Mülteci kadınlarımız

01.08.2014 12:28:41
A+ A-

''İlk olarak Türkiye'nin imzaladığı İstanbul Sözleşmesi bugün yürürlüğe girdi. 10 Avrupa ülkesi, bugünden itibaren şiddet gören kadınlara 'mülteci' statüsüyle sığınma hakkı verebilecek.'' 

Haberi önce televizyonda ardında internetteki haber sitelerinde gördüm. Şaşırdım doğrusu. Kadının bu denli aciz bir canlı olarak görülebileceğine ihtimal vermiyordum. Habere göre 10 Avrupa ülkesinin imzaladığı anlaşma gereğince, şiddet gören kadınlar 'mülteci' statüsü ile sözleşmede adı geçen ülkelere sığınabilecekler. Buraya kadar güzel gözüküyor evet. Lakin ihmal edilmiş durumlar sinsilesi mevcut.

Filmi başa sarıp değerlendiriyorum. Eşinden şiddet gören kadınlarımızın Türkiye'de yaşadıkları artık hepimiz tarafından bilinen gerçeğimiz. Kadının korunması, eşinin uzaklaştırılması veya kadın sığınma evleri...Hiç birisinin gerçek anlamda çözüm üretmediğini yıllardır görmekteyiz. Çünkü şiddet dürtüsü engel tanımıyor. Evden uzaklaştırılan kocaların kapı önünde eşlerini öldürdüklerine, koruma verilen kadınlarınsa bakkal ya da marketlerde bıçaklandığına her gün tanık oluyoruz. Hukuki yaptırımlar veya sosyal politik uygulamalar hiç bir şekilde kadını korumuyor. Neden dersiniz?

Türkiye İstatistik Kurum'unun geçen yılki verilerine göre Türkiye nüfusunun %49.8'ini oluşturan 38 milyon civarındaki kadının %7'si okuma yazma bilmiyor. Okur yazar olsa dahi eşinin onayı olmaksızın karar alma yetkisine sahip olmayan, evinin yan sokağına dahi çıkmak için eşinin rızasını isteyen, iş gücüne katılmasına izin verilmeyen ve bu yolda önüne engeller koyulan milyonlarca kadınımız var.

Şimdi Türkiye'de mevcut haklarını kullanamayan bu kadınlara yurt dışı yolu açılıyor öyle mi? Eşit eğitim hakkı bulunan kız çocukları okula gönderilmiyor ve erken yaşta evlendiriliyorlar. Küçük yaşta anne olan kadınlarımız iş gücüne katılamaksızın eve hapsediliyorlar. Hamile olarak dışarı çıkmaları tahrik unsuru olarak görldüğü gibi kahkaha da atamıyorlar. Biz onların şiddet görürken ya da öldürülürken sessiz çığlıklarını duymazken kahkahalarını konu eder olduk.

Sığınma evleri ile birlikte öldürülen kadın sayısı da her gün artıyor. Görmediğimiz şu ki kadını korudukça daha çok zarar veriyorsunuz. Korumak yerine eğitimi önündeki engelleri kaldırıp, okuma yazma bilen kadın sayısını artırmak için uğraşırsak daha verimli yol almış olacağız sanki? Kadını erkeğin maaşına mahkum edip; ilk fırsatta kapının önüne konması yerine iş gücüne dahil etsek daha iyi projelere el atmış olacağız gibi? Ama olur mu kadın öğrenirse çocuklarına da öğretir. Kadın bilinçli olursa çocukları da bilinçli olur. Kadın okur ve çalışırsa çocukları da bu yolda ilerler o yüzden kadını olabildiğince koruyun. Bir tane değil üç tane koruma verin, erkeği sadece evden değil mahalleden uzaklaştırın hatta durun! Erkeği değil kadını uzaklaştırın. Yurt dışı mesela çok iyi fikir. Yurt dışına gitme cesareti gösteremeyenler için sığınma evlerinin sayısını % 500'e yükseltin. 

Eğitime katılan kadın sayısını artırmak için uğraşmak, iş gücüne kadını dahil etmek için yeni uygulamalar üretmek zor iş. Onun yerine şiddet gören kadınları göndermek en temiz olanı değil mi?

Kadının bir mal olmadığını kaç kişiye daha bağırarak söylemek gerekiyor ki? Kadını korumayın. Israrla dile getiriyorum korumak yerine eğitim ve iş gücüne katılım yolundaki engelleri kaldırın yeter. Kadın eğer yeterli eğitimi alır, iş gücüne dahil olursa mevcut sorunların büyük kısmı çözülmüş olacak. Büyük kısmı diyorum çünkü çözülemeyecek sorunlar da var. Onlar ise; kadının kırmızı ojesi, topuklu ayakkabısı, mini eteği, aşırı seksi hamile karnı, çok çok davetkar kahkahası, rüzgarda dalgalanan  ve çekici kılan güzel kokulu saçları...Bu sorunların hepsini çoğaltabiliriz. Esasen sorun olmayan bu sorunlar, erkeği hem cinsel istismara hem de şiddete yönelten genel güçler. Kadın eğitim alsa da iş gücüne katılsa da kadın olduğu için istismara ve şiddete her dönem mağruz kalmaya devam edecek. İster Türkiye'de bir sığınma evinde ister mülteci sıfatı ile Avrupa ülkesinde olsun. Kadını fetişleştiren ve meta haline getiren zihniyetler varlığını sürdürdüğü sürece kadının her uzuvu sorun olacak. Çünkü asıl zor olan insan olmak değil, kadın olmak!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.