Nefret toplumu...

15.09.2013 18:08:30
A+ A-

Ülkemize ihsan edilen bereketli topraklarda maalesef artık kendi ihtiyacımızı karşılayacak kadar bile tarım yapılmıyor. Toprağa düştüğünde bereketlenen taamlardan ziyade nefret, kin, ötekileştirme, düşmanlık ve haset. Her gün biraz daha nefret toplumu haline dönüşüyoruz.

Zulüm ile amel eden polislerin yetkisinin artırılmasını isteyen bir nefret kitlesi oluşmuş durumda bile herhangi bir iktidar değişikliğinde artan yetkilerin gayet kolayca kendilerine de uygulanacağını düşünmeden. Sadece benim gibi düşünmeyenin canı çıksın motivasyonuyla ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.

Ahmet Atakan'ın ölümü üzerinden alçakça alegoriler yaratmaya meyyal o kadar çok mahlukat var ki bu gökyüzünün altında ölen insandan şeytanın bile el çektiğini düşünmeden kimi çevreler tarafından İslam'a ve muhafazakar iktidara sahip çıkma girişimleri yürütülüyor.

Menteş gibi bende '' Nefret dolu insanları dindar olarak görmüyorum.'' Fakat geziye gidenleri çapulcu, askerde erbaş değil de er olarak bırakıldığı için gözyaşlarına boğulan Hrant'ın alçakça katlinden teessüf duyanları hain, Türbanı savunanın gerici, işçiyi ve Kuran'ında kutsadığı insan emeğini, alınterini savunanında komünist sıfatlarıyla yaftalandığı hastalıklı bir toplumda yaşamakta her zaman pekte kolay olmuyor.

16 yaşındaki bir kıza tecavüz eden iki polisi bile kınarken dahi üniformanın kutsandığı bir otorite toplumunda yaşamak biraz sıkıveriyor insanı. Yaşlı ve anlayışsız insanlar tarafından yönetilen adeta Derontokrasiye kurban edilen gençleri görmek kalbimi kırmıyor değil. Nefret, anlayışsızlık ve nifaktan başka ortak payda yaratamayan bir toplumda yaşamak delirtecek zannediyorum bazen.

Farklılıkları birleştirici bir renk olarak göremeyen insanlara bir şeyler anlatamamak yaralıyor ve bir şeyler anlatmakta imkansız hale geliyor bazen. Salih Mirzabeyoğlu ve Hrant Dink için adaleti aynı anda, aynı kişilerle isteyememek ürkütüyor. Çeşit çeşit ayrıştırıcı paradigmalar üretilen, fantastik kurgu romanlarından hallice bir toplumun ferdi olmak her zaman ümit vermiyor.

Gezi'ye geldikleri için ölmeyi h akettiler anlayışı için bazen hidayet, insaf, izan, vicdan istemek yeterli olmuyor. Biri karşınıza Muaviye gibi dikilip ''Evet Ammar'ı benim askerlerim öldürdü, ama onu buraya getiren Ali'dir.'' dercesine evet belki polis öldürdü ama o çapulcuydu, isyancıydı demesinin Cemel, Sıffin, Kerbela'lar yaşayacak bir topluma işaret olması üzüyor insanı.

Bırakın acı paylaşmayı kendisinden görmediğinin acısını sadistçe bir zevk unsuru olarak kullanabilen hastalıklı bir toplum fikri bile ürkütürken insanı fiiliyatı tecrübe etmek derin derin düşündürüyor.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.