhatabına, bilmem kaç yüz bin asker, polis, özel tim, adını sayamadığımız istihbarat aygıtı ne halta yarıyor o bölgede. Neden 'provokasyonlar' bu kadar manidar zamanlarda sürekli zuhur ediyor, neden o Skorskyler cenazeler defnedilirken göğün her bir metrekaresini dolaşıyor da koca mezarlık talan edilirken hiçbir şey görmüyorlar.

Ha bir de şu senaryo var, atlamayalım onu, PKK nin yaptığı bir provokasyon denilecek ben şimdiden söyleyeyim. Ama sanırım bu senaryoya eski istihbaratçılar ve polis şefleri dışında kimse inanmıyor, zaten senaryolar da o zatlara ait.

Tek parti döneminde Kürdün makbul olanının ölü olduğunu düşüncesi hakimdi, doru ya o zamanlar demokrasi yoktu, çok partili sisteme geçilmemişti hala, oysa bir geçilseydi öyle mi olurdu? 'Demokrasi' de getirdiler, yığınla parti de kurdular, özetle o günden bu güne hemen her şey değişime uğradı. Değişmeyen tek bir şey var ki o da Kürde reva görülendir.90 yıl geçti Kürtler hala mezarında bile rahat bırakılmıyor. Bu da bizim gerçekliğimiz.

Ahmet Uğurlar'ın cesedini topraktan çalıp götürenler, çalınmasına göz yumanlar, toprağı dahi olmayan binlerce Ahmet doyurmadı mı gözünüzü.

Ve , ''Barışa, bayrama hasret

         Uykulara, derin, kaygısız, rahat,

         Otuz iki dişimizle gülmeye,

         .''

Hasret olan bu halka mezarlarını deşerek mi barış getireceksiniz?

 

Tuncay Şur

surtuncay@gmail.com



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.