?Milliyetçiler? aradan çekilse ahali tüm sorunları çözer

23.02.2013 10:52:12
A+ A-

1960 ve 70’li yıllarda ‘düşün’ dünyasına ideolojiler egemendi. Neyin taraftarıysanız onun felsefesine tabi olmak zorundaydınız. Beğenmediğiniz yahut itiraz edeceğiniz küçük bir nokta olsa, işiniz bitikti. En azından “Hain” olmanız işten bile değildi. Hele de saf değiştirmek daha da korkunç bir suç idi. İlk kez Hasan Cemal, o yıllara ait bir öz eleştiri yaptı ve tabuyu yıktı.

Günümüzde, bilgiye kolay ulaşıldığı için olmalı ki, pek çok düşür ve yazar bir ideolojinin adamı değil, kendi ürettiği fikirlerin peşinden gitmektedir. Dahası, karşı fikirlerden ikna olursa, hiç ikilemeden kabul edebilir. Eski ‘tüfekler’ bu durumu “döneklik” olarak yorumlar.

Bu noktada bir konuyu dikkatlere sunmak isterim; Fikir üretim alanı İlkokul ile Üniversite arasındaki mekânlardır. Yani okullardaki öğretmenler, öğretim elemanları ve akademisyenlerdir. İşin doğrusu, bu meslekleri icra edenler, toplumun olgunlaşmasını, bilge bir kimlik kazanmasını sağlayan sosyal toplum mühendisleridir. Daha da doğrusu toplumun yapı taşlarını dizen inşa eden mühendislerdir.  Bu durumu her akşam televizyon ekranlarında fetva veren hocalara bakarak doğrulamak mümkündür.
***
Birkaç gün önce Başbakan Erdoğan, Mardin’de yaptığı bir konuşmada milliyetçiliği yerden yere vurdu.
Yer yerinden oynadı.
Bir Türk Başbakanının bu şekilde konuşabilmesi hayal bile edilemezdi.
Oysa Erdoğan gerçekten özel bir başbakandır. Onunla yüzde yüz anlaştığımız birkaç konudan birisi de bu milliyetçilik algısıdır.

Ancak hesap edemediği bir şey var. Türk okullarında uygulanmakta olan eğitim sistemine aykırı bir beyan vermiş. Çocuklar, gençler okulda milliyetçiliğin erdemini öğrenecek, akşam eve gelince Başbakanın söylemini duyacak ve iki arada bir derede kalacak, ikileme düşecekler.

Konuyu şuradan biliyorum ki ben de bir öğretmenim. Benim zamanımda Öğretmen okullarında verilen eğitim tam anlamıyla ırkçı bir milliyetçiliği içeriyordu. Şöyle ki; bu ülke Türklerindir ve Türkçe konuşulur diye öğrenmiştik. İlk bakışta bunda eksik bir durum yok. Ama hayata atılıp da göreve başladığım zaman şaşırıp kalmıştım. Meğerki bu ülkede Türk olmayan, Türkçe konuşmasını bilmeyen pek çok insan varmış. Dahası bu memlekette Hıristiyanlar da varmış. Sınıf arkadaşlarımızın içinde Alevi olanlar vardı ve onlar inançlarını gizlemek zorundaydı. Ülke sathında da Aleviler vardı ve onlar hakkında en küçük bir bilgi öğrenmemiştim. Okulda hiçbir zaman bu gibi konulardan söz eden olmamıştı.
***
Bu Milliyetçi eğitim sistemi değişmeden Başbakanın sözünü ettiği saldırı, elbette tepki ile karşılaşacaktı ki zaten öyle oldu.
***
Milliyetçilik konusunda neler söylenmiş, yazılmış?
Yar. Doç. Haldun Çancı, milliyetçiliği şöyle sınıflandırır;
Liberal Milliyetçilik
Gelenekselci muhafazakâr milliyetçilik
Entegral milliyetçilik
Sosyalist milliyetçilik
Anti sömürgeci milliyetçilik
Romantik Milliyetçilik.
Bunların açıklanması şimdilik konumuz dışında.
***
Hayes ise beşli bir tasnif yapar.
Jakoben, Liberal, Gelenekselci, İktisaden korumacı ve Entegral milliyetçilik…
***
Snyder de tarihsel dönemleri ölçü alarak şöyle yazar;
1815 / 71 arası kaynaştırıcı milliyetçilik. (Avrupa’da)
1871 / 1900 arası bölücü milliyetçilik. “Osmanlıdan ayrılan halklarda olduğu gibi.”
1900 / 1945 arası saldırgan milliyetçilik. (Almanya’da)
1945’den günümüze kadar ise milliyetçiliğin tüm dünyaya yayılması dönemi, diye yazar.
***
Bizimkisi hangi kategoriye girer dersiniz? Osmanlının son yıllarında ordunun başında Alman subayların varlığını hatırlatmam yeterlidir sanırım. Hatırlamak istemeyen olursa Çanakkale savaşında Mustafa Kemal’in Alman General Liman Von Sandres'ten (fotoğrafı ilişikte) komutayı devralmasını hatırlasın…
Yani Türk milliyetçiliği saldırgan Alman ekolünün farklı bir sürümüdür. 

Şuradan da belli ki, BDP milletvekilleri barış aramak adına Trabzon’a gitmek istedi. Trabzon’dan, “Trabzon’a giremezler” diye haykıranların sesi duyuldu. Akıla bakın ki birilerinin de onlara, “Zigana dağlarından beriye geçemezsiniz” diyebileceğini düşünemiyorlar.
***
30 yıldır devam eden terörün sona erdirilmesi için olağanüstü gayretler var.
Başta öğretmenler olmak üzere önemli bir gurup barış istemiyor gibi gözüküyor.
Anlaşılır gibi değil diyebilirsiniz.
Savaşın devam etmesi, sene boyunca şehit cenazelerinin bölük bölük cami önlerinden kaldırılmasını mı istiyorlar?
Sanmam, amaçları o değil.
Çocuk yaştan beri milliyetçi bir ideoloji ile yetiştirildikleri için barışa değil, Türklüğü kabul etmeyenlere (asimile olamayanlara) tepki gösteriyorlar. Gururlarına yenik düşüyorlar.
Bu memleketin ne geçmişini biliyor ne de üzerinde yaşayan insanları tanıyorlar.
Sloganları hazır; “ya sev ya terk et” bu bir savaş çığlığıdır.
Kim kimi nereden kovabilir?
30 yıldır bir çete ile başa çıkamayanlar, büyük bir halkı nereye kovacak?
İşte milliyetçilik böyle bir akıl tutulmasıdır ve Başbakan bunu bildiği için saldırıyor.

YORUMLAR

Aydın bir öğretmene tebrik... -

Branşınız ne bilmiyorum fakat asıl öğretmenlik sizin gibi alanına hapsolmaktan sıyrılarak insan merkezli politik görüşlere sahip olmaktır.Çünkü sizinde belirttiğiniz gibi toplumun ırkçı ideolojiden kopuşu ancak sizlerin katkılarıyla mümkün olabilir.Tebrik ederim hocam.

0 1
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.