Mum

20.10.2013 20:37:54
A+ A-

Evde oturmuş akşam haberlerini izlerken Sarıyer'de iki katlı ahşap bir yapının yandığı haberini izliyorum. İçerden bir kişinin cesedinin çıktığını öğrenirken izlemeye devam ediyorum. Mikrofonlara yangının neden çıktığı hakkında konuşan mahalle sakinleri cevap veriyor; Mum'dan. İzlemeyi kesiyorum, kanal değiştiriyorum.

Çocukluğumuzda sıklıkla giden elektrikler bize mum ışığının yardımıyla oyun olarak dönerdi. Annemin yaz-kış buzdolabında sakladığı mumları karanlıkta el yordamıyla bulur ocağın yanındaki kibriti de alıp salonda mumları yakardık. Yanan mumun ışığı kafalarımızı evin duvarlarında gölgeler halinde kocaman canavarlara benzetirdi. Evdeki sohbetler de canavar kafalarının seslendirmesi gibi gelirdi. Eğlenirdik.

Mumun bir de Alevilikteki cem ibadetinde yeri vardır. Cem'in başlarında yakılan 3 mum cemin sonlarına doğru söndürülürdü. Bu ibadetin sadece bir ritüeliydi.

Kalplerini ve beyinlerini milliyetçilik, kin ve nefret duygularıyla doldurmuş insanlar ibadetin bu kısmındaki ritüeli ağıza alınmayacak çirkin yalanlarıyla doldurup adını 'mum söndü' olarak adlandırdılar. Bunu yayanlar tarihin her döneminde olduğu gibi hem cahilliği hem de dini kendilerine birer silah olarak kullandılar. Beslediler bunu, yıllarca beslediler. Mumla beslenen bu kafalar çocukluğumun oyun araçlarımdaki gölgeleri gerçek birer canavara büründürmeyi başararak 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta masum insanları yakarak öldürdüler. Mumdan büyüyen bu öfke, yüzyıllar boyu unutulmayacak kara bir leke sürdü bu ülkenin tarihine.

Beni geçmişe götüren yazının başındaki yanan ahşap yapı haberinin içinde geçen ve maalesef ölen adam da bir Rum!

Bu ülkenin bir azınlıklar takvimi var. Yaprakları acı, kan ve gözyaşıyla dolu. Sayfalarında yanan insanlar, sırtından vurulmuş gazeteciler ve dükkanları yağmalanmış, talan edilmiş insanların hikayeleri var. Bu takvim halen gün ekliyor kendine. Ne zaman kullanımdan kalkacağı ve nasıl kalkacağı bilinmiyor.

Aklıma takılan şu ikilemi de yazmadan geçmek istemiyorum. Din üzerinden yapılan saldırılarda ağızlarından 'Allah Allah' ismini düşürmeyenlere sadece şu cümleyi sormak istiyorum; "Hani Allah'ın verdiği canı yalnız Allah alırdı?"

Sivas'ta ölen şair Behçet Aysan'a ait dizeler bu yazının sorularını "şairin umutsuzluğu neye?" gibi okunsun o halde. Belki bir yerlerimizi düzeltmeye başlangıç olur.

"Kırgınım

Saçılmış bir nar gibiyim

Sessiz akan bir ırmağım geceden

Söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım. "



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.