Müzakeresiz mücadelenin mecburi istikameti

28.04.2013 08:34:15
A+ A-

DEMOKRATİK açılımı, Oslo görüşmelerini ve son olarak da çözüm sürecini unutun.

Hatta ve hatta “Sadece silahlı mücadele çözüme yetmez” diyen devletin tüm kademelerinin bu ifadelerini de hiç duymamış gibi yapın.

Şimdi yeniden bir “süreç” belirleyin bu sorunun çözümüne:

Adı da, “Müzakere değil, mücadele” olsun.

Yarından itibaren TSK, sınır ve sınır dışındaki PKK kamplarını bombalamaya başlasın. Bunun ardından son çıkan yargı paketleri bir kenara bırakılıp, yeniden terör örgütü propagandası yaptığı iddia edilen herkes “terörist poşeti”ne atılsın.

KCK operasyonları yeniden başlasın; belediye başkanları, meclis üyeleri, bölgedeki sivil toplum örgütlerinin yöneticileri bir bir toplansın.

Yetmez…

Yeni bir İçişleri Bakanlığı genelgesi ile Güneydoğu’daki güvenlik önlemleri artırılsın. Bölgeye giren araçlar yeniden askeri birlikler tarafından aransın.

Ve yeniden, sabahın köründe evlerde baskın yapılıp teröristler ya da destekçileri yakalansın.

Çocuklar, gözyaşları içinde seyretsin elleri kelepçeli babalarını…

***

Evet…

Bu saydıklarım “terör sorunu”nun bitmesi için bir yöntemdir.

Fakat soru şu:

Bu yöntem, ülkede birlik ve beraberliği sağlayabilir mi?

- Türkiye’yi bölüyorlar, diyor ya birileri… Bu yöntemle ülke birleştirilebilir mi?

Örneğin “Türk Milleti” ifadesi, bu şekilde anayasaya girer ve herkesi kapsayabilir mi?

Üniter yapı saydığım yapıyla sağlamlaştırılabilir mi?

Ekonomi kuvvetlendirilebilir mi?

Bu yöntemle ülke, Ortadoğu bataklığından kurtulabilir mi?

- Evet, derseniz. Tamam, tersyüz edelim yöntemi ve terörle sadece mücadele edelim.

- Yetmez, diyenlere de kulağımızı tıkayalım; dünyada, terörle sadece mücadele ederek terörü bitirmiş ülkeler de vardır.

Bir tek ETA’yı, IRA’yı incelemeyelim.

Diğerlerini örnek verelim.

***

Biz gözlerimizi kapatıp “yeni bir süreç” hayal ettik ama; bizim düşündüklerimiz zaten MHP, CHP’nin küçük bir kesimi ve bazı ulusalcı örgütlerin düşüncesi… İyi niyetle sorayım onlara:

- Bu yöntemle birleşebilir miyiz?

Herkes hemfikir değil mi?

- Hayır…

Bundandır Türkiye’nin önünde iki yol var:

Ya bölünmek, ya da misakı milli sınırları içerisinde bu sorunun bitmesi için bir yöntem belirlemek.

“Bölünme” tercihi ise, ne yazık ki en çok “birleşelim” diyenlerin yöntemlerinin bir elzem sonucudur.

“Salt mücadele” ayrılıktır;

Daha doğrusu, zihinlerde ayrılmış bir coğrafyanın yeni sınırlarının atlaslara da geçmesidir.

Görmelidirler:

Eski ve denenmiş yöntemler bizi ayrıştırdı, böldü, parçaladı.

Ve yeni bir süreç belirlemenin de sorunu çözmeyeceği ortada…

Söyleyin:

- Ne yapalım?

Ya da herkes ağzındaki baklayı çıkartırken siz de konuşun:

- Ayrılalım mı?

Kaçak güreşmeyin;

Bu da bir tercihtir.

Ya da, sizin seçtiğiniz yolun mecburi istikametidir.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.